İbrahim SOYTÜRK
“Bir milleti ayakta tutan yalnızca ordusu değildir. Onu asıl yaşatan; okuduğu kitap, yazdığı dil ve yetiştirdiği aydınlardır.”
Elimde bulunan bu sayfalar, sıradan bir ders kitabının içindekiler bölümü değildir. Bunlar, Bulgaristan Türklerinin eğitim tarihine, kültürel hafızasına ve milli kimlik mücadelesine tutulmuş sessiz bir aynadır.
1942 yılında Nüvvab Mektebi için hazırlanan okuma kitabında yer alan eser ve yazar listesine baktığımızda; Şinasi’den Namık Kemal’e, Mehmet Âkif’ten Yahya Kemal’e, Tevfik Fikret’ten Halit Ziya’ya kadar Türk edebiyatının en önemli isimlerini görüyoruz. Bu tercih rastgele yapılmış değildir. Bu, bilinçli bir eğitim anlayışının eseridir.
Bir Okuma Kitabından Fazlası
Bugün birçok kişi bir ders kitabını yalnızca bilgi veren bir araç olarak görür. Oysa eski eğitim anlayışında kitap, karakter yetiştiren bir rehberdi.
Nüvvab Mektebi’nin bu kitabı da yalnızca okuma öğretmiyor; aynı zamanda düşünmeyi, ahlakı, estetik duyguyu, milli şuuru ve medeniyet bilincini kazandırıyordu.
Şinasi’nin fikirleriyle başlayan yolculuk…
Namık Kemal’in hürriyet anlayışı…
Mehmet Âkif’in iman ve vatan sevgisi…
Yahya Kemal’in tarih şuuru…
Tevfik Fikret’in edebî gücü…
Hepsi aynı kitapta buluşuyor.
Bu tablo bize şunu gösteriyor:
Bulgaristan Türkleri yalnızca Türkçe konuşmayı değil, Türk kültürüyle düşünmeyi de öğreniyorlardı.
Eğitim, Asimilasyona Karşı En Güçlü Kalkandır
Bir milleti yok etmek isteyenler önce okullarını hedef alır.
Sonra dilini…
Sonra kitaplarını…
Sonra öğretmenlerini…
Çünkü bilirler ki silahla alınamayan milletler, eğitimden uzaklaştırılarak zayıflatılır.
Bulgaristan Türklerinin yaşadığı baskılar bunun en açık örneklerinden biridir.
Türk okullarının kapatılması…
Türkçe eğitimin sınırlandırılması…
Kitapların yasaklanması…
Öğretmenlerin görevden uzaklaştırılması…
Bütün bunlar tesadüf değildi.
Çünkü eğitim devam ettiği sürece kimlik de yaşamaya devam edecekti.
Nüvvab Mektebi Bir Medeniyet Projesiydi
Nüvvab yalnızca din adamı yetiştiren bir okul değildi.
Aynı zamanda;
- öğretmen,
- gazeteci,
- şair,
- yazar,
- hukukçu,
- fikir adamı
yetiştiren büyük bir eğitim kurumuydu.
Bu okuldan mezun olan insanlar Bulgaristan Türk toplumunun kültürel omurgasını oluşturdu.
Gazeteler çıkardılar.
Kitaplar yazdılar.
Dernekler kurdular.
Milletin sesi oldular.
Bugün hâlâ isimlerini saygıyla anmamızın sebebi budur.
Gazeteler Bir Milletin Hafızasıdır
Fotoğraftaki diğer sayfada Bulgaristan’da yayımlanan ilk Türkçe gazetelerin listesi yer alıyor.
1879’da Varna’da yayımlanan Bulgaristan Resmî Gazetesi Tercümesi…
Ardından Tarla…
Dikkat…
İttifak…
Sebat…
Gayret…
Her gazete yalnızca haber vermiyordu.
Bir milletin sesini yaşatıyordu.
Bir millet konuşabildiği sürece yaşar.
Yazabildiği sürece güçlenir.
Gazete çıkarabilen toplumlar, düşünce üretebilen toplumlardır.
Bugüne Düşen Sorumluluk
Geçmişte imkânsızlıklar içinde kitap hazırlayanlar vardı.
Bugün ise teknoloji elimizin altında.
Fakat şu soruyu sormamız gerekiyor:
Biz onların bıraktığı mirası ne kadar yaşatıyoruz?
Gençlerimiz Namık Kemal’i tanıyor mu?
Mehmet Âkif’i anlayabiliyor mu?
Bulgaristan Türklerinin eğitim mücadelesini biliyor mu?
Yoksa dijital dünyanın hızlı akışı içinde kendi tarihinden habersiz mi büyüyor?
Bu soruların cevabı, geleceğimizi belirleyecektir.
Geleceğe Bırakılacak En Büyük Miras
Bugün yapılması gereken, geçmişin bu eğitim mirasını yeniden gün yüzüne çıkarmaktır.
Nüvvab Mektebi’nin ders kitapları, öğretim programları, mezunları ve eğitim anlayışı akademik olarak incelenmeli; dijital ortama aktarılmalı ve genç nesillere ulaştırılmalıdır.
Çünkü geçmişini bilmeyen nesiller, geleceğini başkalarının yazdığı hikâyeler içinde aramak zorunda kalır.
Elinizdeki bu birkaç sayfa, aslında bir milletin hafızasının özetidir.
Bu satırlar bize şunu fısıldıyor:
Okullar kapanabilir; fakat fikirler kapanmaz. Kitaplar yakılabilir; fakat bilgi küllerinden yeniden doğar. Gazeteler susturulabilir; fakat hakikat bir gün mutlaka yeniden konuşur.
Bulgaristan Türklerinin eğitim mücadelesi bunun en güçlü ispatıdır. Bugün bize düşen görev ise bu mirası sadece hatırlamak değil; yazmak, araştırmak, öğretmek ve gelecek nesillere emanet etmektir. Çünkü bir milletin gerçek bağımsızlığı, kendi dilinde düşünen, kendi tarihini bilen ve kendi kültürünü yaşatan nesiller yetiştirebildiği ölçüde mümkündür.

Mürekkep, Kimliği Yaşatır: Nüvvab Mektebi’nden Bulgaristan Türklerinin Kültür Direnişine
İNSAN, ANCAK “KENDİSİ” KADARDIR
Bir Mahallenin Kapısından Türkiye’nin Geleceğine: Muhtarlık Kurumu ve Sivil Toplumun Ortak Vizyonu
Yunan İşgalleri ve Lozan’ın 59. Maddesi
Bulgaristan’da Eğitim: Bir Milletin Geleceğini Belirleyen Sessiz Mücadele
Dostluk: Zamanın Eskitemediği En Büyük Servet
Kalotina Sınır Kapısı’nda Bulgaristan’a Giriş Yapan Araç Trafiği Yoğunluğunu Koruyor
Bulgaristan’da Cumhurbaşkanlığı Seçimi 25 Ekim’de Yapılacak
Türk SİHA’ları İnsanlı-İnsansız Ortak Harekât Konseptinde de Başrol Üstlenecek