Kıymet, İrfet ve Rafet’in mezarı başında babalarına duası

Babacığım…

Bugün üç evladın olarak mezarının başındayız.

Toprağına dokunuyoruz.

Belki sen bizi duymuyorsun ama biz, yıllarca bize söylediklerini bugün daha iyi anlıyoruz.

İnsan babasını kaybedince çocukluğu da toprağa gömülüyormuş.

Biz bugün sadece seni değil, sana “Babam…” diyebildiğimiz günleri de uğurladık.

Babacığım…

Hayatın boyunca bize büyük nasihatler vermedin.

Sen, nasihat etmekten çok yaşayarak öğrettin.

Bize adaleti anlatarak değil, adil davranarak öğrettin.

Merhameti anlatarak değil, merhamet ederek öğrettin.

Vicdanı anlatarak değil, vicdanınla yaşayarak öğrettin.

İşte bu yüzden sen bizim en büyük öğretmenimizdin.

Hiç unutamıyoruz…

Murat dedemizin kız kardeşi yalnız kaldığında herkes uzaktan bakıyordu.

Sen ise “O yalnız değildir.” dedin.

Motoruna bindirip evine götürdün.

Kendi evinin kapısını açtın.

Yıllarca ona baktın.

Biz o gün küçüktük.

Belki yaptığının büyüklüğünü anlayamamıştık.

Bugün anlıyoruz…

Merhamet, sadece acımak değilmiş.

Merhamet, yük almaktı.

Bir insanın yükünü omuzlamaktı.

Babacığım…

Köseler Marketi’nde çalışırken insanlar senden alışveriş yapmaya değil, sana güvenmeye gelirdi.

Çünkü bilirlerdi ki Mümin Ağa haksızlık yapmaz.

Kimsenin hakkını yemez.

Kimseyi ayırmaz.

Bugün senin ardından konuşulan malların değil, adaletindir.

İnsan için bundan daha büyük bir zenginlik olabilir mi?

Ve sonra…

O zor yıllar…

İnsanların kendi dilini konuşmaktan korktuğu günler…

Türkçe bir türkü dinlemenin bile cesaret istediği zamanlar…

Evimizin önündeki radyodan Türkçe yayın yükseliyordu.

Sana susturmak için geldiler.

Korkutmak istediler.

Boyun eğmeni beklediler.

Ama sen eğilmedin.

Çünkü sen biliyordun ki…

Başını eğen insan, sadece kendini değil; çocuklarının geleceğini de eğmiş olur.

Bugün geriye dönüp baktığımızda, senin cesaretin sayesinde biz korkmadan “Biz Türk’üz.” diyebiliyoruz.

Bunun için sana minnettarız.

Babacığım…

Şimdi sen Murat dedemizin yanındasın.

Belki yıllardır hasret kaldığın babana kavuştun.

Biz ise her gün evimizin penceresinden mezarına bakacağız.

Sana el sallayamayacağız.

Ama sana dua edeceğiz.

Çünkü artık senin ihtiyacın olan tek şey dualarımız.

Allah’ım…

Babamızın ömrünü hayırla kabul eyle.

Yaptığı iyilikleri büyüt.

Affını rahmetinden eksik etme.

Kabri nur olsun.

Makamı cennet olsun.

Bizlere de onun gibi adil olmayı…

Merhametli olmayı…

Vicdanlı olmayı…

Doğru bildiği yolda korkmadan yürümeyi nasip eyle.

Babacığım…

Sen bize servet bırakmadın.

Ama servetten daha büyük bir miras bıraktın.

İnsan olmayı bıraktın.

Bundan sonra insanlar bize baktığında,

“İşte Mümin Ağa’nın evlatları…” desinler.

Ve senin adını duyduklarında,

“Dürüst bir insandı… Merhametliydi… Adildi… Kimliğinden asla vazgeçmedi…” diye ansınlar.

İşte o zaman biliyoruz ki sen sadece mezarında değil, bizim hayatımızda yaşamaya devam edeceksin.

Rabbim seni rahmetiyle kuşatsın.

Ruhun şad, mekânın cennet olsun.

Seni hasretle anan evlatların;

Kıymet – İrfet – Rafet

Yazar