Derya YILDIRIM
Eylül ayının ilk haftasının,
ikinci gününün akşamından,
çiçekler kadar güzel akşamlar…
Bir gün daha bitiyor.
Güneş ağır ağır çekiliyor ufuktan.
Gökyüzü rengini değiştiriyor.
Şehir birazdan ışıklarını yakacak.
Kuşlar yuvalarına dönecek.
Ve biz, bir gün daha yaşamanın sessiz ağırlığıyla baş başa kalacağız.
Belki bugün çok koştuk.
Belki yorulduk.
Belki birilerini özledik.
Belki bir telefon bekledik.
Belki söylemek isteyip de söyleyemediğimiz sözler kaldı içimizde.
Belki de hiç kimseye belli etmeden kendi içimizde savaştık.
İşte böyle akşamlarda insan ister istemez kendine dönüyor.
Ve soruyor:
Ben nereye gidiyorum?
ÖMÜR DEDİĞİMİZ ŞEY, BİRİKEN GÜNLERDEN İBARET
İnsan gençken zamanın hiç bitmeyeceğini sanıyor.
“Yarın yaparım.”
“Sonra giderim.”
“Bir ara ararım.”
“Daha vakit var.”
der durur.
Ama yıllar geçtikçe anlıyor ki hayat, sandığımız kadar uzun değil.
Ömür takviminden düşen her yaprağın geri dönüşü yok.
Bugün 2 Eylül.
Bir bakacağız Eylül bitecek.
Sonra Ekim…
Sonra kış…
Sonra yeni bir yıl…
Ve biz yine:
“Ne çabuk geçti.”
diyeceğiz.
Aslında zaman hızlı geçmiyor.
Biz bazen yaşamayı erteliyoruz.
İşte insanın en büyük yanılgısı burada başlıyor.
Çünkü yaşamak, yalnızca nefes almak değildir.
Yaşamak;
sevmektir,
özlemektir,
üretmektir,
birinin elinden tutmaktır,
bir gönüle dokunmaktır,
bir eser bırakmaktır,
bir çocuğun yüzünü güldürmektir,
bir insanın duasında yer bulmaktır.
EYLÜL İNSANA HÜZNÜ DEĞİL, HATIRLAMAYI ÖĞRETİR
Eylülün başka bir kokusu vardır.
Yazın coşkusu biraz çekilir.
Hava serinler.
Akşam erken gelir.
İnsan daha fazla düşünür.
Belki de bu yüzden Eylül, hafızanın ayıdır.
Kimleri kaybettik?
Kimlerden uzaklaştık?
Hangi evlerin ışığı artık yanmıyor?
Hangi sofralarda artık bir sandalye boş?
Hangi sesleri bir daha duyamıyoruz?
Hangi insanların kıymetini onlar yanımızdayken yeterince bilemedik?
İşte Eylül, insana biraz bunları hatırlatır.
Ama hatırlamak yalnızca hüzünlenmek için değildir.
Hatırlamak aynı zamanda ders almaktır.
Çünkü geçmiş, bizi üzmek için değil; gelecekte daha doğru yürüyelim diye vardır.
BAZEN YENİ YOL, BİR VAZGEÇİŞTEN SONRA BAŞLAR
Hayatta her şey istediğimiz gibi gitmez.
Bazen çok emek veririz ama karşılığını alamayız.
Bazen bir kapıyı yıllarca çalarız, açılmaz.
Bazen güvendiğimiz insanlar yarı yolda bırakır.
Bazen “asla bitmez” dediğimiz dostluklar biter.
Bazen “kesin olur” dediğimiz hayaller olmaz.
İnsan ilk anda bunu bir kayıp sanır.
Oysa yıllar sonra dönüp baktığında anlar:
Bazı yolların kapanması, bizi yanlış bir yerden kurtarmıştır.
Bazı insanların gitmesi, içimizde yeni bir alan açmıştır.
Bazı hayallerin gerçekleşmemesi, bizi daha doğru bir hayale taşımıştır.
Bu yüzden insan bazen kapanan kapının önünde fazla beklememelidir.
Belki biraz ilerisinde başka bir kapı vardır.
Belki de hayat bize:
Buradan değil, başka bir yoldan yürü.
diyordur.
İNSANIN EN ZOR YOLU, KENDİ İÇİNDEN GEÇEN YOLDUR
Dünyanın yollarını geçmek bazen kolaydır.
Dağ aşarsınız.
Şehir değiştirirsiniz.
Ülke değiştirirsiniz.
Ama insanın kendi içinden geçen yolu çok daha zordur.
Kırgınlıkları aşmak…
Affetmek…
Kendini affetmek…
Yeniden güvenmek…
Yeniden sevmek…
Yeniden başlamak…
İşte asıl cesaret burada gerekir.
Çünkü bazı yaralar görünmez.
Bazı acılar anlatılmaz.
Bazı geceler insanı kimse bilmeden büyütür.
Bazı sabahlar vardır ki insan sadece yataktan kalkarak bile büyük bir mücadele kazanmıştır.
Kimsenin bilmediği savaşları vardır insanın.
Ama yine de yürür.
Çünkü hayat bazen bütün cevapları vermese de bize tek bir şey söyler:
Devam et
GEÇMİŞİMİZİ TAŞIYALIM AMA YÜK YAPMAYALIM
Hepimizin bir hikâyesi var.
Çocukluklarımız…
Anne babalarımız…
Köylerimiz…
Mahallelerimiz…
İlk arkadaşlıklarımız…
İlk acılarımız…
İlk başarılarımız…
Kaybettiklerimiz…
Kazandıklarımız…
Hepsi bizi biz yaptı.
Ama geçmişi sırtımızda taşırken dikkat etmeliyiz.
Hatıralar yol arkadaşımız olsun.
Yükümüz olmasın.
Çünkü insan sürekli geriye bakarak ileri yürüyemez.
Dün güzeldi belki.
Ama dün bitti.
Bugün elimizde.
Yarın ise henüz yazılmadı.
İşte umut tam burada başlıyor.
YENİ YOLLAR AÇMAK İÇİN GENÇ OLMAK GEREKMİYOR
İnsan bazen:
“Artık geçti.”
diyor.
“Bu yaştan sonra ne yapabilirim?”
diyor.
Oysa hayatın takvimini insan değil, Allah bilir.
Nefes aldığımız her gün yeni bir başlangıç imkânıdır.
Yeni bir kitap yazmak için geç değildir.
Yeni bir dostluk kurmak için geç değildir.
Yeni bir proje başlatmak için geç değildir.
Bir gence yol göstermek için geç değildir.
Bir hatayı düzeltmek için geç değildir.
“Özür dilerim.”
demek için geç değildir.
“Seni seviyorum.”
demek için geç değildir.
Bir anne babanın elini öpmek için geç değildir.
Bir dostu aramak için geç değildir.
Bir hayır yapmak için geç değildir.
Bir hayalin peşinden yeniden gitmek için de geç değildir.
Yeter ki insan kendi içine:
“Ben bittim.”
demesin.
Çünkü insanın içinde umut ölmediyse, yol da bitmemiştir.
BAZEN EN BÜYÜK ATILIM, KALBİMİZDE OLUR
Yeni atılımlar deyince hep büyük işler düşünüyoruz.
Şirket kurmak.
Projeler yapmak.
Yeni yerler görmek.
Büyük başarılar kazanmak.
Oysa bazen hayatımızdaki en büyük atılım çok daha sessizdir.
Öfkeyi bırakmak.
Birini affetmek.
Kendimizle barışmak.
Ailemize daha fazla zaman ayırmak.
Bir çocuğun başını okşamak.
Yalnız bir insanın kapısını çalmak.
Uzun zamandır aramadığımız bir dostumuzu aramak.
İşte bazen en büyük devrim kalpte olur.
Çünkü dünyayı değiştirmeden önce insanın kendi içindeki dünyayı değiştirmesi gerekir.
YARIN YENİDEN GÜNEŞ DOĞACAK
Bu gece de bitecek.
Nasıl dün gece bittiyse…
Nasıl hayatımızdaki nice karanlık gece bittiyse…
Sabah yine gelecek.
Güneş yine doğacak.
Kuşlar yine ötecek.
İnsanlar yine sokaklara çıkacak.
Hayat yine devam edecek.
Belki de yarının güzelliği tam olarak burada:
Henüz ne getireceğini bilmiyoruz.
Belki yarın beklediğimiz haber gelecek.
Belki yeni biriyle tanışacağız.
Belki yıllardır aradığımız fırsat karşımıza çıkacak.
Belki bir karar bütün hayatımızı değiştirecek.
Belki de hiçbir olağanüstü şey olmayacak.
Ama sıradan sandığımız bir günün, yıllar sonra hayatımızın en güzel hatırası olduğunu anlayacağız.
Bu yüzden hiçbir günü küçümsemeyelim.
BİRAZ DA KENDİMİZE ŞEFKAT GÖSTERELİM
İnsan herkese yetişmeye çalışırken bazen kendini unutuyor.
Herkesi dinliyor.
Herkesin derdine koşuyor.
Herkes için güçlü olmaya çalışıyor.
Ama kendi yorgunluğunu görmüyor.
Oysa kendimize de bir iyilik borçluyuz.
Bazen dinlenmeye…
Bazen susmaya…
Bazen yalnız kalmaya…
Bazen yeniden düşünmeye…
Bazen de sadece gökyüzüne bakıp:
“Allah’ım, verdiğin her nefes için sana şükürler olsun.”
demeye ihtiyacımız vardır.
Hayatın tamamını kontrol edemeyiz.
Ama hangi kalple yaşayacağımıza karar verebiliriz.
BELKİ DE EN GÜZEL GÜNLERİMİZ HENÜZ GELMEDİ
Eylül ayının ilk haftasının ikinci gününün akşamından…
Çiçekler kadar güzel akşamlar.
Bugün ne yaşadıysak yaşadık.
İyisiyle…
Kötüsüyle…
Sevinciyle…
Hüznüyle…
Bugün artık geçmişe karışıyor.
Ama yarın hâlâ bizim için kapalı bir kutu.
Ve bu aslında çok güzel.
Çünkü hâlâ ihtimaller var.
Hâlâ yollar var.
Hâlâ hayaller var.
Hâlâ sevecek insanlar var.
Hâlâ yapılacak işler var.
Hâlâ dokunacağımız gönüller var.
Hâlâ söyleyeceğimiz sözler var.
Hâlâ bırakacağımız izler var.
Belki de hayatımızın en güzel dostluğu henüz başlamadı.
En güzel yolculuğumuzu henüz yapmadık.
En değerli eserimizi henüz yazmadık.
En büyük iyiliğimizi henüz yapmadık.
Ve belki de bizi değiştirecek o güzel gün henüz gelmedi.
O yüzden bu Eylül akşamında kendimize bir söz verelim:
Daha çok sevelim.
Daha az kıralım.
Daha çok affedelim.
Daha fazla üretelim.
Sevdiklerimizin kıymetini onlar yanımızdayken bilelim.
Hayallerimizi sürekli yarına bırakmayalım.
Ve yeni yollardan korkmayalım.
Çünkü bazı yollar bizi bir yere götürmez.
Bazı yollar bizi kendimize götürür.
Hayat devam ediyor.
Akşam oluyor.
Ama yarın yine güneş doğacak.
Ve kim bilir…
Belki de hayatımızın en güzel günleri henüz yaşamadıklarımızdır.
Eylülün ikinci akşamından gönlünüze huzur, evinize bereket, yolunuza güzel insanlar, yarınlarınıza umut düşsün.
Çiçekler kadar güzel akşamlar…
Yeni yollar kadar heyecanlı yarınlar…
Ve ömrümüz yettiğince, güzel izler bırakabileceğimiz bir hayat nasip olsun.

Sırbistan’da erken parlamento seçimleri 25 Ekim’de yapılacak
Romanya, Rusya’nın Bükreş Büyükelçisini çağıracak
Bulgaristan ve Sırbistan sınır bölgesindeki KOBİ’ler için iş birliğini artıracak
Costa: Yeni AB mali çerçevesi çalışmalarına devam edilmeli