Dilinden ve Kimliğinden Dolayı Hiç Kimse Hedef Alınamaz

Gürcistan’da Türkçe konuştukları gerekçesiyle bir din görevlisine ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan iki Ahıska Türküne yönelik sözlü ve fiziki saldırı gerçekleştirildiğini büyük bir üzüntü ve derin bir endişeyle öğrenmiş bulunuyoruz.

BULTÜRK Derneği olarak bu çirkin, ayrımcı ve insanlık onurunu hedef alan saldırıyı en güçlü şekilde kınıyor; saldırıya uğrayan soydaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

Bir insanın konuştuğu dil, etnik kökeni, inancı veya kültürel kimliği sebebiyle hedef alınması hiçbir şart altında kabul edilemez. Türkçe konuşmak suç olmadığı gibi, bir insanın ana dilini kullanması da en temel insan haklarından biridir.

Türkçe konuşan insanların saldırıya uğraması yalnızca bireysel bir asayiş olayı olarak değerlendirilemez. Bu saldırı, dil ve kimlik üzerinden gerçekleştirildiği iddiası nedeniyle nefret suçu, ayrımcılık ve insan hakları ihlali boyutlarıyla ele alınmalıdır.

Saldırının Bütün Yönleriyle Aydınlatılmasını Bekliyoruz

Olayın ardından mağdur durumdaki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının devam eden adli süreç gerekçe gösterilerek Gürcistan’dan ayrılamadıkları yönündeki bilgiler son derece kaygı vericidir.

Daha da vahim olanı, mağdurların Türkiye’ye dönebilmeleri için şikâyetlerinden vazgeçmeye zorlandıkları yönündeki iddialardır.

Bu iddialar doğruysa, yalnızca saldırıya uğrayan kişilerin seyahat özgürlüğü değil, adalete erişim ve etkili başvuru hakları da baskı altına alınmış demektir.

Bir hukuk devletinin görevi mağdurları susturmak, yıldırmak veya şikâyetlerinden vazgeçirmek değil; onların güvenliğini sağlamak, haklarını korumak ve failleri adalet önüne çıkarmaktır.

Mağdurların saldırıya uğradıktan sonra bir de hukuki ve idari belirsizliklerle karşı karşıya bırakılması, ikinci bir mağduriyet doğuracaktır.

BULTÜRK olarak Gürcistan makamlarından beklentimiz; olayın tarafsız, şeffaf ve hızlı biçimde soruşturulması, saldırıyı gerçekleştirenlerin tespit edilmesi, mağdurların güvenliklerinin sağlanması ve Türkiye’ye dönüşlerinin önünde herhangi bir engel oluşturulmamasıdır.

Türkçe Konuşmak Evrensel Bir İnsan Hakkıdır

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi başta olmak üzere uluslararası insan hakları belgeleri, insanların dil, milliyet, etnik köken ve kültürel kimlikleri sebebiyle ayrımcılığa uğratılamayacağını açıkça ortaya koymaktadır.

Her insanın ana dilinde konuşma, kültürünü yaşama, kimliğini ifade etme ve mensubu olduğu topluluğun tarihî mirasını koruma hakkı vardır.

Bu hak, herhangi bir devletin lütfu değil, insan olmanın doğrudan sonucudur.

Türkçe konuştuğu için bir insanın aşağılanması, tehdit edilmesi veya saldırıya uğraması yalnızca saldırıya maruz kalan kişiye değil, insanlığın ortak değerlerine karşı işlenmiş bir fiildir.

Dil, insanlar arasında düşmanlık üretmek için değil, iletişim ve kardeşlik kurmak için vardır.

Türkçe; Gürcistan’ın tarihine, Kafkasya’nın kültürel çeşitliliğine ve Ahıska coğrafyasının hafızasına yabancı bir dil değildir. Ahıska Türklerinin yüzyıllardır taşıdığı kimliğin, kültürün ve tarihî varlığın temel unsurlarından biridir.

Ahıska Türklerinin Tarihî Acısı Unutulmamalıdır

Ahıska Türkleri, tarih boyunca Ahıska ve çevresinde yaşamış, bölgenin sosyal, kültürel ve ekonomik hayatına katkıda bulunmuş köklü bir Türk toplumudur.

Ancak 14 Kasım 1944 tarihinde Stalin yönetiminin kararıyla Ahıska Türkleri hiçbir hukuki gerekçe gösterilmeden, kadın, çocuk ve yaşlı ayrımı yapılmaksızın vagonlara doldurularak Orta Asya’ya sürgün edilmiştir.

Binlerce Ahıska Türkü sürgün yolunda açlık, soğuk, hastalık ve insanlık dışı şartlar nedeniyle hayatını kaybetmiştir.

Bu sürgün, yalnızca insanların yaşadıkları topraklardan koparılması değil; bir toplumun hafızasının, kültürünün ve vatan bağının parçalanması anlamına gelmiştir.

Ahıska Türkleri aradan geçen on yıllara rağmen tarihî vatanlarına toplu, güvenli ve insan onuruna yakışır şekilde dönememiştir.

Bugün Türkçe konuşan Ahıska Türklerine yönelik gerçekleşen her saldırı, 1944 sürgününün yaralarını yeniden kanatmakta ve tarihî travmaları yeniden hatırlatmaktadır.

Gürcistan’ın Uluslararası Sorumluluğu Bulunmaktadır

Gürcistan, Avrupa Konseyi’ne üye olurken Ahıska Türklerinin tarihî vatanlarına dönüşlerinin sağlanması yönünde uluslararası yükümlülükler üstlenmiştir.

Bu çerçevede 2007 yılında geri dönüşe ilişkin hukuki düzenlemeler yapılmış olsa da uygulamada istenilen sonuçlara ulaşılamadığı görülmektedir.

Ahıska Türklerinin geri dönüşü yalnızca teknik bir göç veya vatandaşlık meselesi değildir.

Bu konu, tarihî adaletin sağlanması, sürgünün sonuçlarının giderilmesi ve insanların ata yurtlarında güven içinde yaşayabilmesi meselesidir.

Gürcistan’ın Ahıska Türklerine yönelik sorumluluğu yalnızca geri dönüş prosedürleri oluşturmakla sınırlı değildir. Aynı zamanda ülkede yaşayan veya ülkeyi ziyaret eden Ahıska Türklerinin güvenliğini sağlamak, onları ayrımcılıktan korumak ve kültürel kimliklerini özgürce yaşamalarına imkân vermekle de yükümlüdür.

Türkçe konuştukları gerekçesiyle insanların saldırıya uğraması, Gürcistan’ın çok kültürlü toplum yapısına ve uluslararası itibarına da zarar vermektedir.

Bu Hadise Birlikte Yaşama Kültürüne Yönelik Bir Saldırıdır

Gürcistan ile Türkiye arasında tarihî, siyasi, ekonomik ve toplumsal açıdan güçlü ilişkiler bulunmaktadır.

İki ülke arasındaki dostluk yalnızca devletler arasındaki diplomatik temaslardan ibaret değildir. Aynı zamanda halkların karşılıklı saygısına, komşuluk hukukuna ve kültürel yakınlığına dayanmaktadır.

Bu nedenle münferit dahi olsa dil ve etnik kimlik temelli saldırılar hafife alınmamalıdır.

Nefret söylemine karşı sessiz kalındığında, küçük görülen olaylar zamanla toplumsal huzuru tehdit eden daha büyük sorunlara dönüşebilir.

Birlikte yaşama kültürü ancak farklılıkların tehdit olarak görülmediği, hukukun herkesi eşit biçimde koruduğu ve insanların kendilerini güvende hissettiği ortamlarda gelişebilir.

Ahıska Türklerine yönelik her türlü ayrımcılık, yalnızca Ahıska Türklerini değil, bölgede barış içinde yaşama iradesini de hedef almaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Yetkililerini Süreci Yakından Takip Etmeye Davet Ediyoruz

Saldırıya uğrayan kişiler arasında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bulunması nedeniyle, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının ve ilgili diplomatik temsilciliklerin süreci yakından takip etmesi büyük önem taşımaktadır.

Mağdurların hukuki güvenliklerinin sağlanması, konsolosluk desteği verilmesi ve ülkeye dönüşlerinin önündeki engellerin kaldırılması için gerekli diplomatik girişimlerin kararlılıkla sürdürülmesini bekliyoruz.

Bu konu yalnızca birkaç vatandaşımızın karşılaştığı bir saldırı olarak görülmemelidir.

Hadise, yurt dışında yaşayan veya seyahat eden Türk vatandaşlarının güvenliği, Türk diline yönelik ayrımcılığın önlenmesi ve Ahıska Türklerinin temel haklarının korunması açısından yakından izlenmelidir.

Uluslararası Kuruluşları Göreve Çağırıyoruz

Avrupa Konseyi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, Birleşmiş Milletler ve ilgili insan hakları kuruluşları, olayın nefret suçu ve etnik ayrımcılık boyutlarını takip etmelidir.

Ahıska Türklerinin hakları yalnızca bölgesel veya ikili ilişkilerin konusu değildir. Bu mesele aynı zamanda uluslararası insan hakları hukukunun ve tarihî adalet arayışının bir parçasıdır.

Uluslararası toplumun Ahıska Türkleri konusunda yalnızca açıklama yapmakla yetinmemesi, Gürcistan’ın üstlendiği yükümlülüklerin uygulanmasını da takip etmesi gerekmektedir.

Sessizlik, Ayrımcılığı Cesaretlendirir

Dilinden, kimliğinden veya kökeninden dolayı saldırıya uğrayan insanlara sahip çıkmak, yalnızca soydaşlık sorumluluğu değil, insanlık görevidir.

Bugün Türkçe konuşan bir Ahıska Türküne yapılan saldırıya sessiz kalınırsa, yarın başka bir dil, başka bir kültür veya başka bir topluluk aynı tehditle karşı karşıya kalabilir.

Ayrımcılık karşısında sessizlik, saldırganları cesaretlendirir.

Bu nedenle bütün vicdan sahibi kurumları, sivil toplum kuruluşlarını, insan hakları savunucularını ve uluslararası kuruluşları bu olay karşısında açık tavır almaya davet ediyoruz.

BULTÜRK Olarak Takipçisi Olacağız

BULTÜRK Derneği olarak Ahıska Türklerinin tarihî haklarının, kültürel kimliklerinin ve insanlık onurunun yanında olmaya devam edeceğiz.

Gürcistan makamlarını;

  • Saldırıyı bütün yönleriyle araştırmaya,
  • Olayın nefret suçu boyutunu dikkate almaya,
  • Failleri adalet önüne çıkarmaya,
  • Mağdurların şikâyet haklarını güvence altına almaya,
  • Seyahat ve hareket özgürlükleri önündeki engelleri kaldırmaya,
  • Ahıska Türklerine karşı ayrımcı eylemlerin tekrarlanmaması için gerekli tedbirleri almaya,
  • Ahıska Türklerinin tarihî vatanlarına güvenli ve onurlu dönüşü konusunda üstlenilen yükümlülükleri yerine getirmeye davet ediyoruz.

Türkçe konuşmak suç değildir.

Türk kimliği taşımak suç değildir.

İnsanların ana dillerini, kültürlerini ve tarihî kimliklerini özgürce yaşamaları tartışmaya açık bir ayrıcalık değil, vazgeçilmez bir insan hakkıdır.

BULTÜRK olarak bu menfur saldırıyı bir kez daha şiddetle kınıyor, mağdur soydaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor ve sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.

BULTÜRK
Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği

Yazar