Dünya üzerinde bir gerçek var ki çoğu zaman farkına varmakta geç
kalıyoruz: Biz, Türk-İslam âlemi olarak dünyanın en kalabalık, en
geniş, en zengin ailesiyiz. Coğrafyamız Asya’nın ortasından
Balkanlara, Afrika’nın kuzeyinden Orta Doğu’ya, Türkistan
bozkırlarından Anadolu’ya ve oradan Avrupa’nın kalbine kadar
uzanıyor. Her yerde izimiz var. Her yerde sesimiz var. Her yerde bir
“biz” var.
Ama ne garip tecellidir ki; bu kadar kalabalık bir ümmet, bu kadar
zengin bir medeniyet mirasına sahip bir millet, hâlâ başkalarının
gölgesinde, hâlâ parçalanmış, hâlâ sessiz…
Aslında ihtiyacımız olan ne silahtır, ne servet, ne de teknoloji. Bizim
en büyük eksiğimiz “birliktir”.
Birlik Olursak, Dünya Değişir
Birlik olursak sadece kendimizi kurtarmayız; mazlumlara umut
oluruz. Birlik olursak sadece sınırlarımızı korumayız; zulme karşı bir
duvar oluruz. Çünkü bizim inancımız, medeniyetimiz ve tarihimiz
“hâkimiyet”i sömürgeyle değil, adaletle tarif eder. Bizim dünyaya
bakışımızda, insanın dili, rengi, ırkı değil; hakkı, hukuku ve duası
önemlidir.
Bu yüzden Türk-İslam âlemi birleştiği anda dünya siyasetinin rotası
değişir. Zulmün kaleleri sarsılır. Mazlumlar nefes alır. Emperyalist
sistemler panik butonuna basar. Çünkü bu birlik, sadece bir siyasi
birleşme değil; tarihî bir uyanıştır.
Neden Biz?
Çünkü biz, Fatih’in torunlarıyız.
Çünkü biz, Bilge Kağan’ın mirasçılarıyız.
Çünkü biz, Alparslan’ın ordusuyuz, Selahaddin’in duasıyız.
Çünkü biz, Kudüs’ü dert edinmiş, Kafkasları siper bellemiş,
Türkistan’ı kalp gibi taşıyan bir milletiz.
Dünya bizim gibi birliği sağlayabilecek, adaleti temel alabilecek bir
başka medeniyet kaynağına sahip değil. Batı, çıkar birlikteliği kurar;
biz gönül birlikteliği kurarız. Onlar sömürerek yaşar; biz yaşatarak
yüceliriz.
Yeni Bir Çağ İçin Çağrı
Bu çağ, Türk-İslam medeniyetinin yeniden doğuş çağı olabilir. Ama
bunun için önce kalplerimizi birleştirmeliyiz. Sınırlar bizi ayırsa da
gönüller birleşmeli. Mezhepler, meşrepler, farklılıklar değil; ortak
değerler konuşmalı. Türk’ün irfanı, İslam’ın nuruyla buluştuğunda
sadece bir millet değil, tüm insanlık kazanır.
Unutmayalım:
Biz dünyanın en kalabalık ailesiyiz.
Ama birlik olursak en güçlü oluruz.
Ve ancak o zaman sözümüz yeniden hüküm olur, adımız yeniden
umut olur…
Türk-İslam Âlemi: Dünyanın En Kalabalık Ailesi

Karakalpaklar: Bozkırın, Suyun ve Hafızanın Halkı
Bir Ziyaretten Fazlası: Hafızaya, Kültüre ve Vefaya Açılan Kapı
Bulgaristan seçim analizi
Bulgaristan’da Sandık Siyasi Krizi Aştı: Radev Dönemi Başlıyor
Çanakkale Kara Muharebeleri: Stratejik Derinlik, Operatif Dönüşüm ve Komuta İnisiyatifi
България избра стабилността: Води ли Румен Радев страната към „президентски стил“ управление?
Cepheden Bir Babanın Sesi
Bir Annenin Gözünden Çanakkale