Ertas CAKIR

Bazen küçücük bir bilgi hayatımızı değiştirebilir.
Kuşların idrar yapmadığını, karasineklerin sadece birkaç hafta yaşadığını,
bir salyangozun üç yıl uyuyabildiğini biliyor muydunuz?
Hayvanlar âleminde binbir sır saklıdır ama en önemli gerçek şudur:
İnsan da doğanın bir parçasıdır ve kendi biyolojik yasalarına karşı çıkamaz.

İşte o yasalardan biri: Sarkopeni.
Yaşlandıkça kas kütlemiz, gücümüz ve fonksiyonlarımız azalır.
Buna “sarkopeni” deniyor. Ve bu öyle sessiz ilerler ki; fark ettiğimizde, merdivenleri çıkarken zorlandığımızda, yürürken çabuk yorulduğumuzda çoktan başlamış olur.

Ne yazık ki birçok yaşlı insan, hastalandığında veya hastaneye kaldırıldığında “dinlen” telkiniyle daha da hareketsiz hale gelir. Oysa bu dinlenme, dinlenme değil yavaş yavaş çöküşün hazırlığıdır. Çünkü:

Bir hafta yatak istirahati = %5 kas kaybı.

Ve yaşlı bir beden, bu kaybı asla yerine koyamaz!

Sarkopeni, sadece yaşam kalitesini düşürmez; aynı zamanda kan şekerini yükseltir, dengeyi bozar, bağımsızlığı elden alır. Osteoporozdan bile daha tehlikelidir.
Çünkü kemik kırılmasa da, kas kayboldu mu hayatın gücü biter.

Unutmayın:
En hızlı kas erimesi bacaklarda olur.
Çünkü oturduğumuzda, yattığımızda bacaklarımız çalışmaz.
Yaşlanma aslında ayaklardan başlar.

Bacaklar, vücudun taşıyıcı kolonlarıdır.
Onlar çökerse, bedenin de ruhun da çöker.
İşte bu yüzden:

Her gün yürüyün.

Mümkünse merdiven inip çıkın.

Bisiklete binin, koşun, kaslarınızı diri tutun.

Çünkü iki hafta boyunca bacaklarınızı hareket ettirmezseniz, gücünüz 10 yıl geriye gider.

Hayatın en büyük sırrı basittir:
Ayakta kalmak için ayakta durmak gerekir.
Yaşlandıkça koltuklara gömülmeyin, yatağa sığınmayın, hareketsizliği kabullenmeyin.
Çünkü insanı yaşlı yapan takvim değil, ayaklarının tutmamasıdır.

Unutmayın:
“Yaşlanma ayaklardan başlar.”
Ve siz bacaklarınızı güçlü tuttuğunuz sürece, hayat sizi asla yere düşüremez.

Yazar