Hüseyin YIDIRIM

Tarih, adaleti ve cesaretiyle milletlere yön vermiş liderleri yazar. Türk milleti de bu tarihsel gerçeğin bir parçasıdır; ancak bir gerçeği artık daha derinlemesine kavramamız gerekiyor: Hak edenin hakkını zamanında teslim etmek. Devlet Bahçeli’nin yıllar önce ortaya koyduğu kararlı duruş ve milli düşünce çizgisi, bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu kritik süreçte daha net bir şekilde anlaşılmaktadır. Ne yazık ki bazı hakikatleri görmekte ve kabul etmekte gecikiyoruz.
Türkiye’nin kader anları yaşadığı her dönemde, Bahçeli’nin millet menfaatini önceleyen sabırlı, tutarlı ve akılcı duruşu, zaman içinde haklılığını defalarca ispatlamıştır. Bugün, bölücü terörün kökünün kazındığı, milli birlik ruhunun pekiştiği bir noktadaysak, bu başarının ardında Bahçeli’nin yıllardır ödünsüz bir şekilde savunduğu milli siyaset anlayışının etkisi büyüktür. Ancak bu hakikati görmekte ısrarla direnenler var. Türk milletinin artık öğrenmesi gereken bir ders var: Hakkı teslim etmek, bir insana ve millete yapılan en büyük iyiliktir.
Haklılık Zamanla Anlaşılır, Ama Geç Gelen İtiraflar Yaraları Sarmaz
Devlet Bahçeli’nin, bölücü terörle mücadeledeki kararlı tutumu ve milli birlik çizgisi, yalnızca bugünün meselesi değil. Onun, “Türkiye’nin kaderi milli iradeden geçer, hiçbir dayatmaya boyun eğmeyeceğiz” tavrı, Türk milletinin yüzlerce yıllık genetik kodlarına dayanıyor. Fakat bu gerçek, yıllardır türlü vesilelerle çarpıtıldı. Önyargılar ve politik hesaplar, Bahçeli’nin haklılığını teslim etmeyi engelledi. Ama şu artık net: Türk milleti, bir kişinin hakkını zamanında teslim etmeyi öğrenmek zorundadır. Çünkü geç gelen farkındalıklar, milletin de liderlerin de enerjisini boşa harcar. Hakkı teslim etmek erdemdir ve bu erdemle büyüyen milletler geleceğe güvenle yürür.
2025: Karar ve Diriliş Yılı
Bugün geldiğimiz noktada, bölücü terörün kökünü kazıma kararlılığı, Devlet Bahçeli’nin yıllar önce çizdiği milli siyaset yol haritasının somut bir sonucudur. Terörle mücadelede en ufak bir taviz verilmediği, çözüm masaları ve açılım oyunlarının tarihe gömüldüğü bu dönemde, Bahçeli’nin “milli birlik ve beraberlik” anlayışının zaferini yaşıyoruz. Türkiye, 2025 yılında artık iç çatışma girdaplarına düşmeyen, dış dayatmalara boyun eğmeyen, bölgesinde güçlü bir devlet olarak ayağa kalkmıştır. Bu başarı, Türk milletinin ve liderlerinin hakikate inanarak yola devam etmesiyle mümkün olmuştur.
Milletin Liderlerine ve Birlik Ruhuna Vefa Borcu
Artık bir gerçeği kabullenmenin zamanı geldi: Türk milleti, liderlerine vefa göstermeyi, hakkı olanı zamanında teslim etmeyi öğrenmek zorundadır. Devlet Bahçeli’nin haklılığını bugün çok daha net bir şekilde idrak ediyoruz, ama bu dersin bir daha tekrarlanmaması gerekiyor. Türkiye’nin kaderine yön veren liderler, yalnızca zamanla anlaşılacak haklılıklarla değil, milletinin gönlünde hak ettikleri yeri de bulmalıdır.
Türk milleti, bin yıllık kardeşlik hukuku ve milli birliğiyle, dış dayatmalara ve iç bölücülüklere asla prim vermeyecektir. Bahçeli’nin dediği gibi: “Ya bir ve beraber kardeşçe yaşayacağız ya da parçalanmayı hayal edenlerin hayal kırıklığını göreceğiz.” 2025 yılı, milletin hak ettiği dirilişi kutladığı yıl olacaktır. Hak edenin hakkını zamanında teslim eden bir millet, ancak böyle büyüyüp yücelir.
Son Söz
Hoş geldin 2025! Türk milletinin hakikati daha iyi gördüğü, liderlerine daha çok güvendiği, milli birlik ve kardeşlik ruhunun çelikleştiği kutlu doğumun yılı! Artık bir ders çıkarma vakti: Haklıyı geç anlamak, bir kayıptır; hak edene hakkını teslim etmekse, milletin onurudur. Türk milleti bu onuru sonsuza kadar taşıyacaktır!

Yazar