Derya YILDIRIM

Hayat, hızla akıp giden bir nehir gibi…
Bazen önüne ne çıkarsa sürüklüyor, bazen durulup yüzünü sana yansıtıyor. Bizler bu nehrin kıyısında yürüyen yolcularız. Her adımımızda yeni bir şeyle karşılaşıyoruz; bazen bir mutluluk, bazen bir acı, bazen ise sadece sessizlik. Ve o sessizlikte yankılanan tek şey oluyor: iç sesimiz.
Der ki bazen o ses: “Devam edebilmek için yeterince unut, ama bir daha yaşanmaması için yeterince hatırla.”
İnsanın hafızası, geçmişle geleceği birbirine bağlayan bir köprüdür. Her şeyi unutan biri yolunu şaşırır, her şeyi hatırlayan biri ise yük altında ezilir. Bu yüzden dengede yürümek gerek. Ne geçmişin karanlığında kaybolmalı ne de geleceğe kör adımlarla koşmalı. Unutmak iyileştirir, hatırlamak korur.

Koşmana gerek yok aslında…
“Koşmana gerek yok, sadece durmadan yürü.”
Zaman bizden hız değil, istikrar istiyor. Kırıldığın yerde oturmak değil, kalkıp devam etmektir mesele. Ve bazen sadece bir adım atmak bile mucizeye dönüşebilir.

Baktığın yer yönünü belirler.
“Nereye varmak istiyorsan, oraya bak.”
Hayallerini gözünün önünden ayırma. Çünkü zihin, gözün baktığı yöne akar. Karamsarlıkla değil, niyetle, umutla, sabırla bak geleceğe.
Sabır… Hayatın bize en çok öğretmeye çalıştığı şey belki de bu.
Zamanla çözülür düğümler, bekleyince berraklaşır su.
“Bırakın yağmur yağsın, çamur çöksün, su temizlensin. O zaman doğru düşünceler kendiliğinden gelir.”
Yani bazen yapman gereken tek şey: sabırla beklemek. Doğa gibi olmak. Yağmurun bile bir vaktinin olduğunu unutmadan.
Yavaşla… çünkü “Sabır ve biraz daha yavaş.”
Hayat hızlı yaşandığında eksik anlaşılır. Yavaşlayan göz detayları görür. Yavaşlayan kalp, duymayı öğrenir. Yavaşlayan ruh, şükretmeye başlar.
Ve sonunda, ne olursa olsun:
“Hayat Güzeldir!”
Çünkü hayat, bir anlam arayışından ibarettir. Güzelliği bazen bir tebessümde, bazen bir dost sözünde, bazen de hiç beklemediğin bir cümlenin içindedir.
O hâlde bugün; geçmişi unut, dersini hatırla, sabırla yürü ve güzelliği fark et. Çünkü bazen sihirli olan tek şey, hayatın kendisidir…
Hayat bazen gürültülüdür. Kimi zaman dışarıda bağıran insanlar, kimi zaman içimizde susmayan düşüncelerle dolarız. Ama unutma, en net sesler, en büyük farkındalıklar sessizlikte duyulur. Kendinle baş başa kalmayı öğrendiğinde, hayat sana fısıldamaya başlar.
Zorluklar geçicidir, ama sabırla büyütülen karakter kalıcıdır. Gün gelir, en karanlık dediğin zamanların seni olgunlaştırdığını, ruhunu şekillendirdiğini fark edersin. Dibe vurmadan, yükselmenin kıymetini anlayamazsın. Bu yüzden bazen acı da bir öğretmendir.

Kendine şunu hatırlat:
“Ben her şeye rağmen yürümeye devam ediyorum. Hızla değil, bilinçle… Telaşla değil, niyetle… Yarışarak değil, sabırla…”
Kendine zaman ver. İyileşmek için. Anlamak için. Unutmak için. Ve yeniden sevebilmek, gülümseyebilmek için…
Unutma, ne yağmur sonsuza dek sürer, ne de fırtına.

Her fırtınadan sonra gökyüzü berraklaşır. Tıpkı insan kalbi gibi.
Sen yeter ki içinde bir umut sakla. Küçük bir mum ışığı kadar bile olsa, karanlığı delmeye yeter.
Hayat, o mumun etrafında döner. Çünkü inanç varsa, sabır kendiliğinden gelir.
Sabır varsa, iyilik gelir.
İyilik varsa, güzellik…
Ve güzellik varsa, işte o zaman dersin:
“Hayat gerçekten güzelmiş.”


Bu yazıyı okurken içinde bir huzur oluştuysa, kalbinde bir kıpırtı duyduysan… işte o his, senin hâlâ hayatta ve umutla dolu olduğunu gösterir.
Hayatın hızından bir adım geri at. Yavaşla. Unutulmuş güzellikleri yeniden hatırla.
Ve unutma:
Sen yürüdükçe yol açılır. Sabrettikçe berraklık gelir. Ve sevdikçe dünya güzelleşir.

Yazar