Rafet ULUTÜRK
Devletler arasında bazı ziyaretler vardır; protokol gereğidir, yapılır ve unutulur.
Bazı ziyaretler ise tarihin akışını değiştirecek süreçlerin habercisidir.
Hakan Fidan’ın Sofya ziyareti ikinci kategoriye daha yakındır.
Çünkü bugün dünya, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan düzenin en büyük kırılmalarından birini yaşamaktadır. Güç merkezleri yer değiştiriyor. Avrupa kendi güvenlik mimarisini yeniden tartışıyor. Karadeniz yeni bir jeopolitik mücadele alanına dönüşüyor. Enerji yolları yeniden çiziliyor. Ticaret koridorları yeniden şekilleniyor.
Böyle bir dönemde Sofya’da yapılan görüşmeleri sadece iki ülke arasındaki diplomatik temaslar olarak okumak büyük bir eksiklik olur.
Aslında Sofya’da konuşulan konu, Balkanlar’ın gelecekte nerede duracağı sorusudur.
Dünya Yeni Bir Merkez Arıyor
Son iki yüz yıl boyunca dünya siyaseti büyük ölçüde Atlantik merkezli yürüdü.
Ancak artık dünyanın ağırlık merkezi doğuya doğru kayıyor.
Asya yükseliyor.
Orta Koridor önem kazanıyor.
Enerji hatları yeniden şekilleniyor.
Karadeniz küresel stratejinin merkezlerinden biri haline geliyor.
Tam da bu noktada Türkiye’nin önemi artıyor.
Çünkü Türkiye yalnızca bir ülke değil; Avrupa, Asya, Karadeniz, Akdeniz, Kafkasya ve Orta Doğu’nun kesiştiği merkezdir.
Bugün birçok ülke Türkiye ile ilişki kurarken yalnızca Ankara’ya değil, Ankara üzerinden geleceğin haritasına bakmaktadır.
Sofya’nın Stratejik Değeri Yeniden Yükseliyor
Uzun yıllar Bulgaristan, Avrupa’nın doğu sınırında yer alan küçük bir ülke olarak görüldü.
Oysa yeni jeopolitik denklemde Bulgaristan’ın değeri giderek artmaktadır.
Karadeniz’e açılan kapı olması…
Avrupa Birliği üyesi olması…
Türkiye ile sınır komşusu olması…
Balkanlar’ın tam merkezinde yer alması…
Bulgaristan’ı sıradan bir ülke olmaktan çıkarıyor.
Bugün Avrupa’dan Karadeniz’e, Karadeniz’den Kafkaslar’a, oradan Orta Asya’ya uzanan her stratejik hattın üzerinde Bulgaristan bulunmaktadır.
Bu nedenle Sofya artık sadece Bulgaristan’ın başkenti değil, gelecekte Balkanlar’ın yönünü belirleyebilecek merkezlerden biri olabilir.
Türkiye ve Bulgaristan Rakip Değil, Tamamlayıcı Güçlerdir
Bazı ülkeler birbirleriyle rekabet ederek büyür.
Bazıları ise iş birliği yaparak güç kazanır.
Türkiye ile Bulgaristan ikinci kategoriye girmektedir.
Türkiye üretim gücüyle…
Bulgaristan Avrupa Birliği avantajıyla…
Türkiye enerji koridorlarıyla…
Bulgaristan Avrupa pazarlarına erişimiyle…
Türkiye bölgesel diplomasi tecrübesiyle…
Bulgaristan Balkanlar’daki konumuyla…
birbirini tamamlayan iki ülke görünümündedir.
Bu nedenle Sofya görüşmelerinin arka planında ekonomik ve stratejik bütünleşme arayışı bulunmaktadır.
Hakan Fidan’ın Asıl Mesajı
Bu ziyaretin en dikkat çekici tarafı Hakan Fidan’ın temsil ettiği yeni devlet anlayışıdır.
Geçmişte dış politika daha çok olaylara tepki vermek üzerine kuruluydu.
Bugün ise güçlü devletler olayları beklemez.
Önceden hazırlık yapar.
Geleceği planlar.
Riskleri hesaplar.
Yeni ittifaklar kurar.
Hakan Fidan’ın son yıllardaki diplomatik trafiğine bakıldığında bunun izleri açıkça görülmektedir.
Balkanlar, Kafkaslar, Orta Doğu, Afrika ve Türk Dünyası arasında kurulan temaslar tek tek değerlendirildiğinde farklı gibi görünse de aslında büyük bir stratejinin parçalarıdır.
Bu stratejinin temel amacı Türkiye’yi yalnızca bölgesel bir güç değil, bölgesel düzen kurucu bir aktör haline getirmektir.
Bulgaristan Balkanların Öncüsü Olabilir
Belki de Sofya görüşmelerinin en önemli sonucu uzun vadede burada ortaya çıkacaktır.
Bugün Balkanlar’ın en büyük ihtiyacı yeni kavgalar değil; yeni vizyondur.
Bulgaristan eğer;
Adaleti güçlendirirse,
Liyakati esas alırsa,
Yolsuzlukla mücadele ederse,
Tüm vatandaşlarına eşit yaklaşırsa,
Türkiye ile stratejik ortaklığını geliştirirse,
Balkanlar’ın öncü ülkesi olabilir.
Hatta Balkanlar’ın ekonomik merkezi olabilecek potansiyele sahiptir.
Çünkü coğrafya Bulgaristan’a büyük avantajlar vermiştir.
Önemli olan bu avantajları doğru değerlendirebilmektir.
Yeni Dönemde Güç Silahla Değil, Ağ Kurabilmekle Ölçülecek
- yüzyılda devletlerin gücü sadece tank sayısıyla ölçülmeyecek.
Enerji ağları kurabilenler,
Ticaret yollarını yönetenler,
Diplomatik köprüler inşa edenler,
Teknoloji üretenler,
Bölgesel güven sağlayanlar öne çıkacaktır.
Türkiye son yıllarda tam da bu alanlarda güç üretmeye çalışıyor.
Sofya görüşmeleri de bu büyük resmin parçalarından biridir.
Sofya’da Bir Ziyaretten Fazlası Yaşandı
Bazı görüşmeler ertesi gün unutulur.
Bazıları ise yıllar sonra geriye dönüp bakıldığında anlam kazanır.
Hakan Fidan’ın Sofya ziyareti muhtemelen ikinci grupta yer alacaktır.
Çünkü bu ziyaretin merkezinde yalnızca Türkiye ile Bulgaristan ilişkileri değil;
Karadeniz’in geleceği,
Avrupa’nın enerji güvenliği,
Balkanlar’ın istikrarı,
Yeni ticaret koridorları,
Türkiye’nin yükselen bölgesel rolü,
ve Bulgaristan’ın Balkanlar’daki gelecekteki konumu bulunmaktadır.
Dünya yeni bir denge ararken, Sofya’da kurulan masa bu yeni dengenin küçük ama önemli merkezlerinden biri olmuştur.
Önümüzdeki yıllarda bu ziyaretin gerçek etkileri daha net görülecektir.
Çünkü bazen tarihte önemli olan, o gün söylenen sözler değil; o sözlerin gelecekte hangi kapıları açtığıdır.

Cumhurbaşkanı Radev: Yatırım Çekmenin Anahtarı Kamu, Yerel Yönetim ve Özel Sektörün Uyumlu Çalışmasıdır
TÜRK’ÜM DEMEK: BİR KİMLİKTEN ÖTE, GELECEĞE YAZILMIŞ STRATEJİK BİR VASİYETTİR
JANDARMA TEŞKİLATIMIZIN 187. KURULUŞ YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
V. Balkanски Бизнес Форум: Бъдещето на Балканите е в общата визия и сътрудничеството
5. Balkan İş Forumu: Balkanların Geleceği Ortak Akıl ve İş Birliğinde
Türk Dünyası Mutfağı MEB 2. Uluslararası Gastronomi ve Aşçılık Yarışması Başladı
TDT Genel Sekreteri, Türk Dünyası Gençlik Vakfı Başkanını Kabul Etti
Türk Dünyası Rekabet Otoriteleri Şuşa’da Buluştu