İbrahim SOYTÜRK
Tarih, bazı milletlere nasihatlerini fısıldayarak değil, bedel ödeterek öğretir. Bulgar tarihinin en güçlü figürlerinden biri olan Kubrat Han, yüzyıllar öncesinden bu bedelin ne olduğunu açıkça göstermiştir:
ayrılık. Ogur-Bulgar boylarını tek bir irade altında toplayarak Büyük Bulgar Kağanlığını kuran Kubrat, yalnızca bir devlet inşa etmemiş; aynı zamanda tarihe evrensel bir siyasal ilke bırakmıştır.
Kubrat Han ölmeden önce oğullarına yalvarırcasına tek bir öğüt vermiştir: Birlikten ayrılmayın. Ancak tarih bize şunu gösterir ki, bu öğüt tutulmadığında bozkırda kurulan en güçlü devletler bile kısa sürede dağılabilmektedir. Hazar baskısı, iç çekişmeler ve şahsi ihtiraslar; Kubrat’ın mirasını parçalamış, Bulgar boylarını farklı yönlere savurmuştur.
Devlet kalmış, birlik gitmiş; sonuç ise kaçınılmaz olmuştur.
Bugün bu tarihsel tabloyu sadece bir Orta Çağ anlatısı olarak okumak büyük bir yanılgıdır.
Çünkü Bulgaristan, günümüzde benzer bir yol ayrımında durmaktadır. Ya ortak bir gelecek fikri etrafında tüm yurttaşlarını kapsayan bir devlet olarak yoluna devam edecek ya da siyasal parçalanmalar, kimlik temelli ayrışmalar ve kısa vadeli hesaplar içinde gücünü kaybedecektir.
Toplumun hissettiği temel sorun ekonomik ya da teknik değildir; temsil ve aidiyet krizidir. Bulgar, Türk, Pomak, Roman ya da başka bir kimlik… Halkın beklentisi ayrıştıran değil, kucaklayan bir liderliktir. İnsanlar devleti yönetenlerin kavga eden taraflar değil, ortak aklı inşa eden sorumlular olmasını istemektedir.
Bugün Bulgaristan’da beklenen şey bir “kurtarıcı” değil; birleştirici bir devlet aklıdır.
Bu noktada sorumluluk özellikle parti başkanlarının omuzlarındadır.
Kısa vadeli oy hesaplarıyla toplumu kutuplaştırmak kolaydır; zor olan, tarihten ders alıp uzun vadeli bir devlet vizyonu ortaya koymaktır.
Kubrat Han’ın vasiyeti romantik bir tarih cümlesi değil, bugünün siyasetçilerine yöneltilmiş sert bir uyarıdır.
Tarih açıkça göstermiştir ki birlik kaybedildiğinde devlet ayakta kalmaz.
Bu nedenle bugün söylenmesi gereken söz aslında çok eskidir ama hâlâ geçerlidir:
Birlik ve beraberlik, ölümden başka her şeyi çözer.
Eğer Bulgaristan bu hakikati yeniden hatırlarsa, tarih yalnızca geçmişte yaşanan bir hikâye olarak kalır.
Aksi hâlde tarih, aynı dersi bu kez çok daha ağır bir bedelle tekrar yazmaktan çekinmeyecektir.
Yazar
Bunu paylaş:
- Facebook'ta paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) Facebook
- X'te paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) X
- Linkedln üzerinden paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) LinkedIn
- Threads'te paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) Threads
- WhatsApp'ta paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) WhatsApp
- Pinterest'te paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) Pinterest
- Telegram'da paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) Telegram

BULTÜRK’ten Karesi Belediyesi’ne Nezaket Ziyareti
Balıkesir İstanbulluoğlu Sosyal Bilimler Lisesi Okul Müdürü Yaşar Karaoğlan’ın Konuşması
Bir Belgeselin Açtığı Kapı: Rumeli’ye Geçiş, Kırcaali ve Gençliğin Bakışı
BULTÜRK’ten Balıkesir’de “Türk Dünyası ve Strateji” Değerlendirme Toplantısı
BULTÜRK Derneği Balıkesir-İstanbulluoğlu Sosyal Bilimler Lisesi’nde Rumeli’ye Geçiş Konferansı ve Kırcaali Efsanesi Belgesel Gösterimi Düzenlendi
Küresel Diplomaside Yeni Dönem
Paslanan Sadece Demir Değil, Kalbimizdir
Avrupa’nın Kalbinde Bir “Vatan” Hasreti mi, Yoksa Tarihi Bir Başkaldırı mı?
Hafıza İhaneti: Kopenhag’daki Uçak Kadar Olamamak!