Kıymet YILDIRIM

 

Bir kız evladının kalbinden…

Bazı ayrılıklar vardır; insan zamanla alışacağını sanır.

Ama bazı ayrılıklar vardır ki her sabah yeniden başlar.

Benim için artık her sabah böyle olacak.

Çünkü babamın mezarı, dedemin yanı başında…

Ve tam evimizin karşısında…

Penceremi her açtığımda o mezarlığı göreceğim.

Eskiden o pencereden babamın bahçede çalışmasını izlerdim.

Kapının önünde oturmasını…

Yoldan geçenlere selam vermesini…

Bazen bastonuyla yavaş yavaş yürüyüşünü…

Şimdi ise aynı yere bakacağım.

Fakat bu defa sessizlik olacak.

Bir Ev Karşısındaki Mezar

İnsan, babasının mezarının evine bu kadar yakın olmasının ne demek olduğunu yaşamadan anlayamaz.

Artık evimizin karşısında yalnızca bir mezar yok.

Orada çocukluğum var.

Orada bana öğretilen edep var.

Orada ailemiz var.

Orada dedem Murat…

Ve şimdi babam Mümin Ağa…

Baba ile oğul yeniden yan yana.

Hayattayken birbirlerine duydukları özlem, şimdi aynı toprağın altında kavuşmaya dönüştü.

Belki dedem oğluna kavuştu.

Ama biz babamızı kaybettik.

Hayat bazen aynı anda hem kavuşmayı hem ayrılığı yaşatıyor.

Köyün Kalbi O Gün Attı

Babamı uğurlarken yalnız olmadığımızı gördük.

Köseler köyü adeta tek yürek oldu.

Yakın köylerden, Kırcaali’den, Bornova’dan, Kobilyane’den, Şiroko Pole’den ve daha birçok yerden insanlar geldiler.

Kimisi çocukluk arkadaşıydı.

Kimisi yılların dostuydu.

Kimisi sadece bir iyiliğini unutmamıştı.

O gün anladım ki…

İnsan öldüğünde arkasından gelen kalabalık, sahip olduğu serveti değil; gönüllerde bıraktığı izi gösterir.

Babam geriye mal değil, dua bıraktı.

Artık Babamla Göz Göze Gelemeyeceğim

Eskiden eve gelirken ilk işim kapıya bakmaktı.

“Babam oturuyor mu?” diye…

Şimdi yine aynı tarafa bakacağım.

Ama bu kez gözlerim mezar taşına ilişecek.

İnsan, babasını toprağa emanet ettiğinde büyüyor.

İstemese de büyüyor.

Çünkü artık “Babam var.” diyemiyor.

Bu cümle eksildiği gün, insanın içinde de bir parça eksiliyor.

Penceremin Önündeki Hayat Dersi

Belki de Allah bize en büyük nasihatleri mezarlıklarla veriyor.

Ben artık her gün o mezarlığa bakacağım.

Her baktığımda kendime şunu soracağım:

Bugün kırdığım biri var mı?

Bugün bir iyilik yapabildim mi?

Bugün annemi, kardeşimi, dostumu mutlu edebildim mi?

Çünkü bir gün ben de o mezarlığın yolcusu olacağım.

Babamın tam karşısındaki evde yaşamaya devam edeceğim.

Ama biliyorum ki bir gün bu ev de başkasının olacak.

Bizler de sadece bir hatıra olarak anılacağız.

Babamın En Büyük Mirası

Babam bize para bırakmadı diye üzülmüyorum.

Çünkü ondan daha kıymetli bir miras bıraktı.

Dürüst olmayı…

İnsan olmayı…

Komşuya sahip çıkmayı…

İyiliği gizli yapmayı…

Ve arkasından dua edecek insanlar bırakmayı…

İşte gerçek zenginlik budur.

Her Sabah Bir Fatiha

Artık her sabah perdeyi açtığımda önce dedeme, sonra babama bakacağım.

Belki rüzgâr ağaçların yapraklarını sallayacak.

Belki kuşlar mezarlığın üzerinden uçacak.

Ben ise sessizce ellerimi açacağım.

Bir Fatiha okuyacağım.

Çünkü artık babamı görebileceğim tek yer, evimizin karşısındaki o mütevazı mezar olacak.

Ve biliyorum…

İnsan sevdiğini toprağa verir.

Ama sevgisini hiçbir zaman toprağa gömemez.

Babacığım…

Sen şimdi dedemin yanındasın.

Biz ise senin hatıranla yaşamaya devam edeceğiz.

Allah mekânını cennet, kabrini nur eylesin.

Sana her sabah penceremden bakacağım.

Belki seni göremeyeceğim…

Ama seni her zaman hissedeceğim.

Yazar