Ertaş ÇAKIR
Eski bir bilge der ki: “Mutlu olmayı yarına bırakmak, karşıya geçmek için nehrin durmasını beklemeye benzer ve bilirsin, o nehir asla durmaz.”
Aslında hepimiz o nehrin kıyısında bekleyen yolcularız. Kimimiz suyun durulmasını beklerken ömür tüketiyor, kimimiz ise suyun ritmine ayak uydurup o sonsuz yolculuğa çıkma cesareti gösteriyor. Peki, nedir bizi kıyıda tutan? Neden mutluluğu hep bir “sonraki” istasyona erteliyoruz?
Doğanın Mimari Planı: Akışın Gücü
Doğa bize her gün muazzam bir ders verir. Yağmur en yüksek zirvelere, dağlara düşer. O tepelerden süzülür, daracık derelerden geçer, yatağını zorlayan nehirlere dönüşür ve nihayetinde denizleri de aşarak okyanusa ulaşır.
Bu sadece bir su döngüsü değildir; bu, başarının ve olgunluğun yol haritasıdır.
Dağlar ve tepeler, hayatın karşımıza çıkardığı devasa sorumluluklardır.
Dereler, o zorlukların içinden geçerken kazandığımız tecrübenin ilk damlalarıdır.
Okyanus ise, bütün bu zorlu yolları aşmış, pişmiş ve nihayet “büyük güce” kavuşmuş insanın ulaştığı o engin bilgelik denizidir.
Güç, Varışta Değil Hafızadadır
Çoğu insan okyanusa ulaştığında hissettiği gücün sadece okyanusun büyüklüğünden geldiğini sanır. Oysa o güç; dağdan inerken çarptığı kayaların, dar boğazlarda verdiği mücadelenin ve geçtiği binlerce kilometrenin birikimidir. Su, okyanusa vardığında artık sadece su değildir; o, geçtiği her toprağın mineralini, her kıvrımın bilgisini taşıyan bir hafızadır.
Mutluluğu yarına bırakmak, aslında kendi nehrimize bir baraj inşa etmektir.
O barajın arkasında hapsolmuş bir su, ne kadar büyük olursa olsun tazeliğini yitirir. Gerçek güç ve huzur, barajların arkasında değil; engelleri aşarak akan, tazelenen ve menziline doğru yılmadan ilerleyen sudadır.
Kendi Akışına İzin Ver
Eğer bugün karşıya geçmek için hayatın karmaşasının bitmesini, borçların tükenmesini ya da fırtınaların dinmesini bekliyorsan; yanılıyorsun. O nehir asla durmayacak. Hayatın debisi bazen yükselecek, bazen alçalacak ama akış hep devam edecek.
Okyanusun o muazzam birleştirici gücünü hissetmek isteyenler; dağları aşmayı göze alanlar, derelerde ıslanmaktan korkmayanlar ve denizin sonsuzluğuna kendini bırakabilenlerdir.
Sonuç olarak; Yarın, zihnimizin bizi oyalamak için uydurduğu en büyük illüzyondur. Mutluluk bir varış çizgisi değil, o nehrin içinde akabilme sanatıdır.
Bugün o suya adımınızı atın. Çünkü okyanus, sadece akmaya cesaret edenleri bekler.
Yazar
Bunu paylaş:
- Facebook üzerinde paylaş (Yeni pencerede açılır) Facebook
- X'te paylaş (Yeni pencerede açılır) X
- LinkedIn'de paylaş (Yeni pencerede açılır) LinkedIn
- Threads'te paylaş (Yeni pencerede açılır) Threads
- WhatsApp'ta paylaş (Yeni pencerede açılır) WhatsApp
- Pinterest'te paylaş (Yeni pencerede açılır) Pinterest
- Telegram'da paylaş (Yeni pencerede açılır) Telegram

Bultürk Derneği Bilecik Hayme Ana Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Rumeli’ye Geçiş Konferansı ve Kırcaali Efsanesi Belgesel Gösterimi Düzenledi
Nuri Demirağ ve Türk Havacılık Sanayisinin İlk Millî Hamlesi
ОТВОРЕНО ПИСМО ДО МИНИСТЪР-ПРЕДСЕДАТЕЛЯ НА БЪЛГАРИЯ
Sayın Başbakan Rumen Radev’e Açık Mektup
24 Mayıs: Harflerin Bayramı, Kültürün Hafızası
Hayatta Kazanmak mı, İnsan Kalabilmek mi?
Demir Baba Tekkesi: Deliorman’ın Hafızasında Yaşayan Ruh ve Birlik Mirası
Bulgaristan’da Türkler Yeniden Örgütlenmeli: Eski Defter Kapanıyor, Yeni Bir Sayfa Açılmalı
Bulgaristan’da Türkler Yeniden Örgütlenmeli: Eski Defter Kapanıyor, Yeni Bir Sayfa Açılmalı