Derya YILDIRIM
Bu dünya yorulduysa,
en çok kadınlar yoruldu.
Savaşların yükünü kadınlar taşıdı,
yoksulluğun utancını kadınlar sakladı,
adaletsizliğin acısını kadınlar sustu ama unutmadı.
Bugün dünyada kurulan düzen çökerken, yine en ağır bedeli kadınlara ödetmek istiyorlar. Gücü kutsayan, merhameti zayıflık sayan bir anlayışla… “Büyük balık küçük balığı yer” diyerek, hayatı bir mücadele alanına çeviriyorlar.
Ama bu söz bizim hayatımızın kuralı değil.
Bu, orman için geçerli olabilir.
Okyanusta balıklar için belki geçerlidir.
Ama insan için, kadın için, toplum için asla.
Çünkü biz bu topraklarda, hayatın ezerek değil yaşatarak sürdüğüne inandık.
Kadın, bu medeniyetin kenarında durmadı hiçbir zaman. Evde, tarlada, okulda, cephede, yarayı sararken, yetimi büyütürken hep merkezdeydi. Gücü sessizdi ama kalıcıydı. Düzeni kuran da, bozulanı onaran da çoğu zaman kadındı.
Bugün Türkiye’yi farklı kılan şey, sadece politikalar değil; kadının vicdanı ayakta tutan rolüdür. Yardım eli uzandığında, şefkat konuştuğunda, umut taşındığında bu ses çoğu zaman bir kadının sesidir. Dünyaya faydalı olmayı görev bilen bir anlayış, kadınsız var olamaz.
Kadınlara bugün düşen görev, sadece ayakta kalmak değildir.
Kadınlara düşen görev, insanlığı hatırlatmaktır.
Tüketmeye değil, üretmeye;
ezmeye değil, onarmaya;
unutmaya değil, sahip çıkmaya…
Yeni dünya düzeni, sert yumruklarla değil; güçlü yüreklerle kurulacak. Ve o yürekler, merhameti zayıflık saymayan kadınlarda atıyor.
Bu çağrı, daha fazla yük almak için değil.
Bu çağrı, değerini hatırlamak için.
Çünkü bazı toplumlar gücü erkeklikle ölçer,
bazıları ise hayatı kadınla dengeler.
Ve bu topraklar, ikinci yolu bilen nadir yerlerden biridir.
Yazar
Bunu paylaş:
- Facebook üzerinde paylaş (Yeni pencerede açılır) Facebook
- X'te paylaş (Yeni pencerede açılır) X
- LinkedIn'de paylaş (Yeni pencerede açılır) LinkedIn
- Threads'te paylaş (Yeni pencerede açılır) Threads
- WhatsApp'ta paylaş (Yeni pencerede açılır) WhatsApp
- Pinterest'te paylaş (Yeni pencerede açılır) Pinterest
- Telegram'da paylaş (Yeni pencerede açılır) Telegram

TÜRK ASRI’NI BEKLEMEYECEĞİZ, İNŞA EDECEĞİZ
KIZ ÇOCUKLARINA NASIL SESLENMELİYİZ?
Dr. Sadık Ahmet’in Mirası: Bir İnsan Susturuldu, Bir Dava Susmadı
BULTÜRK Derneği’nden Türk Dünyasını Buluşturan Rumeli’ye Geçiş Konferansı ve Kırcaali Efsanesi Belgeseli Kapanış Programıyla Tamamladı
BULTÜRK Derneği Genel Sekreteri Aysu AKBAŞ’ın Proje Kapanış Yemeği Açılış Konuşması
ÇOCUKLARIMIN GÖZLERİNDE GÖRDÜĞÜM GELECEK
Türk Devletleri Teşkilatı’nın Sessiz Dönüşümü: Kültürel İş Birliğinden Jeostratejik Güç Birliğine