Hamiyet ÇAKIR

600’lerde Çin’i yendik, 1071’de Bizans’ı yendik, 1453’te Haçlıları yendik…
2023’te cehaleti yenemiyoruz

Tarih anlatmayı çok seviyoruz. Özellikle de kazandıklarımızı.

Dillerimiz Malazgirt’te, İstanbul’un fethinde, Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda son derece güçlü. Hafızamız, zaferlerle dolu. Gurur dolu. Destan dolu.

Ama bugün, aynı coşkuyla anlatamadığımız bir şey var:
Bugünün mücadelesi.

Çünkü bugünün savaşı kılıçla, topla, tüfekle değil.
Bugünün savaşı zihinle.

Ve ne yazık ki bu cephede tökezliyoruz.

Düşman artık dışarıda değil, içeride

Eskiden düşman belliydi. Ordusu vardı, bayrağı vardı, sınırı vardı.
Bugün düşman görünmez:

Bilgi kirliliği

Bilim düşmanlığı

Okumama alışkanlığı

Eleştirel düşünce eksikliği

Sorgulamadan inanma

Kutuplaşma

Sosyal medyadan beslenen cehalet

Artık şehirleri değil, zihinleri kaybediyoruz.

Ve bunun farkında bile değiliz.

Tarihle övünüp bugünü ihmal etmek

Geçmişle gurur duymak çok kıymetli. Ama geçmiş, bugünü kurtarmıyor.

1453’ü bilmek güzel.
Ama 2023’te bilimi reddediyorsak, o tarih sadece nostalji oluyor.

1071’i anlatmak güzel.
Ama çocuklarımıza okuma alışkanlığı kazandıramıyorsak, o zafer sadece hatıra oluyor.

Çanakkale’yi destanlaştırmak güzel.
Ama bugün en çok satan kitaplar değil, en çok izlenen saçma videolar konuşuluyorsa, ortada bir problem var.

Cehalet artık utanılan değil, savunulan bir şey

Eskiden bilmemek ayıptı.
Şimdi bilmemek özgüvenle savunuluyor.

“Ben araştırmam, bana böyle öğretildi.”
“Bilim dediğin şey de taraflı.”
“Ben böyle inanıyorum, yeter.”

Bu cümleler bir toplumun en tehlikeli cümleleri.

Çünkü cehalet artık sessiz değil.
Gürültülü.

Ve çoğu zaman bilgiden daha yüksek ses çıkarıyor.

Asıl fethedilmesi gereken yer: zihinler

Biz yüzyıllar boyunca toprak kazandık.
Ama bugün zihin kaybediyoruz.

Bir toplumun geleceğini belirleyen şey, ne kadar toprak sahibi olduğu değil,
ne kadar bilgi sahibi olduğudur.

Bilgi üretmeyen toplum, başkasının ürettiğini tüketir.
Düşünmeyen toplum, başkasının düşüncesini tekrar eder.
Okumayan toplum, manipüle edilir.

Ve en kötüsü: bunun farkında bile olmaz.

Gerçek kahramanlık bugün başlıyor

Bugün kahramanlık:

Kitap okumaktır.

Çocuğa sorgulamayı öğretmektir.

Bilimi savunmaktır.

Bilmediğini kabul etmektir.

Fikir ayrılığına tahammül etmektir.

“Bilmiyorum” diyebilmektir.

Bugün Malazgirt, sınıfın içindedir.
Bugün İstanbul’un fethi, kütüphanededir.
Bugün Çanakkale, zihnin içindedir.

Cehaleti yenemeyen toplum, geçmiş zaferlerle avunur

Tarihi sürekli anlatmamızın sebebi belki de budur:
Bugünü anlatacak çok az şeyimizin olması.

Oysa gerçek gurur, geçmişte değil, bugünde üretilir.

Eğer bugün bilimde, sanatta, düşüncede, eğitimde bir sıçrama yapamıyorsak,
1453 bizi kurtaramaz.

Çünkü tarih, geleceği otomatik olarak garanti etmez.
Geleceği garanti eden şey, bugünkü akıldır.

Biz Çin’i yendik mi, Bizans’ı yendik mi, Haçlıları yendik mi, Avrupa’yı yendik mi… bunlar tartışılır.

Ama şunu çok net biliyoruz:

Bugün cehaletle mücadele ediyoruz.

Ve bu, tarihimizdeki en zor savaş olabilir.

Çünkü bu savaşta düşman biziz.

Yazar