Derya YILDIRIM

Balkanlar’ın sessiz köylerinden biri olan Medovets (Sarıkovanlık), bugünlerde derin bir hüzün yaşıyor. Varna bölgesinde etkili olan şiddetli yağışlar, dereleri taşırdı, yolları kapattı, evleri ve bahçeleri sular altında bıraktı. Ancak selin götürdüğü şey sadece toprak, eşya ve ürünler değildi; insanların yıllarca biriktirdiği hatıralar, emekler ve umutlar da bu sel sularına karıştı.

Bir Gecede Değişen Hayatlar

Akşam yatağına huzurla giren insanlar, sabah uyandıklarında evlerinin kapısında azgın sularla karşılaştılar.

Yıllardır aynı bahçede yetişen meyve ağaçları, dedelerden kalan evler, çocukların oyun oynadığı sokaklar bir anda tanınmaz hale geldi.

Bir köylü için bahçesi sadece toprak değildir. Bir ev sadece dört duvardan ibaret değildir. Bir köy sadece binalardan oluşmaz.

Orada bir ömür vardır.

İşte sel, bazen bir insanın bütün ömrünü birkaç saat içinde önünden alıp götürebilir.

Çamurlu Suların İçinde Kalan Hatıralar

Her evin içinde bir hikâye vardır.

Bir köşede yıllardır saklanan aile fotoğrafları… Bir sandıkta dededen kalan hatıralar… Bir duvarda çocukların boylarının işaretlendiği çizgiler…

Sel geldiğinde sadece eşyalar zarar görmez.

İnsanların geçmişi de yara alır.

Belki de bu yüzden afetlerin en ağır tarafı maddi kayıplar değil, insan ruhunda bıraktığı izlerdir.

Çünkü yeniden ev yapılabilir. Yeniden bahçe dikilebilir.

Ama bazı hatıralar geri gelmez.

Köyün Sessiz Çığlığı

Medovets bugün yalnızca bir köyün adı değildir.

O görüntülerde Balkanlar’ın bütün köyleri vardır.

Kırcaali’den Mestanlı’ya, Şumnu’dan Deliorman’a kadar yüzlerce köyde yaşayan insanlar o görüntüleri izlerken kendi evlerini, kendi çocukluklarını ve kendi anılarını hatırladılar.

Çünkü Balkan insanı toprağıyla yaşar.

Toprağını kaybettiğinde sadece malını değil, geçmişini de kaybetmiş hisseder.

Bu yüzden Sarıkovanlık’ta yükselen sular, aslında bütün Balkanların yüreğine dokunmuştur.

Zor Günlerde İnsanlığın Gerçek Yüzü Ortaya Çıkar

Afetler insanların ne kadar güçsüz olduğunu gösterdiği kadar, ne kadar büyük bir vicdana sahip olduklarını da gösterir.

Komşunun komşuya koştuğu, gençlerin yaşlıların yardımına yetiştiği, bir ekmeğin paylaşıldığı, bir battaniyenin bölüşüldüğü zamanlar toplumların en değerli zamanlarıdır.

İnsanlık, en çok zor günlerde kendini gösterir.

Belki de selin bıraktığı çamurun içinden çıkacak en büyük güzellik, insanların birbirine yeniden sarılması olacaktır.

Gözyaşları Kurur Ama Dersler Kalır

Doğa bazen sessizce konuşur.

Bazen bir rüzgârla, bazen bir yangınla, bazen de bir sel felaketiyle…

Aslında bize şunu hatırlatır:

“İnsan, ne kadar güçlü olduğunu düşünürse düşünsün, doğanın karşısında hâlâ acizdir.”

Bu yüzden geleceğe sadece beton yapılar değil, bilinçli nesiller bırakmak zorundayız.

Dereleri korumalı, ormanları yaşatmalı, tabiatla kavga etmek yerine onunla uyum içinde yaşamayı öğrenmeliyiz.

Medovets İçin Bir Dua

Bugün Sarıkovanlık’ta bir annenin endişesi vardır.

Bir çiftçinin kaygısı vardır.

Bir çocuğun korkusu vardır.

Bir yaşlının sessizce pencereden dışarı bakışı vardır.

Ve bütün bunların üzerinde, yeniden ayağa kalkma ümidi vardır.

Çünkü Balkan insanı zorluklara alışkındır.

Savaşlar görmüştür. Göçler yaşamıştır. Acılar çekmiştir.

Ama her seferinde yeniden ayağa kalkmayı bilmiştir.

İnanıyoruz ki Medovets de bu yaraları saracak, hayat yeniden akacak, çocuklar yine sokaklarda oynayacak, bahçeler yeniden yeşerecektir.

Bugün dualarımız Sarıkovanlık için…

Çünkü bazen bir köyün gözyaşı, bütün bir milletin yüreğinde hissedilir.

Yazar