Derya YILDIRIM

Gittiğin gün,
kapının eşiğinde kaldı gölgen oğlum…
Ben içeri giremedim bir daha,
çünkü sen dışarıda kaldın.

Elimde bir mendil,
ama gözyaşı yetmiyor silmeye seni.
Adını fısıldıyorum rüzgâra,
belki Çanakkale’ye varır diye.

Sen şimdi hangi tepede uyursun,
hangi siperde üşürsün bilmem…
Üstüne örttüğüm son bakışım
yorganın oldu mu geceleri?

Derler ki savaş varmış,
derler ki vatanmış, bayrakmış…
Ben bilmem oğlum,
benim için sen vardın sadece.

Ama bir şey değişti içimde:
Sen giderken çocuktum,
sen dönmeyince
ben büyüdüm birden.

Komşular sorar bazen,
“Dönecek mi?” diye…
Ben susarım.
Çünkü bazı yolların dönüşü yoktur.

Bir kuş geçer bazen gökyüzünden,
yüreğim titrer ansızın—
“Belki sen haber yolladın” derim,
“Belki hâlâ üşüyorsun…”

Ellerim hâlâ sıcacık oğlum,
bir gün tutarsın diye sakladım.
Ama öğrendim ki bazı kavuşmalar
yalnızca dua ile olurmuş.

Ve ben her gece
aynı yere bakıyorum:
Toprağa değil…
Sana emanet edilen vatana.

Çünkü şimdi anlıyorum—
Sen sadece benim değildin,
bir milletin kalbinde
adını bıraktın.

Ve ben…
Bir anne olarak değil artık,
bir dua olarak yaşıyorum
seninle birlikte.

Yazar