İsmail CİNGÖZ
Uluslararası Siyaset Uzmanı
Giriş
Suriye’de 2026–2027 eğitim-öğretim yılıyla birlikte ülke genelinde ortak müfredata geçilmesi, uzun yıllar boyunca farklı yönetim alanları ve eğitim programları arasında parçalanmış olan eğitim sisteminin yeniden bütünleştirilmesi açısından anlaşılabilir ve gerekli bir adımdır. Ancak basına yansıyan bilgilere göre, Halep’in kuzeyindeki bazı bölgelerde daha önce seçmeli ders olarak okutulan Türkçenin yeni ortak programda yer almaması ve önceki merkezî müfredatta bulunan Fransızcanın yeniden uygulanması, özellikle Suriye Türkmenleri arasında ciddi soru işaretlerine yol açmıştır. Suriye Türkmen Meclisi de ortak müfredat uygulamasını desteklemekle birlikte Türkçenin seçmeli ders olarak sürdürülmesi ve Türkmenlerin dilsel-kültürel haklarının korunması talebini Suriye Eğitim Bakanlığı nezdinde gündeme taşımıştır (Al Jazeera, 2026; Bilgen, 2026).
Tartışmanın temelinde yalnızca Türkçe ile Fransızca arasında bir yabancı dil tercihi bulunmuyordu. Mesele, Suriye’nin tarihî topluluklarından biri olan Türkmenlerin yeni devlet düzeni içerisinde kültürel ve dilsel varlıklarının nasıl konumlandırılacağıyla doğrudan bağlantılıydı. Üstelik aynı dönemde Kürtçenin 13 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve Suriye Eğitim Bakanlığının uygulama düzenlemeleri doğrultusunda, Kürt nüfusun kayda değer olduğu bölgelerde eğitim sistemi içerisinde belirli bir hukukî ve idarî zemine kavuşturulması, dil hakları konusunu yeni Suriye’nin vatandaşlık anlayışının önemli başlıklarından biri hâline getirmiştir. SANA’nın yayımladığı uygulama düzenlemesinde Kürtçenin ilgili bölgelerde devlet okulları ile özel okullarda onaylı müfredatın bir parçası olarak okutulabilmesine imkân tanınmıştır (SANA, 2026a).
Bu noktada Kürtçeye tanınan hakların Türkmenler açısından bir kayıp olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altını yeniden çizmek gerekir. Bir topluluğun kültürel ve dilsel haklarının tanınması, başka bir topluluğun haklarını azaltmaz. Aksine, yeni Suriye’nin bütün toplumsal bileşenlerine ortak vatandaşlık ilkeleri üzerinden yaklaşabilmesi, devletin meşruiyetini ve vatandaşların aidiyet duygusunu güçlendirecektir. Dolayısıyla Türkçe meselesinin gündeme getirilmesi, Kürtçeye veya başka bir dile karşı çıkmak değil; aynı kapsayıcı yaklaşımın Türkmenler bakımından da işletilmesini istemektir.
Kamuoyundan Diplomatik Gündeme
13 Eylül 2026 tarihinde yayımlanan “Yeni Suriye’nin Eşit Vatandaşlık Sınavı: Türkmenler Var, Türkçe Neden Yok?” başlıklı önceki değerlendirmemizde tam da bu noktaya dikkat çekilmiş; Türkçenin geleceğinin yalnızca eğitim tekniği açısından değil, Türkmenlerin vatandaşlık, kimlik ve aidiyet ilişkileri bakımından da değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmişti.
Aynı gün Türkiye-Suriye ilişkilerinde önemli bir diplomatik hareketlilik yaşandı. T.C. Dışişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 13–14 Eylül 2026 tarihlerinde Suriye’yi ziyaret edeceğini resmen duyurdu (T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2026a). Bu ziyaret, Fidan ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani arasında son dönemde gerçekleştirilen yoğun temasların devamı niteliğindeydi. Nitekim 8 Eylül 2026’da Ankara’da gerçekleştirilen görüşmede iki ülke arasındaki ilişkiler ve güncel gelişmeler ele alınmıştı (Anadolu Ajansı, 2026).
Fidan’ın Şam’daki temasları, Türkiye-Suriye ilişkilerinin güvenlik konularıyla sınırlı kalmadan giderek daha kurumsal bir nitelik kazanmakta olduğunu da göstermektedir. Nitekim Fidan, 6 Ağustos 2026’da Ankara’da Şeybani ile düzenlediği ortak basın toplantısında iki ülke arasında yapısallaştırılmış ortak çalışma grupları ve mekanizmaların bulunduğunu, kurumlar arasında yoğun bir koordinasyon yürütüldüğünü ifade etmişti. Aynı açıklamada Şam’da Türk Okulu açılması için izin süreçlerinin tamamlandığını ve Türkiye-Suriye Ortak Üniversitesi kurulmasına yönelik çalışmaların hızlandırıldığını da belirtmişti (T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2026b).
Dolayısıyla Türkçenin seçmeli ders statüsüne ilişkin tartışmanın böylesine yoğun diplomatik ve kurumsal temasların yaşandığı bir dönemde iki ülkenin gündemine taşınması önemlidir.
Türkçenin Devamına İlişkin Diplomatik Teyit
13 Eylül 2026 akşamı AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Kürşad Zorlu tarafından yapılan açıklama, tartışmanın seyrini değiştirmiştir. Zorlu, kamuoyuna yansıyan haberlerin ardından ilgili Türk kurumlarının konuyu koordinasyon içerisinde takip ettiğini belirtmiş; Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Suriye temasları kapsamında, Türkçenin seçmeli dil olarak kullanılmasının önünde bir engel bulunmadığının Suriye makamlarınca bildirildiğini açıklamıştır.
Zorlu ayrıca Türkçenin mevcut uygulamadaki şekliyle seçmeli ders olarak kullanılmaya devam edeceğini ve ilerleyen süreçte yeni bir düzenleme ihtiyacı ortaya çıkması hâlinde konunun iki ülkenin ilgili kurumları arasındaki istişarelerle ele alınacağını ifade etmiştir (Anka Haber Ajansı, 2026).
Bu açıklama birkaç açıdan önemlidir. Her şeyden önce, kamuoyunda oluşan “Türkçe Suriye eğitim sisteminden tamamen çıkarılıyor” endişesinin mevcut uygulama bakımından giderilmesine imkân sağlamaktadır. İkinci olarak, meselenin Türkiye-Suriye ilişkileri içerisinde doğrudan diplomatik temas konusu hâline geldiğini göstermektedir. Üçüncü olarak ise ileride ortaya çıkabilecek yeni düzenleme ihtiyaçlarının kriz diliyle değil, iki ülkenin kurumları arasındaki istişare mekanizmaları üzerinden ele alınacağına işaret etmektedir.
Bu gelişmeyi Ankara ile Şam arasında bir tarafın diğerine geri adım attırması şeklinde değil, iki komşu ülke arasındaki diplomatik mekanizmaların hassas bir eğitim ve kültür konusunu büyümeden yönetebilmesinin göstergesi olarak okumak daha doğru olacaktır. Böyle bir yaklaşım hem Suriye’nin egemenlik ve kurumsallaşma sürecine saygıyı korur hem de Türkiye’nin Türkmenlerle tarihî ve kültürel bağlarının doğal sonucu olan hassasiyetlerini diplomatik zeminde ifade edebilmesine imkân verir.
Diplomatik Teyitten Kurumsal Uygulamaya
Bununla birlikte diplomatik değerlendirmelerde kavramları ölçülü kullanmak gerekir. 14 Eylül 2026 sabahı itibarıyla bu çalışmada taranan kamuya açık Suriye kaynaklarında Kürtçeye ilişkin ayrıntılı uygulama talimatları ve 11 Eylül 2026’da Kürtçe öğretiminin yapılacağı okullara ilişkin düzenlemeler yayımlanmış durumdadır. SANA’nın 11 Eylül 2026 tarihli haberinde Suriye Eğitim Bakanlığının Kürtçe öğretilecek okullara ilişkin listeleri açıkladığı açıkça belirtilmektedir (SANA, 2026b).
Türkçe açısından ise elimizdeki en yeni teyit, Kürşad Zorlu’nun Suriye makamlarıyla yapılan temaslara dayanarak açıkladığı mevcut seçmeli ders uygulamasının devam edeceği yönündeki bilgidir. Bu çalışma kapsamında taranan Suriye Eğitim Bakanlığı ve SANA’nın kamuya açık kaynaklarında, Türkçeye ilişkin Kürtçe düzenlemesine benzer ayrıntıda ayrıca yayımlanmış yeni bir uygulama metni henüz tespit edilememiştir. Bu nedenle mevcut gelişmeyi “siyasi ve diplomatik düzeyde belirsizliğin giderilmesi” olarak tanımlamak, bütün hukukî ve idarî sürecin tamamlandığını söylemekten daha isabetlidir.
Bu ihtiyat, ortaya çıkan olumlu gelişmenin değerini azaltmaz. Tam tersine bundan sonraki aşamanın ne olması gerektiğini daha açık biçimde ortaya koyar: Türkçenin seçmeli ders olarak devam edeceğine ilişkin mevcut yaklaşımın eğitim sistemi içerisinde uygulanabilir, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir zemine kavuşturulması.
Eşit Vatandaşlık Açısından Yeni Bir Fırsat
Suriye Türkmen Meclisinin ilk açıklamalarında ortaya koyduğu yaklaşım da bu çerçeveyle uyumludur. Türkmen temsilcileri ortak müfredatın ülkenin kurumsal bütünlüğü açısından taşıdığı önemi kabul etmiş; buna karşılık müfredat birliğinin Suriye’nin farklı tarihî topluluklarının dil ve kültürlerini korumasına engel oluşturmaması gerektiğini vurgulamıştır. Türkçenin yalnız Türkmen öğrenciler açısından değil, yıllarca Türkiye’de eğitim gördükten sonra Suriye’ye dönen öğrencilerin eğitim sürekliliği ve yeni sisteme uyumları bakımından da önemli olduğu ifade edilmiştir (Al Jazeera, 2026).
Bu yaklaşım Şam açısından da yapıcı bir imkân sunmaktadır. Türkçenin belirli bölgelerde seçmeli ders olarak okutulması, Arapçanın devletin resmî dili olmasına veya ülke genelinde ortak müfredat uygulanmasına alternatif değildir. Benzer şekilde Kürtçe öğretiminin düzenlenmesi de Suriye’nin birlik ve bütünlüğüyle çelişmek zorunda değildir. Farklılıkların ortak vatandaşlık çatısı altında yönetilebilmesi, yeni Suriye’nin geçmişteki dışlayıcı uygulamalardan ayrışabileceği önemli alanlardan biridir.
Burada temel ölçü toplulukları nüfus büyüklükleri üzerinden yarıştırmak olmamalıdır. Türkmenlerin Türkçeyi yaşatabilmesi ile Kürt vatandaşların Kürtçeyi yaşatabilmesi birbirine rakip hedefler değildir. Esas olan, bütün vatandaşların kültürel kimliklerini ortak devlet ve ortak vatandaşlık düzeni içerisinde sürdürebileceklerine güven duymalarıdır.
Türkiye-Suriye İlişkileri Açısından Yapıcı Bir Tecrübe
Yaşanan kısa süreç, Türkiye-Suriye ilişkilerinin yeni niteliği hakkında da önemli bir gösterge sunmaktadır. Fidan’ın 2026 Ağustos ayında sözünü ettiği kurumsallaşmış çalışma mekanizmalarının yalnız güvenlik, ticaret ve ekonomi gibi büyük dosyalarda değil, eğitim ve kültür gibi doğrudan toplumları ilgilendiren alanlarda da kullanılabilmesi önemlidir.
Suriye tarafı da 6 Ağustos 2026’da iki ülke arasında siyasi, ekonomik ve altyapısal iş birliğini derinleştirmek amacıyla Yüksek Düzeyli Koordinasyon Konseyi kurulması konusunda mutabakat sağlandığını duyurmuştur (SANA, 2026c).
Türkçeye ilişkin son tartışmanın kısa sürede diplomatik temas kanallarına taşınması, bu tür mekanizmaların neden önemli olduğunu somut biçimde göstermektedir. Sorunların kamuoyunda büyüyerek iki ülke ilişkilerini zorlayan bir başlığa dönüşmesinden ziyade, doğrudan temas ve istişare yoluyla yönetilebilmesi hem Ankara hem Şam açısından kazanımdır.
Sonuç: Şimdi Sıra Kurumsallaşmada
Türkçenin seçmeli ders olarak kullanılmasının önünde bir engel bulunmadığının Suriye makamlarınca bildirildiğinin açıklanması, birkaç gün önce kamuoyunda oluşan belirsizlikle karşılaştırıldığında önemli ve memnuniyet verici bir gelişmedir. Bu süreçte meseleyi yapıcı şekilde gündeme taşıyan Suriye Türkmen Meclisinin girişimleri ile Türkiye-Suriye diplomatik kanallarının kısa sürede devreye girmesini birlikte değerlendirmek gerekir.
Ancak uzun vadeli hedef yalnız bugünkü ders programının korunmasıyla sınırlı kalmamalıdır. Bundan sonraki aşamada Türkçenin hangi bölgelerde ve hangi eğitim kademelerinde öğretilebileceği, öğretmen ve ders materyali ihtiyacının nasıl karşılanacağı ve Türkiye’de eğitim aldıktan sonra Suriye’ye dönen öğrencilerin yeni sisteme uyumlarının nasıl kolaylaştırılacağı gibi başlıkların eğitim kurumları arasında istişare edilmesi yararlı olacaktır.
Yeni Suriye’nin başarısı yalnız sınırların ve devlet kurumlarının yeniden bütünleşmesine değil; Türkmenler, Kürtler, Araplar ve ülkenin diğer bütün toplumsal bileşenlerinin kendilerini aynı devletin eşit ve saygın vatandaşları olarak görebilmelerine de bağlı olacaktır.
13 Eylül 2026’da ortaya çıkan diplomatik teyit bu bakımdan olumlu bir adımdır. Bundan sonra yapılması gereken, ortaya çıkan olumlu yaklaşımın sürdürülebilir eğitim politikalarıyla desteklenmesidir; çünkü farklılıkların ortak vatandaşlık içerisinde güvence altında olduğu bir Suriye, zayıflayan değil; vatandaşlarının devlete aidiyet duygusu güçlenen bir Suriye olacaktır.
İsmail CİNGÖZ: Uluslararası Siyaset Uzmanı; Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Doktora Öğrencisi; BULTÜRK Ankara Temsilcisi; TDPB Basın Kulübü Başkanı. cingozismail01@gmail.com
Kaynakça
Al Jazeera. (2026, 9 Eylül). بعد توحيد المناهج.. مطالب باستمرار تدريس التركية في سوريا [Müfredatın birleştirilmesinden sonra Suriye’de Türkçe öğretiminin sürdürülmesi talepleri]. https://www.aljazeera.net/news/2026/9/9/%D8%A8%D8%B9%D8%AF-%D8%AA%D9%88%D8%AD%D9%8A%D8%AF-%D8%A7%D9%84%D9%85%D9%86%D8%A7%D9%87%D8%AC-%D9%85%D8%B7%D8%A7%D9%84%D8%A8-%D8%A8%D8%A7%D8%B3%D8%AA%D9%85%D8%B1%D8%A7%D8%B1 (Erişim: 14 Eylül 2026).
Anadolu Ajansı. (2026, 8 Eylül). Bakan Fidan, Suriyeli mevkidaşı Şeybani ile Ankara’da görüştü. https://www.aa.com.tr/tr/gundem/bakan-fidan-suriyeli-mevkidasi-seybani-ile-ankarada-gorustu/4051422 (Erişim: 14 Eylül 2026).
ANKA Haber Ajansı. (2026, 14 Eylül). Kürşad Zorlu: Suriye’de Türkçe seçmeli ders olarak okutulmaya devam edecek. Vox Haber. Açıklama 13 Eylül 2026 tarihinde yapılmıştır. https://www.voxhaber.net/haber/99XPJS8N (Erişim: 14 Eylül 2026).
Bilgen, Y. (2026, 9 Eylül). Suriye’de Türkçe dil muamması! Seçmeli dil kategorisinden Türkçe çıkarıldı, Fransızca getirildi. Türkiye Gazetesi. https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/suriyede-turkce-dil-muammasi-secmeli-dil-kategorisinden-turkce-cikarildi-fransizca-ge-1814707 (Erişim: 14 Eylül 2026).
Syrian Arab News Agency [SANA]. (2026a, 28 Ağustos). التربية تعدّل التعليمات التنفيذية للمرسوم 13 الخاص بالمواطنين السوريين الكرد [Eğitim Bakanlığı, Kürt Suriyeli vatandaşlara ilişkin 13 sayılı Kararnamenin uygulama talimatlarını değiştirdi]. https://sana.sy/education/2564638/ (Erişim: 14 Eylül 2026).
Syrian Arab News Agency [SANA]. (2026b, 11 Eylül). التربية تعتمد وثائق “الإدارة الذاتية” سابقاً وتعلن مدارس تدريس اللغة الكردية [Eğitim Bakanlığı eski “Özerk Yönetim” belgelerini kabul etti ve Kürtçe öğretilecek okulları açıkladı]. https://sana.sy/education/2578030/ (Erişim: 14 Eylül 2026).
Syrian Arab News Agency [SANA]. (2026c, 6 Ağustos). Syria, Türkiye agree to establish High-Level Coordination Council. https://sana.sy/en/politics/2334664/ (Erişim: 14 Eylül 2026).
T.C. Dışişleri Bakanlığı. (2026a, 13 Eylül). No: 178, Sayın Bakanımızın Suriye’yi Ziyareti Hk. https://aktau-bk.mfa.gov.tr/Mission/ShowAnnouncement/419427 (Erişim: 14 Eylül 2026).
T.C. Dışişleri Bakanlığı. (2026b, 6 Ağustos). Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile Ortak Basın Toplantısı, 6 Ağustos 2026. https://www.mfa.gov.tr/dis%CC%A7is%CC%A7leri-bakani-sayin-hakan-fidan-in-suriye-dis%CC%A7isleri-bakani-esad-hasan-seybani-ile-ortak-basin-toplantisi–6-agustos-2026.tr.mfa (Erişim: 14 Eylül 2026).

Romanya 2034’te Avrupa Kültür Başkenti olacak
Yunanistan ve ABD ekonomik ilişkileri masaya yatırıldı