İbrahim SOYTÜRK
Nisan ayının son pazar akşamı, insanın içine hem ince bir hüzün hem de sessiz bir umut bırakır. Gün yavaşça çekilirken, sanki yalnızca bir ay değil; yaşanmışlıklar, bekleyişler, özlemler ve yarım kalmış cümleler de usulca geride kalır. Takvimden kopan her yaprak, ömrümüzden geçen bir zamanı hatırlatır. Fakat her vedanın içinde yeni bir başlangıcın tohumu da saklıdır.
İşte Mayıs tam da bu yüzden yalnızca bir ay değildir; insanın içine doğan bir bahar, kalbe serilen bir ferahlık, yorgun ruhlara uzanan şefkatli bir eldir.
Mayıs: Doğanın ve Kalbin Yeniden Dirilişi
Mayıs geldiğinde doğa, en cömert hâliyle konuşur. Ağaçlar çiçeğe durur, kuşlar özgürlüğü daha gür söyler, maviler ve yeşiller birbirine karışır. Bahar, yalnızca toprağı değil, insanın iç dünyasını da uyandırır.
Bu mevsimde insan, kendi içinde de çiçek açmak ister. Eski kırgınlıkları geride bırakmak, umudu yeniden büyütmek, hayata daha yumuşak bakmak ister. Çünkü bahar, dışarıda görülen bir manzara olmaktan önce, insanın içinde başlayan bir iyileşmedir.
Özlemek, Kalbin En Sessiz Duasıdır
“Çiçek açmış dal gibi, peteklerde bal gibi, çöllerde bahar gibi özleniyorsunuz” sözü, dostluğun ve hasretin en güzel hâlidir. Bazı insanlar vardır; yanımızda olmasalar da kalbimizde hep bir yerleri sıcaktır. Onların yokluğu eksiklik değil, varlıklarının kıymetini anlatan derin bir izdir.
Özlemek bazen bir telefon beklemektir, bazen eski bir hatıraya gülümsemek, bazen de kalabalıklar içinde bir dostun sesini aramaktır. Gönül dostları, hayatın sert rüzgârlarında insanın sığındığı bahar dallarıdır.
Yeni Aya Eski Değerlerle Girmek
Mayıs’a girerken yalnızca mevsim değişmez; insanın niyetleri de yenilenir. Hayallerimizi canlı tutacak coşkuya, zor günlerde bizi ayakta tutacak sabıra, adım atmamızı sağlayacak cesarete, yolumuzu aydınlatacak sevgiye ve adil kalmamızı sağlayacak sağduyuya her zamankinden fazla ihtiyacımız var.
Çünkü çağımızın en büyük yorgunluğu, insanın insana iyi gelmeyi unutmasıdır. Oysa bir tebessüm, bir selam, bir güzel söz; bazen bir insanın bütün gününü değiştirebilir. Mayıs bize bunu hatırlatsın: İyilik ertelenmemeli, sevgi saklanmamalı, dostluk ihmal edilmemelidir.
Doğayı Korumak, Geleceği Sevmektir
Ağaçları kesmezsek, çiçeği dalında seversek, doğaya zarar vermezsek bu güzellikleri yarınlara taşıyabiliriz. Bahar, bize emanet edilmiş bir güzelliktir. Bir ağacın gölgesi, yalnızca bugünün serinliği değil; yarının nefesidir. Bir çiçek, yalnızca bugünün rengi değil; geleceğin umududur.
Doğayı sevmek, sadece güzel manzaralara hayran kalmak değildir. Onu korumak, incitmemek, tüketmemek ve gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakmaktır. Gerçek sevgi, koparmadan sevebilmektir.
İnsanı Gençleştiren ve Yoran Yollar
Hayatta yollar vardır insanı bahtiyar eder; yollar vardır insanı zamansız ihtiyar eder. Bazen seçtiğimiz yol bizi içten içe büyütür, bazen de sessizce yorar. Ama her yeni başlangıç, doğru yola yönelmek için bir fırsattır.
Mayıs, bize biraz da bunu söylesin: Kalbimizi yormayan insanlara, ruhumuzu incitmeyen sözlere, içimizi karartmayan yollara yönelmek gerekir. Çünkü insanın en büyük ihtiyacı, huzurla yürüyebileceği bir hayat yoludur.
Hoş Geldin Mayıs
Nisan’ın son günlerinden Mayıs’ın ilk sabahına geçerken, mavilerin ve yeşillerin dilinden, kuşların özgürlüğünden, çiçeklerin sabrından öğrenilecek çok şey var.
Dileğimiz odur ki Mayıs; evlerimize bereket, gönüllerimize huzur, dostluklarımıza samimiyet, yollarımıza güzellik getirsin. Hayallerimizi soldurmasın, sabrımızı tüketmesin, sevgimizi eksiltmesin.
Hoş geldin Mayıs…
Bu kez biraz daha derinden, biraz daha içten, biraz daha kalpten gel.

Bir Ziyaretten Fazlası: Hafızaya, Kültüre ve Vefaya Açılan Kapı
Bulgaristan seçim analizi
Bulgaristan’da Sandık Siyasi Krizi Aştı: Radev Dönemi Başlıyor
Çanakkale Kara Muharebeleri: Stratejik Derinlik, Operatif Dönüşüm ve Komuta İnisiyatifi
България избра стабилността: Води ли Румен Радев страната към „президентски стил“ управление?
Cepheden Bir Babanın Sesi
Bir Annenin Gözünden Çanakkale
Nisan’ın Vedası, Mayıs’ın Kalbimize Düşen İlk Işığı