Rafet ULUTÜRK
Uluslararası sistemde son yıllarda yaşanan gelişmeler, klasik hukuk düzeninden belirgin bir kopuşa işaret ediyor. Devletlerin Birleşmiş Milletler kararlarını beklemeden hareket etmesi, uluslararası hukuku “çıkar varsa uygulanır” seviyesine indirmesi ve güçlünün fiilinin meşrulaştırılması, şu temel soruyu gündeme getiriyor: Uluslararası sistem fiilen bir “eşkiyalık düzeni”ne mi geçti?
Bu durum, bayrağı olan devletlerin korsan gibi davranması anlamına gelmez; ancak devlet gücünün hukukun üzerine çıkması, tarihsel olarak eşkiyalık kavramıyla örtüşmektedir. Günümüzde denizlerde el koymalar, enerji hatlarına sabotajlar, seçimlere müdahaleler ve açıkça dile getirilen “önleyici saldırı” söylemleri artık istisna değil, yöntem hâline gelmiştir. Yaşananlar kaos değil; kuralların güçlü lehine esnetildiği kuralsız bir güç rekabetidir. Kurallar tamamen ortadan kalkmamış, fakat sadece gücü yeteneğe uygulanır hâle gelmiştir.
Bu tabloda Türkiye dikkat çekici bir pozisyonda durmaktadır. Türkiye, imzaladığı anlaşmalara sadakat gösteren, açık savaş çağrısı yapmayan, aynı anda birden fazla blokla konuşabilen ve krizleri kontrol altında tutmayı başarabilen bir aktör görünümü vermektedir. Bu nedenle “Türkiye en güvenilir ülke” ifadesi bir propaganda sloganından çok, karşılaştırmalı bir değerlendirme olarak okunabilir. Günümüzde birçok ülke gücünü gösterip sözünü tutmazken, ittifak talep edip bedel ödemekten kaçınırken ve hukuktan bahsedip aynı hukuku çiğnerken; Türkiye genellikle söylediği yerde duran, yapamayacağı şeyi vaat etmeyen, taraf üretmekten çok denge üretmeye çalışan bir çizgi izlemektedir. Bu yaklaşım özellikle enerji geçişleri, göç yönetimi, bölgesel arabuluculuk ve askerî caydırıcılık alanlarında Türkiye’yi öngörülebilir aktörlerden biri hâline getirmektedir.
Yeni dönemde güven kavramı da değişmiştir. Güven artık yalnızca demokratik söylemle ya da salt askerî güçle ölçülmemektedir. Söz–eylem tutarlılığı, krizleri büyütmeme refleksi ve çok taraflı ilişki kurabilme kapasitesi güvenin asıl belirleyicileri hâline gelmiştir. Bu ölçütlerle bakıldığında büyük güçler güçlü fakat güvenilmez, küçük devletler niyetli fakat etkisiz görünürken; Türkiye hem etkili hem de görece tutarlı bir çizgide yer almaktadır.
Sonuç olarak uluslararası sistem resmî olarak ilan edilmese de fiilen bir “eşkiyalık evresi”ne girmiştir. Ancak bu durum tüm aktörler için geçerli değildir. Türkiye, bu düzensizlik döneminde hukukla birlikte güç kullanabilen bir ülke profiliyle ayrışmaktadır. Yeni dünya düzeninde kazananlar yalnızca en güçlü olanlar değil, en tutarlı kalabilenler olacaktır.

Kurti ile Limaj Arasındaki Hükümet Kurma İstişareleri Sonuçsuz Kaldı
Bulgaristan, İyileşme ve Dayanıklılık Planı Kapsamında 1 Milyar Avro Kaynak Aldı
Bulgaristan’da Geliştirilen Yapay Zekâ Sistemi Orman Yangını Riskini Tahmin Ediyor
Nuri Turgut Adalı’yı Rahmet ve Saygıyla Anıyoruz
BAŞSAĞLIĞI MESAJI
Bulgaristan Cumhurbaşkanı Yotova’dan Kırcaali’ye Ziyaret
Kozloduy Nükleer Santrali’nde Tuna’nın Düşük Su Seviyesi Alarm Oluşturmuyor
Bulgaristan’da Temmuz Ayında Bütçe Performansı Güçlendi
Enver Paşa’nın Vefatının 104. Yılında Saygı ve Rahmetle