Rafet ULUTÜRK

Hayatın bitmeyen telaşı içinde çoğu zaman kendimize bile vakit ayıramadan savrulup gidiyoruz.
Günler, koşuşturmanın içinde eriyor; kalbimiz yoruluyor, zihnimiz dağınıklaşıyor.
Tam da bu esnada haftanın içinden bize doğru uzanan özel bir el var: Cuma.

Cuma’ya kavuşmak pek çok insan için bir özlemdir. Çünkü Cuma, yalnızca bir gün değildir; ruh için bir durak, kalp için bir sığınak, insan için bir hatırlayış anıdır. Gecemizi, sabahımızı ve günümüzü hayırlı ve mübarek kılması için Rabbimize yöneldiğimiz bu özel vakit, özünde kendi iç dünyamızla yeniden buluştuğumuz bir zaman dilimidir. Birlikte edilen duaların bereketinde ise ayrı bir sır saklıdır. Aynı anda binlerce kalbin aynı yöne dönmesi, aynı merhamete sığınması, aynı rahmet kapısına yönelmesi…
Bu, toplumun görünmeyen bağlarını güçlendiren; gönülleri birbirine yaklaştıran eşsiz bir birlik hâlidir.

Kısacası Cuma, bir toplumsal nefes, ruhların senkronize olduğu bir huzur durağıdır. Cuma gününde semaya yükselen dualar sadece bir dilek değil; aynı zamanda bir iç muhasebedir.

Bu hafta kimi incittim?
Hangi iyiliği erteledim?
Hangi yanımı onarmam gerek?

Cuma; düşünmenin, toparlanmanın, arınmanın ve yeniden niyet etmenin günüdür.
İnsan, kendi içindeki yükleri Rabbine bırakır; kalbini temizler, yolunu sadeleştirir.

Bugün de niyazımız aynıdır:
Rabbimiz gecemizi nur, sabahımızı bereket, günümüzü huzur eylesin. Dualarımızı kabul, niyetlerimizi halis, ibadetimizi makbul kılsın.

Cuma’nın feyzi hepimizin üzerine olsun; hem bireysel huzura hem toplumsal iyiliğe vesile olsun.

Mübarek Cuma’nız hayırlara iyiliklere kapı aralasın.

Yazar