Nevzat ÖZTÜRK

Bu dünya, ekilenin biçilmediği tek bir gün bile geçirmemiştir aslında. Bir başkasının canını yakan, kalbini kıran ya da haset ateşiyle başkasının rızkına göz diken her ruh, aslında kendi sonunu hazırlayan bir ipi örmektedir. Haset ve kin, sahibini dışarıdan değil, içerden çürüten bir zehirdir. Başkasına kuyu kazanlar, o kuyunun karanlığında boğulurken; samimiyetle yoluna devam edenler, o kuyuyu kendilerine bir “Yusuf makamı” yaparlar.

Kendi gücüyle değil, birilerinin koltuğunun altına sığınarak, o emanet güçle etrafa korku salanlar en büyük yanılgı içindedirler. Unuttukları şudur: “Gölgesine sığındıkları fâniler çekildiğinde, hakikat güneşi onları çırılçıplak bırakacaktır.” Sizin canınızı yakmaya çalışanlar, aslında farkında olmadan ruhunuzun mimarları olurlar.
-Yaptıkları her kötülük, sizin sabrınızı biler.
-Attıkları her çelme, sizin daha sağlam yere basmanızı sağlar.
-Sizi yıkmaya çalıştıkça, aslında karakterinizin daha yüksek bir versiyonunu inşa ederler.

İnsan ne kadar kuşatılmış hissederse hissetsin, samimiyet bir zırhtır. Yaratan, er veya geç hakkı sahibine teslim eder. Bu bazen bir mucizeyle, bazen sessiz bir adaletle, bazen de zalimin kendi eliyle kendine vurduğu bir darbeyle olur. Bizim vazifemiz, adalet ararken adaletsizleşmemek, canımız yanarken merhametimizi kaybetmemektir.

Şu an kalbinizde bir sızı, omuzlarınızda haksızlığın yükü varsa hatırlayın: Gecenin en karanlık anı, şafağa en yakın olanıdır. Sizi güçsüz sanıp üzerinize gelenler, sizin arkanızdaki o sonsuz kudreti hesap edemezler.

Kimin ne planı olursa olsun, en büyük planlayıcı O’dur. Kimin ne gücü olursa olsun, mutlak güç sahibi O’dur. Kalbinizi ferah tutun, niyetinizi saf tutun ve şu eşsiz cümleyi ruhunuza nakşedin:

“Allah var, gam yok.” Çünkü O varsa, hiçbir kayıp nihai değildir ve hiçbir haksızlık karşılıksız kalmayacaktır. Kazanan, her zaman samimiyet ve sabır olacaktır.

Yazar