Rafet ULUTÜRK

Avrasya’nın Yeni Avrupa Kapısı Kuruluyor

Kapitan Andreevo–Kapıkule’de bugün görülen iş makinelerine, sökülen betonlara, genişletilen yollara ve yeni kontrol alanlarına sadece “sınır kapısı yenileniyor” diye bakmak büyük resmi kaçırmak olur.

Çünkü mesele yalnızca sınırda bekleyen otomobillerin veya kilometrelerce uzayan TIR kuyruklarının azaltılması değildir.

Asıl mesele şudur:

  1. yüzyılda Avrupa ile Asya arasındaki mal, insan, enerji ve sermaye akışının hangi koridorlardan geçeceği yeniden belirleniyor.

Ve Türkiye ile Bulgaristan tam bu yeni coğrafyanın merkezinde bulunmaktadır.

Bugün Kapitan Andreevo’da yapılan yatırım bir sınır kapısının kapasitesini büyütüyor olabilir; fakat aynı zamanda geleceğin Avrupa–Türkiye–Kafkasya–Orta Asya koridorlarından birinin batı ucunun altyapısı hazırlanıyor.

Bu nedenle Kapıkule’ye sadece Edirne’den, Kapitan Andreevo’ya sadece Haskovo’dan bakamayız.

Haritayı büyütmeliyiz.

İstanbul’dan Sofya’ya, oradan Orta Avrupa’ya; diğer yönde İstanbul’dan Anadolu’ya, Kafkasya’ya, Orta Asya’ya ve hatta Basra Körfezi’ne kadar uzanan büyük resmi görmek zorundayız.


SINIR KAPISINDAKİ İNŞAAT ASLINDA BİR JEOPOLİTİK İŞARETTİR

Bulgaristan Ulaştırma ve Haberleşme Bakanlığı 2026 yılında Kapıkule–Kapitan Andreevo hattından yılda 4 milyondan fazla araç ve 11 milyondan fazla yolcu geçtiğini açıkladı ve burayı dünyanın en yoğun kara sınır geçişlerinden biri olarak nitelendirdi.

Bu rakam bize önemli bir şey anlatıyor:

Buradaki sorun artık yerel bir sınır sorunu değildir.

Kapıkule’de iki saatlik gecikme, sadece Türk ve Bulgar vatandaşlarını etkilemez.

Türkiye’den Almanya’ya ürün taşıyan ihracatçıyı etkiler.

Avrupa’dan Türkiye’ye makine götüren sanayiciyi etkiler.

Balkanlardan Orta Doğu’ya taşımacılık yapan lojistik şirketini etkiler.

Orta Asya’dan Avrupa’ya yönelen yeni ticaret ağlarını etkiler.

Yani sınırda kaybedilen zaman, uluslararası ekonomide kaybedilen paradır.

Bu nedenle Kapitan Andreevo’nun modernizasyonu yalnız Bulgaristan’ın veya Türkiye’nin değil, Avrupa’nın tedarik zinciri meselesidir.


BULGARİSTAN ARTIK SCHENGEN’İN DIŞ KAPISIDIR

Burada çok önemli başka bir değişiklik daha vardır.

Bulgaristan, 1 Ocak 2025 itibarıyla kara sınırları bakımından da Schengen alanına tam olarak katıldı. Bulgaristan ile diğer Schengen ülkeleri arasındaki iç kara sınır kontrollerinin kaldırılmasıyla Türkiye–Bulgaristan hattının stratejik niteliği daha da arttı.

Bunun anlamı nedir?

Kapitan Andreevo artık sadece Bulgaristan’a giriş kapısı değildir.

Schengen bölgesinin dış sınır kapılarından biridir.

Türkiye’den buraya gelen bir insan veya mal, yalnızca Bulgaristan sınırına değil, Avrupa’nın ortak güvenlik ve dolaşım sisteminin kapısına gelmektedir.

Dolayısıyla Kapitan Andreevo’da üç hedef aynı anda başarılmak zorundadır:

Hız. Güvenlik. Kontrol.

Bunlardan biri diğerinin alternatifi değildir.

Sınırı hızlandırırken güvenliği zayıflatamazsınız.

Güvenliği artırırken ticareti kilitleyemezsiniz.

Kontrolü artırırken kilometrelerce TIR kuyruğu oluşturamazsınız.

Geleceğin sınır yönetimi işte bu üç unsuru aynı anda gerçekleştirebilen sistem olacaktır.


YENİ SINIR ANLAYIŞI: BETON DEĞİL VERİ

Avrupa’nın yeni Entry/Exit System – EES sistemi 10 Nisan 2026 itibarıyla tam faaliyete geçti. Sistem, Schengen dış sınırlarından kısa süreli giriş yapan üçüncü ülke vatandaşlarının giriş-çıkış bilgilerinin dijital olarak kaydedilmesini öngörüyor; pasaport damgalamasının yerini dijital kayıt, biyometrik veri ve otomatik kontrol alıyor.

Bu bize geleceğin sınır kapısının nasıl olacağını gösteriyor.

Gelecekte sınır kapısının gücü sadece:

kaç gişesi olduğuyla,

kaç metre asfalt döküldüğüyle,

kaç kontrol kabini bulunduğuyla

ölçülmeyecek.

Asıl ölçü şu olacaktır:

Bir araç sınırda durmadan önce sistem o araç hakkında ne kadar bilgi biliyor?

Bir TIR İstanbul’dan hareket ettiğinde yük manifestosu dijital sisteme yüklenmiş olmalıdır.

Araç Kapıkule’ye yaklaşmadan risk analizi yapılmalıdır.

Plaka tanınmalıdır.

Sürücü bilgileri doğrulanmalıdır.

Gümrük belgeleri iki tarafın sistemlerinde görülebilmelidir.

Düşük riskli yük hızlı geçmelidir.

Şüpheli yük ayrıntılı kontrole alınmalıdır.

Böylece güvenlik azalmaz.

Tam tersine daha hedefli hale gelir.

GELECEĞİN SINIR KAPISI BETON YAPISI DEĞİL, VERİ MERKEZİDİR.


İKİNCİ KAPI GELİYOR: KAPIKULE–KAPİTAN ANDREEVO KUZEY

Asıl stratejik gelişmelerden biri ise mevcut sınır kapısının genişletilmesinden bile büyüktür.

Bulgaristan Bakanlar Kurulu 28 Ocak 2026 tarihinde Türkiye ile yeni bir sınır geçişinin kurulmasına yönelik anlaşma taslağını onayladı:

“Kapitan Andreevo–Kapıkule Kuzey.”

Planlanan yeni geçiş, mevcut kapının kuzeyinde kurulacak. İki ülkenin oluşturacağı ortak uzman komisyonunun yol bağlantılarından geçiş türlerine, çalışma düzeninden trafik kapasitesine kadar teknik ayrıntıları belirlemesi öngörülüyor.

Bu son derece önemli bir gelişmedir.

Çünkü artık mesele:

“Mevcut kapıya birkaç şerit daha ekleyelim.”

seviyesini aşmaktadır.

Yeni düşünce şudur:

“Gelecekte oluşacak trafik hacmine bugünden yeni kapı hazırlayalım.”

Devlet aklı tam olarak böyle çalışmalıdır.

Bugünkü problemi çözmek kadar, on yıl sonra ortaya çıkacak problemi bugünden görmek gerekir.


KAPIKULE’NİN ARKASINDA DEMİRYOLU DEVRİMİ VAR

Sınır kapısındaki gelişmeleri Halkalı–Kapıkule demiryolu projesinden bağımsız değerlendirmek de büyük hata olur.

Türkiye’nin yürüttüğü Halkalı–Kapıkule Demiryolu Projesi tamamlandığında yaklaşık 229 kilometrelik güzergâhın çift hatlı ve saatte 200 kilometre hıza uygun hale gelmesi hedefleniyor. Proje hem yolcu hem yük taşımacılığı için tasarlanıyor ve Türkiye–AB mali işbirliği çerçevesindeki en büyük altyapı yatırımlarından biri.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının 2026 verilerine göre tamamlandığında Halkalı–Kapıkule arasındaki yolcu seyahat süresinin yaklaşık 1,5 saate, yük taşıma süresinin ise yaklaşık 3,5 saate inmesi; yıllık yük kapasitesinin 1,5 milyon tondan yaklaşık 9,5 milyon tona yükselmesi hedefleniyor.

Bu rakamların anlamını iyi okumalıyız.

Türkiye sadece yeni tren hattı yapmıyor.

İstanbul’un sanayi kuşağını Avrupa demiryolu ağına yeniden bağlıyor.

İstanbul,

Çerkezköy,

Edirne,

Kapıkule,

Svilengrad,

Plovdiv,

Sofya

hattı gelecekte çok daha büyük bir ekonomik omurgaya dönüşebilir.


BULGARİSTAN’IN HAMLESİ: YAMBOL–LESOVO

Bulgaristan da ikinci bir demiryolu bağlantısı üzerinde çalışıyor.

Bulgaristan Ulaştırma Bakanlığının Mayıs 2026 açıklamasında Türkiye ile yeni Yambol–Lesovo demiryolu bağlantısının stratejik önemi açıkça vurgulandı.

Daha önemlisi, Bulgar makamları projeyi sadece iki ülke arasındaki ulaşım açısından değil, Orta Asya ile Avrupa arasındaki bağlantının geliştirilmesi çerçevesinde değerlendiriyor.

İşte büyük resim burada ortaya çıkıyor.

Kapitan Andreevo büyüyor.

Yeni Kapitan Andreevo–Kapıkule Kuzey kapısı gündeme geliyor.

Halkalı–Kapıkule demiryolu ilerliyor.

Yambol–Lesovo demiryolu planlanıyor.

Bunları ayrı ayrı haber olarak okursak gelişmenin gerçek anlamını anlayamayız.

Bunların hepsini yan yana koyduğumuzda görüyoruz ki:

TÜRKİYE–BULGARİSTAN SINIRI YENİ BİR AVRUPA–AVRASYA LOJİSTİK EŞİĞİNE DÖNÜŞÜYOR.


DÜNYA LOJİSTİK HARİTASI DEĞİŞİYOR

Bugün dünya ekonomisinde en önemli mücadelelerden biri yeni ticaret yolları üzerindedir.

Ukrayna savaşı,

Kızıldeniz’deki güvenlik sorunları,

küresel tedarik zincirlerindeki kırılmalar,

enerji güzergâhlarındaki değişimler

ve Asya–Avrupa ticaretinin büyümesi devletleri alternatif koridorlar oluşturmaya zorluyor.

Bu ortamda bir ülkenin stratejik değeri yalnız sahip olduğu petrol veya doğalgazla belirlenmiyor.

Bazen en büyük değer coğrafyadır.

Fakat coğrafya tek başına yeterli değildir.

Coğrafyanızı altyapıya dönüştürmelisiniz.

Altyapıyı ticarete dönüştürmelisiniz.

Ticareti ekonomik güce dönüştürmelisiniz.

Ekonomik gücü de siyasi etkiye dönüştürmelisiniz.

Türkiye’nin önündeki büyük fırsat budur.


ORTA KORİDORUN AVRUPA KAPISI

Orta Asya ve Kafkasya üzerinden Türkiye’ye gelen Orta Koridor giderek daha fazla önem kazanıyor.

Fakat genellikle Türkiye’ye kadar olan bölüm konuşuluyor.

Oysa koridor İstanbul’a veya Edirne’ye ulaştığında bitmiyor.

Asıl önemli soru şudur:

Avrupa’ya hangi sistem üzerinden devam edecek?

Burada Bulgaristan devreye giriyor.

Bu nedenle Kapıkule–Kapitan Andreevo hattı için yeni bir stratejik tanım yapmak gerekir:

ORTA KORİDORUN AVRUPA MENTEŞESİ.

Menteşe küçüktür.

Fakat büyük bir kapının hangi yöne açılacağını belirler.

Türkiye’den Bulgaristan’a geçen yük;

Sofya üzerinden Sırbistan’a,

Romanya üzerinden Orta ve Kuzey Avrupa’ya,

Yunanistan üzerinden Ege bağlantılarına,

Karadeniz limanları üzerinden başka pazarlara

ulaşabilir.

Dolayısıyla Bulgaristan yalnız geçiş ülkesi değil, doğru yatırımlarla Avrupa dağıtım merkezi haline gelebilir.


KALKINMA YOLU DA KAPIKULE’YE ÇIKARSA TABLO DAHA DA BÜYÜR

Türkiye’nin önünde başka bir stratejik proje daha bulunmaktadır:

Kalkınma Yolu.

Basra Körfezi’nden Irak üzerinden Türkiye’ye ulaşması planlanan bu hat, Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlandığında yeni bir kuzey–güney ekseni ortaya çıkarabilir.

Türkiye Ulaştırma Bakanlığı da Halkalı–Kapıkule hattını Kalkınma Yolu’nun Avrupa’ya uzanan batı bağlantılarından biri olarak değerlendiriyor.

Bunun gerçekleşmesi halinde Türkiye iki dev eksenin kesiştiği ülke haline gelir:

DOĞU–BATI:

Orta Asya – Kafkasya – Türkiye – Balkanlar – Avrupa

GÜNEY–KUZEY:

Basra Körfezi – Irak – Türkiye – Balkanlar – Avrupa

Ve bu iki sistemin Avrupa yönündeki önemli çıkışlarından biri yine:

Kapıkule–Kapitan Andreevo olacaktır.


TÜRKİYE KÖPRÜ OLMAKLA YETİNMEMELİ

Yıllardır Türkiye için “Asya ile Avrupa arasında köprüdür” denilir.

Bu güzel bir tanımdır.

Fakat artık yeterli değildir.

Köprüden geçilir.

Merkezde ise kalınır, yatırım yapılır, üretim yapılır, ticaret yönetilir.

Türkiye’nin hedefi bu nedenle:

KÖPRÜ TÜRKİYE’DEN MERKEZ TÜRKİYE’YE

geçmek olmalıdır.

Türkiye yalnız yükün geçtiği ülke olursa lojistik gelirinin sınırlı bölümünü kazanır.

Ama yük;

Türkiye’de depolanırsa,

sigortalanırsa,

finanse edilirse,

elleçlenirse,

işlenirse,

paketlenirse,

yeniden ihraç edilirse

ekonomik değer katlanır.

İşte gerçek lojistik güç budur.


EDİRNE’Yİ “SINIR ŞEHRİ” OLMAKTAN ÇIKARMALIYIZ

Bu büyük stratejide Edirne’ye özel rol düşmektedir.

Edirne yıllardır Türkiye’nin Avrupa kapısı olarak görülüyor.

Fakat bundan sonra sadece kapı olmamalıdır.

EDİRNE BALKANLARIN LOJİSTİK BAŞKENTLERİNDEN BİRİ OLMALIDIR.

Edirne–Kapıkule hattında;

lojistik köyler,

demiryolu terminalleri,

gümrüklü depolar,

soğuk hava depoları,

e-ticaret dağıtım üsleri,

bakım ve servis merkezleri,

uluslararası taşımacılık şirketleri,

ihracat kümeleri

oluşturulmalıdır.

Çünkü yolun geçtiği yer değil, yolu ekonomik değere dönüştüren yer zenginleşir.


BULGARİSTAN’IN DA KARAR VERMESİ GEREKİYOR

Aynı soru Bulgaristan için de geçerlidir.

Bulgaristan sadece transit ülke mi olacak?

Yoksa Türkiye ile Avrupa arasındaki ticaretten katma değer üreten lojistik merkez mi olacak?

İkinci seçenek için yalnız Kapitan Andreevo’nun büyütülmesi yetmez.

Svilengrad,

Haskovo,

Plovdiv,

Yambol,

Sofya,

Burgaz

ve Varna arasında entegre bir ulaştırma ve sanayi stratejisi gereklidir.

Demiryolu ile liman birleşmelidir.

Karayolu ile sanayi bölgeleri birleşmelidir.

Sınır kapıları ile lojistik merkezleri birleşmelidir.

Ancak o zaman Bulgaristan geçiş ülkesinden ticaret merkezi ülkeye dönüşebilir.


KIRCAALİ–HASKOVO–EDİRNE ÜÇGENİ YENİDEN DÜŞÜNÜLMELİ

Bu noktada Bulgaristan Türkleri açısından özel bir stratejik fırsat bulunmaktadır.

Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ekonomik hareketlilik büyürken Kırcaali ve çevresi bunun seyircisi olmamalıdır.

Kırcaali–Haskovo–Edirne hattını yeni bir sınır ötesi ekonomik bölge olarak düşünmek mümkündür.

Bu üçgen;

tarım ve gıda,

lojistik,

depolama,

hafif sanayi,

turizm,

sağlık hizmetleri,

e-ticaret,

dış ticaret

ve hizmet sektörlerinde önemli potansiyel taşımaktadır.

Bulgaristan Türklerinin geleceği açısından bunun üzerinde özellikle duruyorum.

Çünkü siyasi temsil önemlidir.

Kültürel haklar önemlidir.

Ana dil önemlidir.

Fakat 21. yüzyılda toplulukların ayakta kalmasının başka bir unsuru daha vardır:

EKONOMİK GÜÇ.

Gençlerimiz yalnız iş arayan değil, iş kuran insanlar olmalıdır.

Yalnız kamuda görev bekleyen değil, ticaret ağlarının parçası olan insanlar olmalıdır.

Yeni yollar yapılırken bizim insanımız da o yolların ekonomisinde yer almalıdır.


YOL BİZİM TOPRAKLARIMIZDAN GEÇİP BİZİ TEĞET GEÇMEMELİ

Bu özellikle Kırcaali ve Rodoplar açısından hayati önemdedir.

Tarih boyunca yollar bazı bölgeleri büyüttü, bazı bölgeleri ise yalnızca geçti.

Neden?

Çünkü yol tek başına kalkınma değildir.

Kalkınma için;

eğitim,

sermaye,

girişimcilik,

dil,

teknoloji,

kurumsal kapasite

gereklidir.

Bu nedenle Bulgaristan Türk gençlerinin şimdiden geleceğin mesleklerine yönlendirilmesi gerekir.

Lojistik.

Gümrük.

Uluslararası ticaret.

Yapay zekâ destekli taşımacılık.

Bulgarca–Türkçe–İngilizce tercümanlık.

Uluslararası hukuk.

Demiryolu işletmeciliği.

Siber güvenlik.

Dijital gümrük.

E-ticaret.

Çünkü yarının sınır kapısında yalnız gümrük memuru bulunmayacak.

Yazılım mühendisi de bulunacak. Veri uzmanı da bulunacak. Siber güvenlik uzmanı da bulunacak.


SINIR KUYRUKLARI BETONLA TAMAMEN ÇÖZÜLMEZ

Burada önemli bir uyarıda bulunmak gerekir.

Yeni şerit açılması, yeni kapı kurulması ve yolların genişletilmesi büyük fayda sağlar.

Ama kuyruk meselesinin tamamını çözmez.

Çünkü sınır geçişi bir zincirdir.

Bir halkası yavaşsa bütün sistem yavaşlar.

Gümrük hızlı çalışıp veteriner kontrolü yavaşsa kuyruk devam eder.

Bulgar tarafı hızlanıp Türk tarafı aynı kapasitede kalırsa darboğaz devam eder.

Fiziki kapasite büyüyüp dijital sistemler konuşmazsa kuyruk devam eder.

Bu nedenle mesele:

“Daha büyük sınır kapısı” değil, “ortak çalışan sınır sistemi”dir.

Türkiye ve Bulgaristan’ın uzun vadeli hedefi mümkün olduğu ölçüde;

ortak veri sistemi,

ön beyan,

ön risk analizi,

ortak plaka tanıma,

eş zamanlı kontrol,

hızlı yük koridoru

ve güvenilir firmalara öncelikli geçiş

olmalıdır.


GÜVENLİK İLE TİCARET BİRBİRİNİN DÜŞMANI DEĞİLDİR

Kapitan Andreevo sadece ticaret kapısı değildir.

Aynı zamanda kaçakçılık, uyuşturucu, yasa dışı para ve organize suçla mücadelede kritik noktadır.

Bulgaristan Gümrük Ajansı 2026 yılında da Kapitan Andreevo’da uyuşturucu, değerli maden ve kaçak para operasyonlarına ilişkin çok sayıda vaka yayımladı. Bu durum sınırdaki güvenlik işlevinin önemini ortaya koyuyor.

Dolayısıyla “geçişleri hızlandıralım” demek “kontrolleri azaltalım” anlamına gelmemelidir.

Tam tersine.

Teknoloji kullanarak sıradan yolcuyu ve temiz ticareti hızlandırırken şüpheli hareketlere daha fazla odaklanmak mümkündür.

İşte akıllı sınır yönetimi budur.


KARADENİZ’İ UNUTAN BÜYÜK RESMİ GÖREMEZ

Türkiye–Bulgaristan ulaşım stratejisinde Karadeniz’i de hesaba katmak zorundayız.

Varna.
Burgaz.
İstanbul.
Köstence.

Bu limanların hiçbiri yalnız kendi ülkesi açısından değerlendirilmemelidir.

Geleceğin ulaştırma sistemleri tek modlu olmayacaktır.

Bir konteyner:

gemiyle gelecek,

trene binecek,

lojistik merkezinde ayrılacak,

son kilometreyi TIR’la tamamlayacaktır.

Bu nedenle geleceğin büyük projesi sadece otoyol veya demiryolu değildir.

DENİZ + DEMİRYOLU + KARAYOLU + HAVA YOLU + DİJİTAL AĞ

bütünlüğüdür.

Türkiye ile Bulgaristan bu sistemi birlikte kurabilirse Balkanlar’ın lojistik haritası ciddi biçimde değişebilir.

2035’İ DÜŞÜNEREK HAREKET ETMELİYİZ

Bugün yapılan yatırımlara 2026’nın günlük sorunlarıyla bakmak yetmez.

Şimdiden 2035 ve 2050 düşünülmelidir.

Türkiye ve Bulgaristan ortak bir Sınır ve Lojistik 2035 Stratejisi geliştirebilir.

Bu strateji içinde;

Kapıkule–Kapitan Andreevo,

Kapıkule Kuzey,

Hamzabeyli–Lesovo,

Dereköy–Malko Tarnovo,

Halkalı–Kapıkule demiryolu,

Yambol–Lesovo demiryolu,

Burgaz ve Varna limanları,

Edirne lojistik merkezleri,

Haskovo–Kırcaali ekonomik bağlantıları

tek bir harita üzerinde ele alınmalıdır.

Çünkü büyük devlet politikası proje proje değil, sistem sistem düşünür.

BİR SINIR KAPISI DEĞİL, BİR GÜÇ KAPISI

Kapitan Andreevo’da bugün beton kırılıyor.

İlk bakışta gördüğümüz budur.

Ama bazen tarih büyük değişikliklerini sessizce yapar.

Bir liman genişletilir.

Bir demiryolu döşenir.

Bir otoyol açılır.

Bir sınır kapısı büyütülür.

Yıllar sonra bakıldığında anlaşılır ki bunların her biri yeni ekonomik düzenin parçalarıymış.

Bugün Türkiye–Bulgaristan sınırında yaşanan gelişmeleri de bu gözle okumalıyız.

Kapıkule büyüyor.

Kapitan Andreevo modernleşiyor.

Yeni kuzey kapısı gündeme geliyor.

Halkalı–Kapıkule demiryolu ilerliyor.

Yambol–Lesovo bağlantısı tartışılıyor.

Bulgaristan Schengen’in tam üyesi olmuş durumda.

Avrupa sınır yönetimi dijitalleşiyor.

Orta Koridor önem kazanıyor.

Kalkınma Yolu kuzeye ilerlemek istiyor.

Bütün taşları masaya koyduğunuzda ortaya rastlantı değil, yeni bir jeoekonomik harita çıkıyor.

YOLU OLAN DEĞİL, YOLU YÖNETEN KAZANACAK

21.yüzyılın büyük mücadelesi yalnız toprak mücadelesi değildir.

Koridor mücadelesidir.

Enerji yolu mücadelesidir.

Liman mücadelesidir.

Demiryolu mücadelesidir.

Veri yolu mücadelesidir.

Tedarik zinciri mücadelesidir.

Türkiye’nin büyük avantajı coğrafyasıdır.

Bulgaristan’ın büyük avantajı ise hem Türkiye’ye komşu hem de Avrupa Birliği ve Schengen sisteminin içinde olmasıdır.

Bu iki avantaj doğru şekilde birleştirilirse ortaya Avrupa’nın güneydoğusunda çok güçlü bir ekonomik eksen çıkabilir:

İSTANBUL – EDİRNE – KAPIKULE – SVILENGRAD – HASKOVO – PLOVDIV – SOFYA – AVRUPA.

Doğu tarafında ise bu omurga;

Anadolu,
Kafkasya,
Orta Asya

ve Basra Körfezi’ne kadar uzanabilir.

İşte geleceğin büyük stratejik resmi budur.

Türkiye köprü olmakla yetinmemelidir.

Merkez ülke olmalıdır.

Bulgaristan transit ülke olmakla yetinmemelidir.

Avrupa’nın güneydoğu lojistik kapısı olmalıdır.

Bulgaristan Türkleri ise bu dönüşümün kenarında durmamalıdır.

Ekonomisinin, insan kaynağının, girişimciliğinin ve yönetiminin merkezinde yer almalıdır.

Çünkü gelecekte kazanan ülkeler sadece yollar yapan ülkeler olmayacaktır.

Yolların nereden geçeceğini planlayan, o yolları birbirine bağlayan ve dünya ticaretinin akışını yöneten ülkeler olacaktır.

Kapitan Andreevo’daki iş makinelerine bu nedenle iyi bakalım.

Belki bugün bir sınır kapısının eski betonu yıkılıyor.

Fakat stratejik açıdan bakıldığında çok daha büyük bir şey kuruluyor:

AVRUPA İLE AVRASYA ARASINDA YENİ BİR KAPI.

Yazar