Arzu ÜNAL – Bulgaristan Stratejik Araştırma Merkezi Başkan Yrd.
Hoca Ahmet Yesevî’den Mevlânâ’ya, Mâtürîdî’den İbn Haldun’a İnsan ve Medeniyet Üzerine Bir Okuma
Bir insanın boyunu cetvelle ölçebilirsiniz.
Servetini hesaplarla…
Makamını unvanlarla…
Fakat insanın gerçek değerini bunların hiçbiri ölçemez.
İnsan; vicdanının derinliği, aklının olgunluğu, ahlâkının sağlamlığı ve geride bıraktığı hayır kadar büyüktür.
Bu yüzden kadim irfanımız, insanı hiçbir zaman yalnızca etten ve kemikten ibaret bir varlık olarak görmedi.
Türk-İslam medeniyetinin büyük düşünürleri, insanı Allah’ın emaneti, yeryüzünün halifesi ve medeniyetin kurucu öznesi olarak tanımladı.
Onlara göre insan, yalnızca yaşayan değil; anlam üreten, adalet kuran ve geleceği inşa eden bir varlıktır.
İşte bu yüzden;
İnsan ancak “kendisi” kadardır.
Hoca Ahmet Yesevî:
İnsan Gönül Yapabildiği Kadardır
Türkistan bozkırlarında yetişen Hoca Ahmet Yesevî, insanı önce gönlüyle tanımladı.
Ona göre ilim, gönle inmiyorsa eksiktir.
İbadet, insanı kibirli yapıyorsa maksadına ulaşmamıştır.
Hak yolunun ilk şartı ise gönül kırmamak, gönül kazanmaktır.
Yesevî’nin hikmetlerinde insanın değeri, başkalarının hayatına kattığı huzurla ölçülür.
Bir yetimin gözyaşını silemeyen,
Bir mazlumun yükünü paylaşamayan,
Bir garibin elinden tutamayan insanın, bilgisi de ibadeti de eksik kalır.
Çünkü Yesevî irfanında en büyük mabet insan gönlüdür.
Bugün modern dünyanın en büyük yıkımı da budur.
Şehirler büyüyor…
Binalar yükseliyor…
Fakat gönüller küçülüyor.
İnsan teknoloji üretiyor ama huzur üretemiyor.
Demek ki medeniyet, betonla değil; gönülle kurulur.
Mevlânâ:
İnsan Kendini Tanıyabildiği Kadardır
Mevlânâ’nın bütün eserleri tek bir cümlenin etrafında döner:
“Kendini bilen Rabbini bilir.”
İnsan önce kendi içindeki karanlığı tanımadan dünyayı değiştiremez.
Bugün insanlar dünyayı düzeltmek istiyor.
Fakat kendilerini düzeltmeye yanaşmıyor.
Başkalarının kusurlarını görüyorlar;
Kendi kusurlarına ise gözlerini kapatıyorlar.
Oysa en büyük savaş, insanın kendi nefsiyle yaptığı savaştır.
Gerçek fetih şehirlerin değil;
Nefsin fethedilmesidir.
Mevlânâ’nın insanı sürekli dönüşür.
Her gün yeniden doğar.
Her gün yeniden öğrenir.
Her gün yeniden olgunlaşır.
Bu yüzden insan, dün olduğu kişi kadar değil; yarın olacağı kişi kadar değerlidir.
İmam Mâtürîdî:
İman Akılla Buluştuğunda Güçlenir
Türk düşünce tarihinin en büyük isimlerinden biri olan İmam Mâtürîdî, insanı akıl sahibi bir varlık olarak ele aldı.
Ona göre Allah insana yalnızca iman etmeyi değil, düşünmeyi de emretmiştir.
Akıl, vahyin rakibi değildir.
Akıl, vahyi anlamanın en büyük nimetidir.
Bu anlayış Türk devlet geleneğini de şekillendirdi.
Çünkü körü körüne bağlılık yerine;
Araştıran,
Sorgulayan,
Delil arayan,
Adaletle hükmeden insan modeli inşa edildi.
Bugün yaşadığımız birçok kriz, bilginin azalmasından değil; düşünmenin azalmasından kaynaklanmaktadır.
Bilgi çoğaldı.
Hikmet azaldı.
Ezber arttı.
Muhakeme geriledi.
Mâtürîdî bize şunu hatırlatıyor:
İnsan, düşündüğü kadar özgürdür.
Aklını kullanmadığı gün, başkalarının düşüncelerinin esiri olur.
İbn Haldun:
Medeniyet İnsanla Başlar, İnsanla Çöker
İbn Haldun yalnızca tarih yazmadı.
Tarihin işleyiş kanunlarını ortaya koydu.
Ona göre devletleri yıkan şey dış düşmanlar değildir.
İçeride çöken ahlâktır.
Çürüyen adalettir.
Kaybolan liyakattir.
Zayıflayan ortak vicdandır.
Bir toplumun çöküşü ekonomik krizle başlamaz.
İnsan krizleriyle başlar.
Çünkü insan bozulursa aile bozulur.
Aile bozulursa toplum bozulur.
Toplum bozulursa devlet zayıflar.
Devlet zayıflarsa medeniyet çözülür.
İbn Haldun’un “asabiyet” dediği ortak dayanışma ruhu kaybolduğunda, hiçbir zenginlik toplumu ayakta tutamaz.
Türk Medeniyetinin İnsan Modeli
Türk düşüncesi hiçbir zaman sadece güçlü insan yetiştirmeyi hedeflemedi.
Güçlü ama merhametsiz insan tehlikelidir.
Bilgili ama ahlâksız insan zararlıdır.
Zengin ama cimri insan eksiktir.
Cesur ama adaletsiz insan yıkıcıdır.
İdeal insan;
Akıllı olacak…
Vicdanlı olacak…
Çalışkan olacak…
İstişareyi bilecek…
Paylaşmayı sevecek…
Devletini korurken insanlığını kaybetmeyecek.
İşte Türk-İslam medeniyetinin hedeflediği insan tipi budur.
Medeniyet Önce İnsanı İnşa Eder
Bugün gökdelenler yapıyoruz.
Yapay zekâ geliştiriyoruz.
Uzaya araç gönderiyoruz.
Ama çocuklarımıza merhameti öğretebiliyor muyuz?
Yaşlılarımızın duasını alabiliyor muyuz?
Komşumuzun derdini paylaşabiliyor muyuz?
Teknoloji medeniyet değildir.
Medeniyet, teknolojiyi hangi ahlâkla kullandığınızdır.
Silah üretmek güç değildir.
Adaleti koruyabilmek güçtür.
Ekonomi büyütmek başarı değildir.
İnsanı büyütebilmek başarıdır.
Çünkü insan küçülürse, kurduğu bütün sistemler de küçülür.
İnsan Kendini İnşa Ettikçe Medeniyet Yükselir
Bugün dünyanın en büyük ihtiyacı yeni makineler değildir.
Yeni vicdanlardır.
Yeni silahlar değildir.
Yeni adalet anlayışıdır.
Yeni binalar değildir.
Yeni insanlar yetiştirmektir.
Hoca Ahmet Yesevî bize gönlü öğretti.
Mevlânâ nefsi terbiye etmeyi öğretti.
İmam Mâtürîdî aklı emanet olarak kullanmayı öğretti.
İbn Haldun ise insanın bozulduğu yerde devletin ve medeniyetin de çökeceğini gösterdi.
Bu dört büyük irfan ve fikir öncüsünün ortak mesajı şudur:
İnsan, Allah’ın yeryüzündeki emanetçisidir.
Kendi nefsini imar edemeyen, dünyayı imar edemez.
Vicdanını büyütemeyen, medeniyet kuramaz.
Aklını hakikatle buluşturamayan, adalet üretemez.
Ve unutulmamalıdır ki;
Bir milletin gerçek serveti altını değildir.
Toprağı değildir.
Ordusu değildir.
En büyük serveti, yetiştirdiği insandır.
Çünkü devletler kanunlarla yönetilir; fakat medeniyetler, ahlâklı ve faziletli insanlar sayesinde yaşar.
Son sözü yine insan söyler:
İnsan, yalnızca nefes aldığı kadar değil; iman ettiği, düşündüğü, ürettiği, paylaştığı, adalet dağıttığı ve gönüllere dokunduğu kadar insandır.
Ve gerçekten de…
İnsan ancak “kendisi” kadardır.

İNSAN, ANCAK “KENDİSİ” KADARDIR
Bir Mahallenin Kapısından Türkiye’nin Geleceğine: Muhtarlık Kurumu ve Sivil Toplumun Ortak Vizyonu
Yunan İşgalleri ve Lozan’ın 59. Maddesi
Bulgaristan’da Eğitim: Bir Milletin Geleceğini Belirleyen Sessiz Mücadele
Dostluk: Zamanın Eskitemediği En Büyük Servet
Kalotina Sınır Kapısı’nda Bulgaristan’a Giriş Yapan Araç Trafiği Yoğunluğunu Koruyor
Bulgaristan’da Cumhurbaşkanlığı Seçimi 25 Ekim’de Yapılacak
Türk SİHA’ları İnsanlı-İnsansız Ortak Harekât Konseptinde de Başrol Üstlenecek
BM Genel Sekreteri Guterres, Üçlü Zirve İçin Kıbrıs’ta