Raziye ÇAKIR

Dünyamızda her gün aynı kelimeler dolaşıyor dillerde…

Demokrasi…

Özgürlük…

İnsan hakları…

Hoşgörü…

Eşitlik…

Barış…

Elbette bunlar güzel sözlerdir. Hiç kimse adaletsizliği, zulmü, baskıyı savunmaz. Ancak insanlığın binlerce yıllık tecrübesi bize bir gerçeği öğretmiştir:

Bir kelime, eğer vicdanla beslenmiyorsa sadece sestir.

Bugün dünyanın birçok yerinde insanlar demokrasi adına savaşlara maruz kalıyor, özgürlük adına sömürülüyor, insan hakları adına ayrımcılığa uğruyor. Güçlü olanın haklı sayıldığı, mazlumun sesinin duyulmadığı bir dünyada, güzel kavramlar ne yazık ki çoğu zaman insanların acılarını dindirmeye yetmiyor.

İnsanlık Kelimelerden Önce Adaleti Arıyor

Bir anne çocuğunun aç yatmamasını istiyor.

Bir baba evine huzur götürmenin mücadelesini veriyor.

Bir genç geleceğe umutla bakmak istiyor.

Bir yaşlı, ömrünün sonunda güven içinde yaşamak istiyor.

Aslında insanların istediği şey çok büyük değildir.

İnsanlık; adalet, güven, huzur ve refah arıyor.

Ne doğuda ne batıda, ne kuzeyde ne güneyde insanın değişmeyen arzusu budur.

Fakat ne acıdır ki, dünyayı yönetenler çoğu zaman insanların acılarını değil, kendi çıkarlarını merkeze koyuyorlar. Güzel sözler söyleniyor, büyük vaatler veriliyor ama milyonlarca insan hâlâ savaşın, yoksulluğun, göçün ve adaletsizliğin yükünü taşıyor.

İnsan Aynı Değildir, Ama İnsanlık Ortaktır

Allah insanları farklı yarattı.

Farklı dillerde konuştuk.

Farklı renklerde, farklı kültürlerde büyüdük.

Farklı düşündük, farklı hissettik.

Eğer hepimiz aynı olsaydık, yeryüzü tek renkten ibaret olurdu.

İnsanlığın güzelliği farklılıklarda saklıdır.

Fakat farklılıkları düşmanlık sebebi yapanlar, insanlığı birbirinden uzaklaştırdılar. Birbirini anlaması gereken insanlar, birbirine hükmetmeye çalıştı.

Oysa insanın insana üstünlüğü; gücüyle değil, vicdanıyla ölçülmelidir.

Türk Töresinin Kalbinde İnsan Vardır

Bizim medeniyetimizde devlet, insan için vardır.

Türk töresinde önce adalet gelir.

Yetimin hakkı korunur.

Mazlumun duası alınır.

Komşu açken tok yatmak ayıp sayılır.

Misafire ikram bereket kabul edilir.

Söz namustur.

Emanet kutsaldır.

Devlet, korkulan değil güvenilen bir çatı olarak görülür.

Çünkü bizim anlayışımızda insanı yaşat ki devlet yaşasın sözü boşuna söylenmemiştir.

Asırlar boyunca Türk milleti sadece toprak fethetmemiş, gönüller de kazanmıştır.

Çünkü gücün en büyüğü merhamettir.

Dünya Yeni Bir Vicdan Arıyor

Bugün insanlık yeni silahlar değil, yeni bir vicdan arıyor.

Yeni savaşlar değil, yeni bir merhamet arıyor.

Yeni sloganlar değil, yeni bir adalet arıyor.

Belki de mesele demokrasi veya başka bir isim değildir.

Belki de mesele, insanı merkeze koyan bir yaşam anlayışını yeniden inşa etmektir.

Adı ne olursa olsun…

İnsan onurunu koruyan,

Adaleti üstün tutan,

Güveni sağlayan,

Huzuru büyüten,

Refahı paylaşan bir düzen…

İşte insanlığın özlemi budur.

Dünyada hiçbir çocuk gözyaşıyla büyümesin…

Hiçbir anne evladını savaşlarda kaybetmesin…

Hiçbir yaşlı kendisini yalnız hissetmesin…

Hiçbir genç umutsuzluğa mahkûm olmasın…

İnsanlık, birbirini yenmenin değil, birbirini anlamanın yolunu bulsun…

Çünkü yeryüzünün gerçek ihtiyacı, daha fazla slogan değil; daha fazla vicdandır.

Ve adaletle yoğrulmuş, güvenle güçlenmiş, huzurla büyümüş, refahı paylaşmayı bilen bir Türk yaşam anlayışı; yalnız Türk milletine değil, bütün insanlığa umut olabilecek bir medeniyet mirasıdır.

Belki de insanlığın yeniden hatırlaması gereken şey, yeni kelimeler değil; unuttuğu vicdanıdır.

Yazar