Raziye ÇAKIR

Bazı dizeler vardır; uzun uzun açıklanmak için değil, insanın içine usulca yerleşmek için yazılmış gibidir.
“Biz her gece buluşuruz” diye başlayan bu şiir de tam böyle bir yerden sesleniyor.
Geceyle, baharla, yağmurla, rüzgârla ve el ele yürümenin sade ama derin anlamıyla örülmüş bir umut metni.

Buradaki buluşma yalnızca iki insanın buluşması değildir. İnsanla umudun, geçmişle geleceğin, yalnızlıkla sevginin buluşmasıdır. “Baharın kokusunu” kuşanmak, sadece mevsimi karşılamak değil; yeniden doğmaya razı olmaktır.
Çünkü bahar, takvimde gelen bir ay değil, insanın içinde yeniden yeşeren cesarettir.

“Umudun mavisi” ise şiirin en güçlü imgelerinden biridir. Mavi, gökyüzüdür; denizdir; uzaklıktır; ferahlıktır. Umut da biraz böyledir:
Henüz elde değildir ama insanı ayakta tutar. Şair, umudu bir renk gibi kuşanır. Yani umut, dışarıdan beklenen bir mucize değil; insanın kendi üzerine giydiği bir dirençtir.

Yağmurun altında yürümek de tesadüf değildir. Yağmur çoğu zaman hüzünle anılır; fakat burada hüzün değil, arınma vardır. Islanmak, hayattan kaçmamak demektir.
Zorlukların içinden geçerken bile yan yana kalabilmek, şiirin asıl duygusudur.

“Rüzgârın yelesine atlamak” ifadesi ise özgürlüğün kapısını açar. Rüzgâr tutulamaz, dizginlenemez.
Ona atlamak, hayatın belirsizliğine rağmen yola çıkmaktır. Korkuya rağmen yürümek, karanlığa rağmen sevmek, yorgunluğa rağmen düş kurmaktır.

Ve şiir, “kırlarda el ele” imgesiyle tamamlanır.
Kır, şehirden ve kalabalıktan uzak bir saflık alanıdır. El ele olmak ise yalnızca romantik bir yakınlık değil, dayanışmadır. Bu dünyada insanı ayakta tutan şey bazen büyük vaatler değil, bir elin sıcaklığıdır.

Bu yüzden bu şiir, küçük bir aşk şiiri gibi görünse de aslında büyük bir yaşama tutunma metnidir. Bize şunu hatırlatır: Gece ne kadar koyu olursa olsun, insan baharın kokusunu kuşanabilir. Yağmur ne kadar sert yağarsa yağsın, umut mavisini kaybetmeyebilir.
Ve bazen kurtuluş, çok uzağa gitmekte değil; kırlarda, el ele, birlikte yürüyebilmektedir.

Yazar