Ertaş ÇAKIR

Bir toplumun gerçek gücü, sahip olduğu silahlarda, ekonomisinde ya da teknolojisinde değil; taşıdığı medeniyet anlayışında gizlidir. Medeniyet, yalnızca büyük şehirler kurmak, yüksek binalar dikmek ya da yollar yapmak değildir. Medeniyet; insanın insana saygısı, adaleti koruması, doğaya ve geçmişine sahip çıkmasıdır. İşte bu yüzden medeniyeti olmayan toplumların geleceği de sağlam olmaz.

Bugün dünyanın birçok yerinde gelişmişlik ölçüsü çoğu zaman ekonomik büyüklüklerle ifade ediliyor. Oysa gerçek gelişmişlik, insanın değerini bilen bir kültür oluşturabilmekle mümkündür. Bir toplumun medeniyeti, onun ahlakında, eğitiminde, sanatında ve düşünce dünyasında kendini gösterir. Eğer bir toplum bu değerleri kaybederse, sahip olduğu maddi güç uzun süre ayakta kalamaz.

Tarih bunun sayısız örneğiyle doludur. Güçlü ordulara ve zengin topraklara sahip imparatorluklar, medeniyet ruhunu kaybettikleri anda çözülmeye başlamıştır. Çünkü medeniyet, toplumun ortak vicdanıdır. Vicdanın zayıfladığı yerde adalet sarsılır, adalet sarsıldığında ise toplumun temelleri çatlamaya başlar.

Medeniyet aynı zamanda bir sorumluluktur. Geçmişten miras alınan kültürü korumak, geliştirmek ve gelecek nesillere aktarmak gerekir. Eğer bir toplum sadece tüketen, geçmişini unutan ve değerlerini küçümseyen bir yapıya dönüşürse, o toplumun geleceği de belirsizleşir. Çünkü geleceği inşa eden şey, kökleri sağlam bir medeniyet bilincidir.

Bu yüzden asıl mesele sadece güçlü olmak değil, medeni olmaktır. Bilgiye değer veren, düşünceye saygı duyan, farklılıkları zenginlik olarak görebilen toplumlar geleceğe güvenle yürür. Medeniyetin olmadığı yerde ise güç kaba kuvvete dönüşür ve kısa sürede kendi kendini tüketir.

Sonuç olarak medeniyet, bir toplumun en büyük mirasıdır.
Onu kaybeden toplumlar sadece bugünü değil, yarını da kaybeder. Çünkü medeniyeti olmayanların gerçekten de geleceği yoktur.

Yazar