Hayat, bazen bir pencerenin önünden akıp giden kalabalıklar gibidir. İnsan bakar; yıllar geçer, mevsimler değişir, yüzler eskir, yollar ayrılır. Kimi insanlar hayatımıza bir rüzgâr gibi girer ve geçer. Kimi ise sessizce gelir, gönlümüzde ömürlük bir yer edinir. İşte insanı insan yapan en kıymetli duygu burada başlar: vefa.

Vefa, sadece geçmişi hatırlamak değildir. Vefa; bir iyiliği unutmamak, zor günde uzanan eli gönülde saklamak, yıllar geçse de aynı samimiyetle selam verebilmektir. İnsanın karakteri çoğu zaman güçlü olduğu zaman değil, unutmaması gerekenleri unutmadığı zaman belli olur.

Vefa Samimiyettir

Vefa; samimiyettir.
İçten gelen bir gönül sıcaklığıdır. Menfaat bitince bitmeyen dostluktur. Kalabalık zamanlarda değil, zor günlerde de yanında kalabilmektir.

Vefa; dürüstlüktür.
İnsanın sözüyle özü arasında mesafe olmamasıdır. Arkadan başka, yüzüne başka konuşmamaktır. Güven veren bir karakter taşıyabilmektir.

Vefa; saygıdır.
İnsanın geçmişine, emeğe, büyüğüne, dostuna ve yaşanmışlıklara sahip çıkmasıdır. İnsanları işi düşünce değil, gönülden değerli görebilmektir.

Vefa; sevgidir.
Sessiz ama güçlü bir bağdır. Gösterişsiz ama derin bir sadakattir. Bir insanın yokluğunda bile ona dua edebilmek, iyiliğini isteyebilmektir.

Hayat Geçer, Vefa Kalır

Bugün dünya hızlandı. İnsanlar daha çok konuşuyor ama daha az hissediyor. Daha çok tanışıyor ama daha az bağ kuruyor. Kalabalıklar büyürken gönüller yalnızlaşıyor. Oysa insanın gerçek zirvesi makamda, parada, şöhrette değil; sevgide, samimiyette ve vefadadır.

Pencereden bakınca hayatın bize anlattığı şey aslında çok basittir: Her şey geçicidir. Gençlik geçer, güç geçer, imkânlar değişir. Ama bir insanın ardından bırakacağı güzel söz, gönüllerde kalacak dua ve hatıralar kolay kolay silinmez.

Vefa Karakterin Sessiz İmzasıdır

Bir insanı değerli yapan, kaç kişiyi tanıdığı değil; kaç kişinin gönlünde güzel bir yer edindiğidir. Vefa, insanın geçmişine sahip çıkmasıdır. Beraber yürüdüğü insanları unutmamasıdır. Ekmeğini paylaştığını, derdini dinlediğini, omuz omuza verdiğini hatırlamasıdır.

Çünkü vefa olmayan yerde dostluk eksik kalır. Samimiyet olmayan yerde sevgi derinleşmez. Hatır bilmeyen bir toplumda güven zayıflar, gönül bağları kopar. Bu yüzden vefa sadece bireysel bir erdem değil, aynı zamanda toplumu ayakta tutan manevi bir direğidir.

Gönül Zenginliği

İnsanın gerçek zenginliği kasasında değil, gönlündedir. Bir tebessümle hatırlanmak, bir duada yer almak, ardından “iyi insandı” dedirtebilmek dünyadaki en büyük kazançtır.

Bu hafta sonu vesilesiyle belki de yeniden düşünmemiz gereken budur: Kimi unuttuk? Kimin hatırını sormalıyız? Hangi dosta bir selam borcumuz var? Çünkü bazen bir telefon, bir mesaj, bir ziyaret; kırılmış bir gönlü onarır, unutulmuş bir dostluğu yeniden diriltir.

Hayat geçsin gitsin…
Yeter ki sevgimiz eksilmesin, samimiyetimiz kaybolmasın, dürüstlüğümüz bozulmasın, saygımız tükenmesin, vefamız unutulmasın.

Çünkü insanın en büyük zirvesi; yükseldiği yer değil, yükselirken unutmadığı insanlardır. Geriye kalan makamlar değil, gönüllerde bırakılan izlerdir.

Hürmetlerimle…

Yazar