Rafet ULUTÜRK

Bir devletin gücü, sahip olduğu silahlardan, binalardan ya da bütçelerden önce adaleti ile ölçülür. Adalet zedelenmişse; makamlar dolu ama vicdanlar boşsa, o devlette ne huzur kalır ne de güven. Bugün Türkiye’nin karşı karşıya olduğu en büyük meselelerden biri tam da budur:
Güven kaybı.

Bu güven kaybının temelinde ise uzun süredir görmezden gelinen bir gerçek yatıyor: Kamu gücünü kullananların yeterince denetlenmemesi.

Artık açık konuşmanın zamanıdır. Devlette görev alan herkes, en tepeden en aşağıya kadar yeniden, ciddiyetle ve tavizsiz biçimde gözden geçirilmelidir.
Bu bir intikam çağrısı değil, bir adalet ve temizlik çağrısıdır.

Çok karmaşık sistemlere gerek yok. Aslında sorulacak tek bir soru yeterlidir:

“Bu maaşla, bu mal varlığı nasıl edinildi?”

Eğer bu sorunun meşru, belgeli ve ikna edici bir cevabı yoksa, orada durmak gerekir. Hukuk konuşmalıdır. İspat edilemeyen her servet, milletin hakkıdır ve devlet hazinesine iade edilmelidir.
Burada artışlar ceza tüm mal varlığı tamamı devlete geçerse işte birahane bu hırsızlık yapılmaz yapılamaz. Yol belli kimsenin gözünün yaşına bakılmaksızın bu uygulanmalı.

Bugün yolsuzluğun, kayırmacılığın, iki yüzlülüğün bu kadar cesur olmasının sebebi bellidir: Koruyanlar. Üstü örtülen her yanlış, bir sonraki yanlışı daha da büyütmüştür. Oysa koruma kalktığında, hesap sormaya başlandığında; haksız kazanç da, ahlaksız düzen de bıçakla kesilir gibi durur.

Bu topraklar bize kolay miras kalmadı. Ecdadımız canıyla, kanıyla, malıyla mücadele ederek emanet etti. Bugün bu emaneti; zalime sessiz kalarak, sahtekâra göz yumarak, hırsızı “bizden” diye savunarak koruyamayız.

Dindar görünüp haksızlık yapanla, vatansever konuşup milletin malını yiyen arasında hiçbir fark yoktur. İkisi de emanete ihanet içindedir.

Gerçek temizlik işte burada başlar:

Hukukla,
Vicdanla,
Merhametle ama asla gevşeklikle değil.

Bu temizlikten korkmamak gerekir. Çünkü temizlikten sonra refah gelir.
Refah geldiğinde:

Yatırım gelir,
Güven gelir,
Üretim artar,
Dünya bu ülkeyi yeniden tercih eder.

Hiçbir ülke, kirli bir düzenle güçlü olamaz. Ama adaletle ayağa kalkan her millet, mutlaka yükselir.

Artık yeter.
İyinin kötüden, helalin haramdan, adaletin zulümden ayrılma vakti gelmiştir.

Mazluma umut, zalime hukuk olma zamanı…
Değişim başlasın.
Allah yar ve yardımcımız olsun.

Yazar