Raziye ÇAKIR
Hayatım boyunca hep bir şeyleri değiştirmeyi hayal ettim.
Önce kendimi…
Sonra ailemi…
Sonra çevremi…
Ve en sonunda ülkemi…
Ama büyüdükçe anladım ki ben değiştirmeyi düşlerken, birçok şey benden önce çoktan değiştirilmişti.
Bir de dönüp baktım; sadece ben değil, ülkem de değiştirilmişti.
Daraltılmış, yorulmuş, kapana sıkıştırılmıştı.
Dünyanın pek çok yerini gördüm.
Farklı diller, farklı yüzler, farklı hayatlar tanıdım.
Ama bizim insanımız gibisini hiç görmedim.
Bu kadar iyi kalpli,
Bu kadar temiz niyetli,
Bu kadar yetenekli,
Bu kadar becerikli,
Bu kadar saf ama bir o kadar da akıllı
başka bir millet tanımadım.
Ve ne acıdır ki, bu kadar sömürülen başka bir millet de görmedim.
Bu düzeni kuranlara baktım.
Zekâlarıyla değil, uşaklıklarıyla yükselenleri gördüm.
Karşılığını iyi alan, aldığı bedelin hakkını da fazlasıyla verenleri…
Ve bütün bunları görüp bilen bu millet, uzun yıllar sustu.
Belki sabretti,
belki umut etti,
belki “bir gün düzelir” dedi.
Ama artık yeter.
Devletin milletten üstün olduğu anlayış terk edilmelidir.
Çünkü buna ihtiyaç yok.
Bu millet, devletini zaten baş tacı etmiş bir millettir.
Tarihte tam 16 kez devleti yıkılmış,
17’ncisini yeniden ayağa kaldırmış bir halktan söz ediyoruz.
Bu topraklarda devlet, millete rağmen değil;
milletle birlikte var olmuştur.
Ama bugün en büyük meselemiz başka bir yerde duruyor:
İnsan yetiştirmek.
Körü körüne itaat eden değil;
Önce ahlakı bilen,
Önce sevgiyi öğrenen,
Önce adil olmayı içselleştiren
insanlar yetiştirmek…
Çünkü ahlakı olmayanın bilgisi tehlikelidir.
Sevgisi olmayanın gücü yıkıcıdır.
Adaleti olmayanın iktidarı ise geçicidir.
Değişim bazen bir günde olmaz.
Bazen onu başlatanlar sonucu göremez.
Ama doğru insanı yetiştirenler,
tarihin yönünü mutlaka değiştirir.
Belki biz görmeyiz.
Belki bu yolun sonuna biz varmayız.
Ama biz bugün başlarsak,
biz olmasak da,
bu dünyayı muhakkak biz yöneteceğiz.
Çünkü gerçek güç, bir neslin hükmetmesi değil;
nesiller boyunca yol gösteren bir düşünce bırakabilmektir.
Hainle kahraman arasındaki farkı mahkemeler değil,
manşetler değil,
tarih belirler.
Ve bu topraklarda her şey unutulabilir;
ama ihanet de, fedakârlık da
asla unutulmaz.
Yazar
Bunu paylaş:
- Facebook üzerinde paylaş (Yeni pencerede açılır) Facebook
- X'te paylaş (Yeni pencerede açılır) X
- LinkedIn'de paylaş (Yeni pencerede açılır) LinkedIn
- Threads'te paylaş (Yeni pencerede açılır) Threads
- WhatsApp'ta paylaş (Yeni pencerede açılır) WhatsApp
- Pinterest'te paylaş (Yeni pencerede açılır) Pinterest
- Telegram'da paylaş (Yeni pencerede açılır) Telegram

Mürekkep, Kimliği Yaşatır: Nüvvab Mektebi’nden Bulgaristan Türklerinin Kültür Direnişine
İNSAN, ANCAK “KENDİSİ” KADARDIR
Bir Mahallenin Kapısından Türkiye’nin Geleceğine: Muhtarlık Kurumu ve Sivil Toplumun Ortak Vizyonu
Yunan İşgalleri ve Lozan’ın 59. Maddesi
Bulgaristan’da Eğitim: Bir Milletin Geleceğini Belirleyen Sessiz Mücadele
Dostluk: Zamanın Eskitemediği En Büyük Servet
Kalotina Sınır Kapısı’nda Bulgaristan’a Giriş Yapan Araç Trafiği Yoğunluğunu Koruyor
Bulgaristan’da Cumhurbaşkanlığı Seçimi 25 Ekim’de Yapılacak
Türk SİHA’ları İnsanlı-İnsansız Ortak Harekât Konseptinde de Başrol Üstlenecek