Dr. Nedim BİRİNCİ

Bulgaristan Türklerinin Yeni Dönemi

Bulgaristan Türklerinin son otuz beş yıllık siyasi serüveni artık yeni bir safhaya giriyor.

Bu değişimi yalnız seçim sonuçlarından, parti isimlerinden ya da adaylardan okumak yeterli değildir. Asıl mesele daha derindedir: Bulgaristan Türklerinin siyasetteki konumu değişmeye başlamaktadır.

Uzun yıllar boyunca Türk seçmen belirli bir siyasi adresle özdeşleştirildi. Bulgaristan’daki diğer partiler Türk toplumunu çoğu zaman “başka bir partinin seçmeni” olarak gördü. Türkler ise kendi siyasi geleceğini çoğunlukla tek bir yapı üzerinden okumaya zorlandı.

BULTÜRK’ün yıllardır itiraz ettiği temel denklem buydu.
BULTÜRK’ün savunduğu yaklaşım şuydu:

Türkler bir partinin seçmeni değil, Bulgaristan devletinin eşit vatandaşlarıdır.

Dolayısıyla bütün demokratik siyasi partiler Türk vatandaşlarına açık olmalıdır.
Türkler GERB’de de siyaset yapabilmelidir.

Başka merkez sağ ve liberal partilerde de.

Yeni siyasi hareketlerde de.

Belediyelerde, parlamentoda, bakanlıklarda, diplomaside ve devletin bütün kurumlarında bulunabilmelidir.

Bugün geriye dönüp baktığımızda görüyoruz ki yıllar önce ortaya konulan bu düşüncenin bazı unsurları Bulgaristan siyasetinde karşılık bulmaya başlamıştır.
BULTÜRK açısından asıl siyasi değişim budur.

ESKİ SİYASİ MODELİN SINIRLARI

1990 sonrası Bulgaristan Türklerinin siyasi örgütlenmesini tarihî şartlardan bağımsız değerlendiremeyiz.

1984–1989 asimilasyon politikalarının yarattığı ağır travma toplumda güçlü bir siyasi birlik ihtiyacı doğurmuştu.

Kimliğini korumak isteyen Türk toplumu doğal olarak güçlü bir siyasi temsil mekanizmasının etrafında toplandı.

Bu başlangıç döneminde anlaşılabilir bir durumdu.

Ancak geçici olması gereken model zaman içerisinde kalıcı siyasi alışkanlığa dönüştü.

Bir tarafta:
“Türklerin partisi bellidir.”
anlayışı ortaya çıktı.
Diğer tarafta Bulgar siyasi partileri:
“Türk seçmene zaten ulaşamayız.”
düşüncesine alıştı.

Bunun sonucu olarak Türk seçmenin siyasi rekabet içerisindeki değeri azaldı.

Çünkü siyasetin temel kurallarından biri açıktır:

Garanti görülen oyun pazarlık değeri düşer.

BULTÜRK’ün yıllardır yaptığı en önemli stratejik müdahale bu siyasi ezberi sorgulamaktır.

BULTÜRK’ÜN TEMEL FİKRİ: TÜRKLER SİYASETİN TAMAMINDA OLMALI

BULTÜRK’ün yaklaşımı hiçbir zaman bir siyasi partiyi başka bir siyasi partiyle değiştirmek olmamalıdır.

Asıl hedef bundan çok daha büyüktür:

Türkleri tek siyasi adresten çıkarıp Bulgaristan siyasetinin tamamına taşımak.

Bu çok önemli bir zihniyet değişikliğidir.

Çünkü gerçek eşit vatandaşlık, Türklerin yalnız Türklerin yoğun olduğu bölgelerde veya yalnız etnik temelli bir siyasi yapı içerisinde temsil edilmesi değildir.
Gerçek eşit vatandaşlık şudur:
Bir Türk genci GERB’de milletvekili olabilmelidir.

Başka bir Türk genci liberal bir partide yükselmelidir.
Bir başkası belediye başkanı olmalıdır.
Bir diğeri diplomat olmalıdır.
Başka biri bakan olmalıdır.
Bir gün Cumhurbaşkanı Yardımcısı olmalıdır.
Ve neden olmasın?
Bir gün Cumhurbaşkanı da olmalıdır.

Bulgaristan gerçekten bütün vatandaşlarının devletiyse bunun önünde hiçbir demokratik engel bulunmamalıdır.

2009: KIRCAALİ’DE İLK BÜYÜK KIRILMA

BULTÜRK’ün uzun vadeli siyasi düşüncesini anlamak için 2009 seçimlerine dönmek gerekir.

Kırcaali uzun yıllar boyunca belirli bir siyasi yapının değişmez kalesi olarak görülüyordu.

BULTÜRK ise farklı bir düşünce savunuyordu:
Kırcaali siyasi olarak kapalı bir bölge değildir.

Başka partiler Türk seçmeni ciddiye alırsa, Türk toplumuyla doğrudan temas kurarsa ve gerçek temsil sunarsa burada da siyasi rekabet oluşabilir.

2009’da Boyko Borisov liderliğindeki GERB’in Kırcaali’den milletvekili çıkarması bu açıdan önemli bir kırılmaydı.

Bu gelişmenin asıl anlamı bir milletvekilliğinden daha büyüktür.

Çünkü ilk kez güçlü biçimde şu mesaj verilmiş oldu:

Kırcaali tek siyasi adres değildir.

Bu, Bulgaristan Türklerinin siyasi geleceği açısından psikolojik duvarın kırılmasıydı.

BULTÜRK’ÜN GERB’E VERDİĞİ STRATEJİK MESAJ

BULTÜRK’ün GERB’e yönelik mesajı da son derece açıktı:

Türk vatandaşların oyunu istiyorsanız yalnız seçim dönemlerinde Türk bölgelerine gitmeniz yetmez.

Türkleri partinizin içine almalısınız.
Türk aday göstermelisiniz.

Üstelik göstermelik sıralardan değil, seçilebilecek yerlerden.

Bu düşünce Bulgaristan siyasetinin geleceği açısından son derece önemlidir.

Çünkü Türklerin farklı partilerden aday gösterilmesi iki sonucu beraberinde getirir.

Birincisi, Türk seçmenin alternatifi artar.

İkincisi, Bulgar partileri Türk vatandaşlarını gerçek siyasi ortak olarak görmeye başlar.

BULTÜRK’ün uzun vadeli hedeflerinden biri de tam olarak buydu.

2013: MUHARREM TERZİ ÖRNEĞİ VE SÖYLEMDEN EYLEME GEÇİŞ

BULTÜRK’ün siyasi değişim düşüncesinin en önemli örneklerinden biri 2013 yılında yaşandı.

BULTÜRK çevresinden Muharrem Terzi, 12 Mayıs 2013 erken genel seçimlerinde eski Başbakan İvan Kostov’un siyasi çizgisindeki Demokratlar için Güçlü Bulgaristan’dan Kırcaali milletvekili adayı oldu.

Üstelik listenin başında yer aldı.
Parti barajı aşamadığı için milletvekili seçilemedi.

Fakat stratejik açıdan bu hamlenin değeri seçim sonucundan daha büyüktür.

Çünkü o gün kamuoyuna çok önemli bir mesaj verildi:
Bir Türk, Kırcaali’de yalnız HÖH/DPS listesinden aday olmak zorunda değildir.

Bir Türk başka bir Bulgar siyasi partisinin de birinci sıra milletvekili adayı olabilir.
Bu düşünce bugün daha doğal karşılanıyor olabilir.

Fakat siyasi tabuların kırılması bir anda gerçekleşmez.
Önce birileri risk alır.
Önce birileri yolu açar.
Sonra başkaları yürümeye başlar.

Muharrem Terzi adaylığı bu açıdan BULTÜRK siyasi çizgisinin önemli dönüm noktalarından biridir.

BULGAR SİYASETÇİLERİ İSTANBUL’A GELMEYE BAŞLIYOR

Bir süre sonra siyasi ilişkinin yönü değişmeye başladı.
Başlangıçta BULTÜRK Bulgar siyasetçilere ulaşmaya çalışıyordu.

Sonraki yıllarda Bulgar siyasetçiler BULTÜRK’e gelmeye başladı.
Bu değişim tek başına çok önemlidir.

Tsveta Karayançeva’nın temasları…
Asen Vasilev’in ziyareti…

Kiril Petkov ve Nikolay Denkov gibi Bulgaristan’ın en üst düzey siyasetçilerinin BULTÜRK çevresiyle ilişkileri…

İvelin Mihaylov’un ziyareti…
Ivan Hristanov’un Cumhurbaşkanlığı sürecinde BULTÜRK çatısı altında yaptığı açıklamalar…

Bütün bunlar farklı siyasi çizgilerden insanların aynı kurumla temas kurmaya başlamasını göstermektedir.
Burada asıl soru şudur:

Neden?
Çünkü Bulgaristan siyasetçileri artık Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşlarının ve Bulgaristan Türklerinin tek siyasi adrese ait olmadığını anlamaya başlamaktadır.

Bu değişim BULTÜRK’ün yıllardır savunduğu fikrin merkezindedir.

BULTÜRK’ÜN GERÇEK GÜCÜ: PARTİ DEĞİL MUHATAP OLMAK

Bir sivil toplum kuruluşunun siyasi etkisini yanlış ölçmemek gerekir.

BULTÜRK’ün başarısı herhangi bir siyasi partinin seçim kazanması değildir.

BULTÜRK siyasi parti değildir.
Dolayısıyla gerçek başarı şudur:

Farklı siyasi aktörlerin BULTÜRK’ü muhatap olarak kabul etmeye başlaması.

GERB gelir.
PP çizgisindeki isimler gelir.

Yeni partiler gelir.
Cumhurbaşkanlığına aday isimler gelir.
BULTÜRK hepsiyle konuşur.
Fakat hiçbirinin arka bahçesi olmaz.

İşte kurumsal güç budur.

Bir siyasi partiyle özdeşleşirseniz o partiyle birlikte yükselir ve düşersiniz.

Ama ilkelere bağlı kalırsanız iktidarlar değişse bile öneminiz devam eder.

2026: SİYASİ TALEBİN SEVİYESİ YÜKSELİYOR

Bugün 2026 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken BULTÜRK’ün ortaya koyduğu talep artık daha ileri bir seviyededir.

Soru şudur:
“Neden Bulgaristan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Türk kökenli bir Bulgaristan vatandaşı olmasın?”

Bu soru yalnız Türkler için sorulmuyor.
Bulgaristan demokrasisinin olgunluk seviyesini ölçmek için soruluyor.

Bir Türk vatandaş milletvekili olabiliyorsa…
Belediye başkanı olabiliyorsa…
Bakan olabiliyorsa…

Neden Cumhurbaşkanı Yardımcısı olamasın?
Mesele bir koltuk değildir.
Mesele devletin vatandaşlık anlayışıdır.

Bulgaristan Cumhuriyeti gerçekten bütün vatandaşlarının devletiyse devletin en üst makamları da bütün vatandaşlara açık olmalıdır.

BULTÜRK’ÜN SİYASİ DEĞİŞİMİ: SAVUNMADAN YÖN GÖSTERMEYE

BULTÜRK’ün kendi tarihinde de önemli bir değişim gerçekleşmiştir.

İlk dönemlerde temel mücadele hakların korunmasıydı.
Kimliğin korunması.
Tarihî hafızanın korunması.

Türk toplumunun sorunlarının Türkiye’ye ve Bulgaristan’a anlatılması.

Bu hâlâ önemlidir.
Fakat artık BULTÜRK’ün rolü yalnız savunma yapmakla sınırlı kalmamalıdır.

Yeni aşama şudur:
Siyasi yön göstermek.
Bu çok daha üst düzey bir stratejik pozisyondur.

Savunma yapan kurum mevcut sorunlara cevap verir.

Stratejik kurum ise on yıl sonra ortaya çıkacak sorunları bugünden görür.

BULTÜRK’ün bundan sonraki rolü de bu olmalıdır.

SİYASETÇİLER BULTÜRK’E GELİYORSA MASAYA DOSYA KONULMALI

Yeni dönemde BULTÜRK açısından da çalışma yöntemi değişmelidir.

Siyasetçi ziyareti başarı değildir.
Ziyaret bir fırsattır.
Gerçek başarı, o ziyaretin sonucunda elde edilen somut taahhüttür.

Bundan sonra BULTÜRK’e gelen her siyasi lidere bir dosya verilmelidir.

Örneğin:
“Bulgaristan Türkleri 2035 Strateji Belgesi”
Bu belgede şu başlıklar bulunmalıdır:

Eşit vatandaşlık.
Devlet yönetiminde liyakatli temsil.

Türkçe eğitim.
Kırcaali ve diğer Türk bölgelerinde kalkınma.

Genç nüfusun göçünün önlenmesi.
Tarım ve bölgesel kalkınma.

Kültürel miras.
1984–1989 asimilasyon politikalarının tarihî hafızası.
Nefret söylemiyle mücadele.
Türkiye-Bulgaristan ilişkileri.
Avrupa Birliği.
Diaspora politikası.
Diplomasi.
Eğitim.
Teknoloji.
Gençlik.

Böylece siyasetçi BULTÜRK’ü ziyaret ettiğinde yalnız fotoğraf çektirmiş olmaz.
Bir siyasi dosyayla karşılaşır.

FOTOĞRAF SİYASETİNDEN TAAHHÜT SİYASETİNE

BULTÜRK’ün yeni dönem stratejisinin en önemli değişikliklerinden biri bu olmalıdır.

Fotoğraf çekilir ve unutulur.
Söz söylenir ve unutulur.
Ama belge kalır.
Her adaydan yazılı cevap alınmalıdır.
Hangi talebi kabul ediyor?
Hangisini etmiyor?
Türk Cumhurbaşkanı Yardımcısı fikrine nasıl bakıyor?

Türkçe eğitim konusunda ne düşünüyor?
Kırcaali’nin ekonomik kalkınması konusunda hangi planı var?

Devlet kurumlarında Türk gençlerinin yükselmesini destekliyor mu?
Bütün bunlar kayda geçirilmelidir.

Sonra seçimden dört yıl sonra aynı siyasetçiye sorulmalıdır:
“Bize ne söz vermiştiniz, ne yaptınız?”

İşte gerçek sivil toplum denetimi budur.

PEŞİN OY YOK: YENİ SİYASİ DOKTRİN

BULTÜRK’ün 2026 sonrası için geliştirmesi gereken temel siyasi ilke son derece nettir:

PEŞİN OY YOK.

Hiçbir siyasi parti Bulgaristan Türklerinin oyunu garanti görmemelidir.
Önce aday açıklanmalıdır.
Sonra Cumhurbaşkanı Yardımcısı.

Sonra program.
Sonra kadro.
Sonra taahhüt.
Sonra uygulama iradesi.

Ve en sonunda seçmen karar vermelidir.

Bu herhangi bir siyasi partiye düşmanlık değildir.

Tam tersine sağlıklı demokratik rekabetin gereğidir.

Türk seçmenin siyasi değeri ancak alternatif çoğaldığında yükselir.

BULTÜRK KİME OY VERİLECEĞİNİ DEĞİL, HANGİ KRİTERLE OY VERİLECEĞİNİ ANLATMALI

Bu ayrım BULTÜRK’ün geleceği açısından hayati önemdedir.

BULTÜRK:
“Şu kişiye oy verin.”
dediği anda siyasi aktör hâline gelir.

Ama:
“Oy vereceğiniz kişide şu şartları arayın.”
derse toplumsal akıl üretir.
İkincisi çok daha değerlidir.
Çünkü adaylar değişir.

Partiler değişir.
Ama kriterler kalır.

BULTÜRK’ün oluşturması gereken standartlar şunlar olmalıdır:

Demokrasi.
Liyakat.
Yolsuzlukla mücadele.
Etnik eşitlik.
Türkçe eğitime saygı.
Ekonomik kalkınma.
Türkiye ile iyi ilişkiler.
Avrupa hukukuna bağlılık.
Tarihî hafızaya saygı.
Nefret söylemine karşı tavır.

Bu kriterleri karşılayan kim olursa olsun toplum tarafından değerlendirilebilir.

ASIL HEDEF MİLLETVEKİLİ DEĞİL, DEVLET KADROSU YETİŞTİRMEKTİR

BULTÜRK’ün siyasi değişiminin bir sonraki büyük aşaması insan yetiştirmek olmalıdır.
Muharrem Terzi bir örnekti.

Ama artık yüzlerce isim yetiştirmek gerekir.
Sadece milletvekili değil.

Hukukçu.
Diplomat.
Ekonomist.
Akademisyen.
Kamu yöneticisi.
Avrupa Birliği uzmanı.

Belediye yöneticisi.
Bakanlık bürokratı.

Büyükelçi.
Danışman.
Bir gün Cumhurbaşkanı Yardımcısı.

Ve gelecekte Cumhurbaşkanı.
Bunun için sistem kurulmalıdır.

BULTÜRK SİYASET VE DEVLET YÖNETİMİ AKADEMİSİ

BULTÜRK ve BGSAM’ın önümüzdeki dönemde gerçekleştirebileceği en önemli projelerden biri kalıcı bir siyaset ve devlet yönetimi akademisi olabilir.

Gençlere şu alanlarda eğitim verilmelidir:
Bulgaristan Anayasası.
Siyaset bilimi.
Hukuk.
Ekonomi.
Kamu yönetimi.
Diplomasi.

Avrupa Birliği kurumları.
Uluslararası ilişkiler.
Stratejik planlama.
Müzakere.
Hitabet.
Medya.
Bulgaristan tarihi.
Türk tarihi.

Türk gençlerinin Bulgarcayı mükemmel kullanması sağlanmalıdır.

Türkçelerini kaybetmemeleri gerekir.
İngilizce bilmeleri gerekir.
Sonra bu gençlerin hepsi aynı partiye gönderilmemelidir.

Tam tersine Bulgaristan’ın bütün demokratik kurumlarına yayılmalıdırlar.
İşte gerçek siyasi güç böyle oluşur.

TÜRKLERİ PARTİLERE DEĞİL, DEVLETE YERLEŞTİRME STRATEJİSİ

BULTÜRK’ün uzun vadeli hedefini tek cümlede ifade etmek gerekirse:

Türkleri partilere dağıtmak değil, Bulgaristan devletinin bütün kurumlarında görünür hâle getirmek.

Bugün milletvekilliği konuşuyoruz.
Yarın:
bakanlıkları,
diplomasiyi,
yüksek bürokrasiyi,
üniversiteleri,
yerel yönetimleri,
Avrupa kurumlarını
konuşmalıyız.

Gerçek siyasi temsil yalnız parlamentoda kaç kişinin bulunduğuyla ölçülmez.

Bir devletin bütün karar mekanizmalarında toplumun ne kadar temsil edildiğiyle ölçülür.

BULTÜRK’ÜN BİR SONRAKİ HEDEFİ: FİKİR MERKEZİ OLMAK

BULTÜRK için en önemli stratejik eşik belki de budur.
Bugün siyasetçiler:

“BULTÜRK kimi destekleyecek?”
diye sorabilir.
Ama asıl ulaşılması gereken nokta şudur:

“BULTÜRK bu konuda ne düşünüyor?”
Bu iki soru aynı şey değildir.

İlk soru seçim gücünü gösterir.
İkinci soru entelektüel ve stratejik gücü.

Kalıcı siyasi etki ikinci seviyede ortaya çıkar.

Sofya’daki siyasetçi:
“Kırcaali’de Türk seçmenin eğilimi nedir?”

dediğinde BULTÜRK raporuna bakıyorsa…
“Türkiye’deki Bulgaristan vatandaşları ne düşünüyor?”

dediğinde BULTÜRK’e soruyorsa…
“Türk gençlerinin beklentileri nedir?”

sorusunun cevabını BGSAM’ın araştırmalarından alıyorsa…

işte o zaman gerçek kurumsal etki oluşmuş demektir.

BULTÜRK’ÜN SİYASİ DEĞİŞİMİNDE YENİ EVRE

Bütün süreci kronolojik olarak okuduğumuzda dikkat çekici bir gelişme zinciri ortaya çıkıyor:

İlk dönem:
Türklerin haklarının korunması.
Sonraki dönem:
Türklerin farklı siyasi partilerde yer alması gerektiğinin savunulması.

2009: Kırcaali’de siyasi rekabetin kırılabileceğinin görülmesi.

2013:bMuharrem Terzi’nin farklı bir Bulgar partisinden Kırcaali’de birinci sıra aday olması.

Sonraki yıllar:
Bulgar siyasetçilerinin BULTÜRK’le doğrudan temas kurmaya başlaması.

Yeni dönem:
Bakanların, eski başbakanların ve Cumhurbaşkanlığına talip isimlerin BULTÜRK’le görüşmesi.

2026: Türk Cumhurbaşkanı Yardımcısı fikrinin tartışmaya açılması.
Bu yükselen çizgi bize bir şeyi göstermektedir:

BULTÜRK’ün siyasi dili savunmadan stratejiye doğru ilerlemektedir.

BULTÜRK’ÜN EN BÜYÜK RİSKİ

Başarı büyüdükçe risk de büyür.

BULTÜRK’ün önündeki en önemli tehlike herhangi bir siyasi partiyle özdeşleşmektir.

Bu yapılırsa yıllarca oluşturulan tarafsız muhataplık gücü zarar görebilir.

BULTÜRK’ün kapısı demokratik çerçeve içerisinde herkese açık olmalıdır.

GERB gelir.
PP-DB gelir.

Veliçie gelir.
Edinenie gelir.

Başka demokratik hareketler gelir.
Hepsi dinlenir.
Hepsine aynı dosya verilir.
Hepsine aynı sorular sorulur.
Ve hiçbiri için peşin destek açıklanmaz.
İşte kurumsal ağırlık böyle korunur.

BULTÜRK’ÜN GERÇEK SİYASİ BAŞARISI NEDİR?

Bir derneğin siyasi başarısı seçim kazanmak değildir.
Gerçek başarı şudur:

Daha önce konuşulmayan fikri konuşturmak.
Bir siyasi tekelin kırılmasına katkı sağlamak.

Türk seçmenin alternatiflerini çoğaltmak.
Bulgar partilerini Türk vatandaşlara açmak.

Türklerin devlet yönetiminde yer almasını normalleştirmek.
Cumhurbaşkanı Yardımcılığı gibi makamları tartışmaya açmak.
Gençlerin önüne daha büyük hedefler koymak.

BULTÜRK’ün siyasi değişimini bu ölçülerle değerlendirmek gerekir.

EKİLEN TOHUMLAR FİLİZLENİYOR

Siyasette en zor iş, herkes söyledikten sonra doğruyu tekrarlamak değildir.

En zor iş, henüz kimse konuşmazken doğru olduğunu düşündüğünüz fikri söylemektir.

BULTÜRK’ün yıllardır yaptığı temel işlerden biri budur.
Türklerin farklı partilerde siyaset yapması gerektiği söylendi.

Bugün yapıyorlar.
Kırcaali’de alternatif siyasetin mümkün olduğu söylendi.

Alternatifler oluştu.
Bulgar partilerinin Türk adaylara yer vermesi gerektiği söylendi.
Bugün daha fazla parti Türk isimler arıyor.

Bulgar siyasilerinin Türkiye’de yaşayan vatandaşları doğrudan muhatap alması gerektiği söylendi.

Bugün İstanbul’a geliyorlar.
Türklerin devletin üst makamlarında yer alması gerektiği söylendi.

Bugün Cumhurbaşkanı Yardımcılığı tartışılıyor.

Bu nedenle bugün gelinen noktayı tek bir cümle iyi özetlemektedir:
Ekilen tohumlar filizleniyor.
Fakat asıl iş şimdi başlıyor.

BULTÜRK’ÜN SİYASİ DEĞİŞİMİ, BULGARİSTAN TÜRKLERİNİN ZİHNİYET DEĞİŞİMİDİR

BULTÜRK’ün siyasi değişimi aslında yalnız kurumun değişimi değildir.
Daha büyük bir dönüşümün parçasıdır.

Bulgaristan Türklerinin:
“Bizi kim koruyacak?”
sorusundan,

“Biz Bulgaristan’ı nasıl birlikte yöneteceğiz?”
sorusuna geçişidir.

Bu iki soru arasında büyük fark vardır.
Birincisi savunma psikolojisidir.
İkincisi eşit vatandaşlık bilincidir.

BULTÜRK’ün bundan sonraki tarihî görevi bu zihniyet değişimini kurumsallaştırmaktır.

Türkleri bir partinin seçmeni olmaktan çıkarıp bütün partilerin kazanmak zorunda olduğu vatandaş topluluğuna dönüştürmek.

Türk gençlerine yalnız oy kullanmayı değil, devlet yönetmeyi öğretmek.

Siyasetçilere yalnız talepler sunmak değil, politika üretmek.
Ziyaretleri fotoğrafla değil sonuçla ölçmek.

Siyasi destek yerine siyasi kriter oluşturmak.

Ve Bulgaristan’a şu yeni cümleyi kabul ettirmek:

“Bu devlet Bulgarların, Türklerin, Romanların, Pomakların ve kendisini Bulgaristan Cumhuriyeti’nin vatandaşı gören herkesin ortak devletidir.”

İşte BULTÜRK siyasi değişiminin büyük hedefi budur.

2009’daki Kırcaali kırılması bir başlangıçtı.

2013’te Muharrem Terzi’nin adaylığı başka bir adımdı.
M
Sonraki siyasi ziyaretler kurumsal muhataplığın yükseldiğini gösterdi.

2026’daki Cumhurbaşkanı Yardımcılığı tartışması ise yeni bir eşiktir.

Bundan sonrası daha büyük düşünmeyi gerektiriyor.

Bugün Cumhurbaşkanı Yardımcılığını konuşuyoruz.

Yarın Cumhurbaşkanlığını konuşacağız.

Fakat asıl hedef makam değildir.

Asıl hedef Bulgaristan Türklerinin siyasetin kenarında yaşayan bir seçmen kitlesi olmaktan çıkıp Bulgaristan’ın yönetiminde, ekonomisinde, diplomasisinde ve geleceğinde doğal ortak hâline gelmesidir.

İşte BULTÜRK’ün siyasi değişimi budur.

Bir dernekten muhataba,
muhataptan fikir merkezine,
fikir merkezinden stratejik yol gösterici kuruma doğru yürüyüş.

Ve bu yürüyüş doğru kurumsallaştırılırsa, Bulgaristan Türklerinin önümüzdeki otuz yılını değiştirebilecek en önemli siyasi dönüşümlerden biri olabilir.

Yazar