Rafet ULUTÜRK

Bazen devletlerin yönetim kapasitesini büyük krizlerden önce küçük görünen hadiseler gösterir.

Bir sınır kapısındaki kuyruk, bir konsolosluktaki randevu sorunu, bir nüfus müdürlüğündeki yığılma veya bugün Bulgaristan’da yaşandığı gibi pasaport blanklarının tükenmesi…

Paylaşılan haberde Bulgaristan İçişleri Bakanlığı’nın 10 yıl geçerli pasaport başvurularını geçici olarak durdurduğu belirtiliyor. Konuyu Bulgaristan İçişleri Bakanlığı’nın resmî açıklaması da doğruluyor.

28 Ağustos 2026 tarihli açıklamaya göre, 48 sayfalık ve 10 yıl geçerli Bulgaristan pasaportlarının başvuru ve düzenlenmesi geçici olarak durduruldu. Gerekçe, talebin beklenenin çok üzerinde gerçekleşmesi ve mevcut blank stokunun yetersiz kalmasıdır. Bakanlık, düzenlenen 10 yıllık pasaport sayısının önceki tahminlerin dört katını aştığını açıkladı.
Buraya kadar mesele teknik görünebilir.

Fakat asıl soru şudur:
Bir devlet kendi vatandaşının pasaport talebini neden dört kat yanılacak kadar eksik hesapladı?
İşte tartışmamız gereken konu budur.

DÖRT AYDA ORTAYA ÇIKAN PLANLAMA SORUNU

Daha dikkat çekici olan zamanlamadır.
Bulgaristan, yeni nesil kişisel belgeler sistemine 27 Nisan 2026’da geçti ve 18 yaşından büyük vatandaşlara ilk kez 5 yıllık veya 10 yıllık pasaport seçeneği sunmaya başladı.

Aradan yaklaşık dört ay geçti.
Ve 10 yıllık pasaport blankları yetmedi.

Demek ki mesele yalnızca matbaada kaç pasaport basıldığı değildir. Burada talep tahmini, kamu planlaması, diaspora analizi ve vatandaş davranışının okunması bakımından üzerinde durulması gereken ciddi bir ders vardır.

Üstelik İçişleri Bakanlığı, tahminlerin yeni kimlik belgeleri sisteminin hazırlıklarının başladığı 2018 yılı verilerine dayandığını belirtiyor.

İşte esas problem burada başlıyor.
2018’in Bulgaristan’ı ile 2026’nın Bulgaristan’ı aynı değildir.
Sekiz yılda Avrupa değişti.
Göç hareketleri değişti.

Bulgaristan vatandaşlarının Avrupa içindeki hareketliliği değişti.

Türkiye’deki Bulgaristan vatandaşlarının ihtiyaçları değişti.

İngiltere’deki, Almanya’daki, Hollanda’daki, Belçika’daki diaspora büyüdü ve yeni kuşaklar ortaya çıktı.

Böylesine hareketli bir nüfus yapısını sekiz yıl önce hazırlanmış tahminlerle yönetmeye çalışırsanız, blank biter.

Aslında tükenen yalnızca kâğıt değildir.
Eski planlama anlayışının ömrüdür.

PASAPORT BİR DEFTER DEĞİLDİR

Pasaport, devlet ile vatandaş arasındaki en önemli bağlardan biridir.
Bir insan için pasaport;

seyahattir, iştir, eğitimdir, ailesine ulaşmaktır, uluslararası hareketliliktir ve gerektiğinde ülkesine dönebilmektir.

Diasporada yaşayan insan için ise çok daha fazlasıdır.

Pasaport, vatanıyla arasındaki hukuki köprüdür.

Dolayısıyla pasaport hizmetlerine yalnızca İçişleri Bakanlığının rutin bürokratik işlemi olarak bakılamaz.

Özellikle Bulgaristan gibi nüfusunun önemli bölümü ülke dışında yaşayan bir devlet açısından pasaport politikası aynı zamanda diaspora politikasıdır.

TÜRKİYE’DEKİ BULGARİSTAN VATANDAŞLARI UNUTULMAMALIDIR

Konunun bizi özellikle ilgilendiren tarafı burada başlıyor.

Türkiye’de yaşayan çok sayıda Bulgaristan vatandaşı bulunmaktadır. Bunların önemli bir bölümünü Bulgaristan Türkleri ve onların aileleri oluşturmaktadır.

Bu insanlar Bulgaristan’dan kopmuş insanlar değildir.

Kırcaali’de evi vardır.
Şumnu’da akrabası vardır.
Razgrad’da toprağı vardır.
Silistre’de mezarlığı vardır.
Kırcaali Köseler’de çocukluk hatırası vardır.

Türkiye’de hayatını kurmuş olabilir; fakat Bulgaristan vatandaşlığıyla hukuki, sosyal ve ailevi ilişkisini sürdürmektedir.

Dolayısıyla Sofya’nın pasaport politikasını hazırlarken yalnızca Sofya, Plovdiv, Varna veya Burgaz’daki vatandaşını hesaplaması yeterli değildir.

İstanbul’u da hesaplamalıdır.
Bursa’yı hesaplamalıdır.
İzmir’i hesaplamalıdır.
Trakya’yı hesaplamalıdır.

Almanya’yı, İngiltere’yi, Belçika’yı, Hollanda’yı da hesaba katmalıdır.

Çünkü modern devlet artık yalnızca sınırlarının içerisindeki nüfusu yönetmez.
Dünyaya dağılmış vatandaş ağını yönetir.

DİASPORA YÜK DEĞİL, STRATEJİK GÜÇTÜR

Bulgaristan’ın yapması gereken en büyük zihniyet değişikliklerinden biri budur.

Yurt dışında yaşayan vatandaşlara yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanan bir seçmen kitlesi olarak bakılmamalıdır.
Diaspora;
ekonomik güçtür,
insan kaynağıdır,
uluslararası bağlantıdır,

ticaret köprüsüdür,
kültürel etkidir,
diplomatik sermayedir.

Pasaport talebinin beklenenden çok yüksek çıkması bile aslında başka bir gerçeğin göstergesidir:

İnsanlar Bulgaristan vatandaşlığıyla bağlarını korumak istiyor.

Devlet bunu sorun olarak değil fırsat olarak okumalıdır.

BEŞ YILLIK PASAPORT DEVAM EDİYOR: VATANDAŞ DOĞRU BİLGİLENDİRİLMELİ

Burada önemli bir noktayı da özellikle belirtmek gerekir.

Ortada bütün Bulgaristan pasaportlarının durdurulması gibi bir durum yoktur.

İçişleri Bakanlığının açıklamasına göre 5 yıl geçerli pasaportların düzenlenmesine normal şekilde devam edilmektedir. Dolayısıyla vatandaşların yurt dışına çıkış imkanlarının engellenmemesi için işlemlerin sürdürüleceği belirtilmiştir.

Daha önce 10 yıllık pasaport için başvuran vatandaşlara ise 5 yıllık pasaport verileceği ve ödenmiş ücret farkının iadesi için bir mekanizma oluşturulacağı açıklanmıştır.

Bu ayrıntı önemlidir.
Çünkü sosyal medyada birkaç cümlelik haberler kolaylıkla paniğe dönüşebilir.

Devletin görevi yalnızca problemi çözmek değildir.
Vatandaşı hızlı, açık ve doğru bilgilendirmektir.

ASIL SORU: YENİ BLANKLAR NE ZAMAN GELECEK?

Şimdi Bulgaristan İçişleri Bakanlığından beklenen ikinci açıklama daha önemlidir:

10 yıllık pasaport başvuruları hangi tarihte yeniden başlayacak?
“Geçici olarak durduruldu” demek yeterli değildir.

Vatandaşın önünü görebilmesi gerekir.
Bir hafta mı?
Bir ay mı?
Üç ay mı?
Yeni blank siparişi verildi mi?

Üretim kapasitesi nedir?
Yurt dışındaki konsolosluklara nasıl dağıtılacaktır?

Yeni talep tahmini hangi rakamlar üzerinden yapılacaktır?
Bunlar açıklanmalıdır.

Çünkü kamu yönetiminde belirsizlik bazen problemin kendisinden daha fazla güvensizlik oluşturur.

2018 TAHMİNLERİYLE 2036’YA PASAPORT VERİLEMEZ

Meselenin stratejik tarafı tam da buradadır.

Bugün 10 yıllık pasaport alan bir Bulgaristan vatandaşı bu belgeyi 2036 yılına kadar kullanacaktır.

Yani devlet aslında vatandaşına on yıllık bir hizmet taahhüdü vermektedir.

Böylesine uzun vadeli bir ürünün planlamasının geçmişin nüfus hareketleri üzerinden değil, geleceğin demografik modelleri üzerinden yapılması gerekir.

Devletin elinde artık büyük veri vardır.
Kaç vatandaşın pasaportunun ne zaman biteceği bilinebilir.

Hangi ülkelerde kaç vatandaşın yaşadığı yaklaşık olarak modellenebilir.

Hangi yaş grubunun 5 yıllık, hangisinin 10 yıllık pasaporta yöneleceği tahmin edilebilir.

Konsolosluklardaki geçmiş başvurular analiz edilebilir.

Yapay zekâ destekli talep modelleri kurulabilir.

Böylece devlet kriz çıktıktan sonra blank arayan değil, kriz çıkmadan ihtiyacı hesaplayan kurum haline gelir.

BULGARİSTAN’A YEDİ MADDELİK YENİ PASAPORT STRATEJİSİ

Bu olaydan ders çıkarılacaksa sadece yeni blank sipariş etmek yetmez. Yeni bir sistem kurulmalıdır: diaspora nüfus haritası güncellenmeli; konsolosluk bazında yıllık pasaport talebi ölçülmeli; 5 ve 10 yıllık pasaport tercihleri ayrı modellenmeli; kritik blank stoku oluşturulmalı; vatandaşın stok ve işlem sürelerini görebileceği dijital takip sistemi kurulmalı; Türkiye gibi yoğun vatandaş nüfusunun bulunduğu ülkelerde mobil konsolosluk hizmetleri artırılmalı; her yıl önümüzdeki beş yılın belge ihtiyacını gösteren bir “vatandaşlık hizmetleri projeksiyonu” hazırlanmalıdır.

Böyle bir sistem yalnız pasaport krizini çözmez.
Devlet ile diaspora arasındaki mesafeyi de azaltır.

BULGARİSTAN TÜRKLERİNE HİZMET, SEÇİMDEN SEÇİME HATIRLANMAMALIDIR

Burada daha büyük bir meseleye de işaret etmek gerekiyor.

Bulgaristan Türkleri yalnız seçim sandıkları kurulduğunda hatırlanacak insanlar değildir.

Onların konsolosluk hizmetleri vardır.
Vatandaşlık işlemleri vardır.
Pasaportları vardır.
Kimlik belgeleri vardır.
Miras meseleleri vardır.

Tapuları vardır.
Doğum ve evlilik kayıtları vardır.
Çocuklarının vatandaşlık işlemleri vardır.

Devlet vatandaşını sandıkta aradığı kadar konsolosluk kapısında da görmelidir.

Eğer bir ülke diasporasından seçimlere katılmasını, ülkesine yatırım yapmasını, çocuklarının vatandaşlık bağını korumasını istiyorsa bunun karşılığında hızlı ve çağdaş kamu hizmeti sunmalıdır.

Vatandaşlık tek taraflı sadakat değildir.

Karşılıklı bir devlet-vatandaş sözleşmesidir.

BU KRİZ AYNI ZAMANDA BİR FIRSATTIR

Her kriz kötü yönetimin işareti olmak zorunda değildir.

Doğru ders çıkarılırsa krizler reformun başlangıcı olabilir.

Bugün Bulgaristan’ın önünde böyle bir fırsat bulunmaktadır.

Pasaport talebinin tahmin edilenden dört kat yüksek olması aslında devlet açısından olumlu okunabilecek bir veri de sunuyor:

Bulgaristan vatandaşları belgelerine ve vatandaşlık bağlarına güçlü biçimde ihtiyaç duyuyor.

Öyleyse bu talep yönetilmelidir.
Diasporayla bağ güçlendirilmelidir.
Konsolosluklar modernleştirilmelidir.
Dijital devlet altyapısı genişletilmelidir.

Türkiye’deki Bulgaristan vatandaşlarının hizmetlere erişimi kolaylaştırılmalıdır.

BİR PASAPORTTAN DAHA BÜYÜK MESELE

Sonuç olarak elimizde küçük görünen fakat büyük bir devlet yönetimi dersi bulunmaktadır.

Bir ülkenin gücü yalnız ordusuyla, ekonomisiyle veya yollarıyla ölçülmez.

Vatandaşının yarın neye ihtiyaç duyacağını öngörebilmesiyle de ölçülür.

Bugün mesele 48 sayfalık bordo bir pasaport olabilir.

Yarın başka bir kamu hizmeti olacaktır.

Önemli olan aynı hatanın tekrar edilmemesidir.

Bulgaristan’ın ihtiyacı yalnızca daha fazla pasaport blankı değildir.
Daha güçlü veri yönetimine,
daha gerçekçi nüfus projeksiyonlarına,
daha etkin konsolosluklara,
diasporayı merkeze alan kamu politikalarına
ve vatandaşını geleceğin şartlarına göre okuyabilen bir devlet anlayışına ihtiyacı vardır.

Çünkü devlet yönetmek, sorun ortaya çıktığında çözüm aramak değildir.

Devlet yönetmek, sorun ortaya çıkmadan önce onu görebilmektir.

Ve unutulmamalıdır:

Pasaport yalnız sınırdan geçiren bir belge değildir.
Devlet ile dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın vatandaşı arasındaki bağın somut nişanesidir.

Bu bağı güçlü tutan devlet, diasporasını kaybetmez.

Diasporasını kaybetmeyen devlet ise yalnız bugünün nüfusuna değil, geleceğinin gücüne de sahip çıkar.

Yazar