Ertaş ÇAKIR

Hasmı ateş yakmış…
Avcı tuzak kurmuş…

Kurt hepsini görmüş.

Ama en çok, insanın içindeki karanlığa şaşırmış.

Çünkü ateş uzaktan görünür.
Tuzak dikkat edene kendini belli eder.
Ama iki yüz, en çok yakına yakışır.

Kurt bu yüzden yalnızdır.

Gücünden değil, gördüklerinden yalnızdır.
Yorulduğundan değil, anladıklarından sessizdir.

O artık kavga etmez.
Kendini anlatmaya çalışmaz.
Kimseyi ikna etmeye uğraşmaz.

Çünkü bilir…

Bazı insanlar seni anlamaz,
Bazıları anlamak istemez,
Bazıları da seni ancak işine geldiği kadar duyar.

Ve kurt, işte tam burada susmayı öğrenir.

Eskiden kapısını herkese açardı.
Yolunu herkesle paylaşırdı.
Sofrasına, yüreğine, güvenine yer verirdi.

Sonra bir gün fark etti:

Kapıdan girenlerin niyeti farklı,
Yolda yürüyenlerin hesabı başka,
Sırtını yasladıklarının yüzü değişkendi.

O gün, kurt sertleşmedi…

Sadece içeri çekildi.

Daha az konuştu.
Daha çok izledi.
Daha derinden hissetti.

Artık biri geldiğinde önce gözlerine bakıyor.
Bir söz duyduğunda kalbinin titreyişine bakıyor.
Bir adım gördüğünde, ardındaki niyeti sezmeye çalışıyor.

Çünkü kurt, insanı en çok sessizliğinden tanır.

Ve artık şunu biliyor:

Herkesin yolu açık olsun…

Ama herkes, onun yolunda yürümesin.

Çünkü bazı yollar kalabalık kaldırmaz.
Bazı kalpler, fazla insanı taşıyamaz.

Yazar