Gülten RAYİMOĞLU

İnsan, yaratılışı gereği hep bir arayış içindedir. Kimi mutluluğu, kimi huzuru, kimi de varoluşun anlamını sorgular. Ancak en büyük arayış, insanın Rabbini bulma çabasıdır. Tarih boyunca kimi insanlar Allah’ı gökyüzünde, uzaklarda bir yerde aramış; ona ulaşmak için farklı yollar denemiştir. Oysa Kuran-ı Kerim, bize çok net bir gerçeği hatırlatır: “Biz ona şah damarından yakınız.” (Kaf Suresi, 16. Ayet)

Bu ayet, Allah’ın bize düşündüğümüzden de yakın olduğunu bildiriyor. Şah damarı, insanın hayat kaynağıdır. Kanı beyne taşıyan bu damar, insanın varlığını sürdürebilmesi için elzemdir. İşte Allah, insana bu kadar yakındır. O’nu uzaklarda aramak yerine, kalbimizde, düşüncelerimizde, her an yanımızda olduğunu idrak edersek, Allah’ı bulma çabamız anlam kazanır.

İnsanın Allah’ı Uzakta Araması

Pek çok insan, Allah’ın varlığını kabul etse de O’nu göklerde, erişilmez bir noktada zanneder. Dualarımızı yaparken, gözlerimizi gökyüzüne çeviririz. Oysa Allah sadece göklerde değildir; O, her yerdedir. Bir çocuğun gülüşünde, bir yaprağın kıpırtısında, yağmurun toprağa düşüşünde bile Allah’ın varlığını görmek mümkündür.

Bu durum, insanın ruhani farkındalığının eksikliğinden kaynaklanır. Allah’ın bizi her an duyduğunu, bildiğini ve gördüğünü unutunca, O’nu uzaklarda bir güç olarak algılarız. Halbuki, Allah bizim iç dünyamıza, niyetlerimize, hislerimize ve dualarımıza en yakın olandır.

Şah Damarımızdan Yakın Olanı Hissetmek

Allah’ı gerçekten hayatımızda hissedebilmek için, O’nun bize yakın olduğunu fark etmek gerekir. Bunun yollarından biri, içsel farkındalığımızı artırmaktır. Dua ettiğimizde, sadece sözlerle değil, ruhumuzla da Allah’a yönelmeliyiz. O’nun bizi dinlediğini, bizimle konuştuğunu hissetmeliyiz.

Bir diğer yol ise Kuran’ı anlamaya çalışmaktır. Allah, mesajlarını bize Kuran aracılığıyla iletmiştir. Eğer Kuran’ı sadece okumakla yetinir, onun anlamını kavramazsak, Allah’ın bize sunduğu rehberliği tam olarak hissedemeyiz.

Allah’a Uzak Değiliz, O da Bize Uzak Değil

Modern hayat, insanı Allah’tan uzaklaştırıyor gibi görünebilir. Yoğun iş hayatı, teknolojik bağımlılıklar ve dünyevi kaygılar, insanın ruhani tarafını unutturabiliyor. Ancak gerçek şu ki, Allah bizden hiçbir zaman uzaklaşmaz. Biz O’ndan uzaklaştıkça, içimizde bir boşluk hissederiz. O boşluğu doldurmanın yolu, Allah’ı hayatımıza gerçekten dahil etmekten geçer. Dua ederken, ibadet ederken, hatta günlük işlerde bile O’nun farkındalığında olmak gerekir.

Allah’ı uzaklarda arayanlar, aslında içlerindeki boşluğu fark etmeyenlerdir. Oysa Allah, bizimle konuşan iç sesimizde, kalbimizin en derin köşesinde ve hayatın her anında bizimle birliktedir. Önemli olan, bunu idrak edebilmek ve Allah’ın bize şah damarımızdan bile yakın olduğunu kalben kabul edebilmektir.

Belki de bugün, başımızı gökyüzüne kaldırıp uzaklarda bir işaret aramak yerine, gözlerimizi kapatıp içimize dönmenin ve Allah’ı kalbimizde hissetmenin vaktidir.

Yazar