İbrahim SOYTÜRK
Bazen insan, en derin gerçeği bir ağacın altında anlar. Sessizce duran, konuşmadan anlatan o ağaç… Kökleriyle toprağa, dallarıyla gökyüzüne tutunurken bize şunu fısıldar: “Ben buradayım, sen de var ol diye.”
Ama biz çoğu zaman acele ederiz. Gölgesinde dinlendiğimiz ağacı keser, kokusuyla mutlu olduğumuz çiçeği koparırız. Sevmeyi sahip olmak sanırız. Oysa bazı güzellikler, yalnızca yerinde güzel kalır.
Sevmek mi, Sahip Olmak mı?
Bir çiçeği dalında sevmek…
Ne kadar sade ama ne kadar derin bir cümle.
Çünkü gerçek sevgi, zarar vermez.
Gerçek sevgi, olduğu gibi kabul eder.
Gerçek sevgi, dokunmadan da hissedebilir.
Bugün doğaya yaptığımız birçok şey, sevgiden değil; sahip olma arzusundan doğuyor. Daha fazla, daha hızlı, daha çok… Ama unuttuğumuz bir şey var: Doğa, bize ait değil. Biz, ona aitiz.
Zamanın İçinden Geçen Yollar
“Yol vardır insanı bahtiyar eder, yol vardır insanı zamansız ihtiyar eder…”
Bazı yollar vardır; yürüdükçe hafiflersin. İçinde umut filizlenir.
Bazı yollar vardır; her adımda biraz daha yorulursun, ruhun ağırlaşır.
Bugün insanlık olarak hangi yoldayız?
Betonun, gürültünün, tüketimin yolunda mı…
Yoksa toprağın, sessizliğin ve dengenin yolunda mı?
Çünkü seçtiğimiz yol,ii sadece bugünü değil, yarınlarımızı da şekillendiriyor.
İçimizdeki Kırılgan Güç
Hepimiz güçlü olmak isteriz. Ama gerçek güç; kırılmadan değil, kırıldığında yeniden ayağa kalkabilmektir.
Coşku… Hayal kurmaya devam edebilmek.
Sabır… En zor anlarda bile bekleyebilmek.
Cesaret… Korkuya rağmen adım atabilmek.
Bugün doğayı korumak da böyle bir cesaret istiyor. Kalabalığa karşı doğruyu savunmak, kolay olanı değil, gerekli olanı seçmek…
Sevginin Işığı, Sağduyunun Sesi
Sevgi bazen çok sessizdir. Bir ağacı kesmemekte, bir çiçeği koparmamakta saklıdır. Büyük sözler değil; küçük davranışlar değiştirir dünyayı.
Sağduyu ise o sevginin rehberidir. Bize şunu hatırlatır:
“Sen bu dünyanın sahibi değil, emanetçisisin.”
Ve emanet, korunmak içindir.
Yarına Yazılan Bir Mektup
Belki de her yaptığımız şey, geleceğe yazılmış bir mektuptur.
Bir gün biz olmayacağız, ama bıraktıklarımız konuşacak.
Ya çocuklarımıza kurumuş topraklar bırakacağız…
Ya da rüzgârın ağaçlarla konuştuğu bir dünya.
“Böylesi güzeli düşsün payımıza” derken aslında bir dilekte bulunmuyoruz; bir karar veriyoruz.
Kalbin Hatırladığı
Belki de insanın en büyük sorunu, bildiklerini unutmasıdır.
Oysa kalp hatırlar…
Bir ağacın altında huzur bulduğunu,
Bir çiçeğe bakınca içinin yumuşadığını,
Doğanın aslında evin olduğunu…
Ve belki de her şey, bu hatırlamayla başlar.
Yavaşça…
Sessizce…
Ama derinden…
Yarını kurtarmak için önce kalbimizi uyandırarak.

Safiye Ademoğlu Türkyılmaz
Türk Dünyası İçin Üst Kimlik Meselesi
Kemal Tahir’e Duygusal Bir Bakış
Palmira Dosyasına Daha Soğuk ve Stratejik Bir Okuma
4 Mayıs 1924: Kerkük’ün Hafızasında Kanayan Yara
Mazlumun Ahı ve İlahi Terazi
Gidilen Yolun Bedeli: Gençliğe Bir Çağrı
Hıdırellez:Bir Ritüelden Fazlası, Toplumsal ve Psikolojik Bir Strateji