Gülten RAYİMOĞLU
Hayat, tıpkı bir fincan kahve gibidir. Kimi zaman buruk ve acı, kimi zaman ise tatlı ve keyifli olabilir. Ancak aslında önemli olan kahvenin tadı değil, onu kiminle içtiğinizdir. Çünkü kahve gibi, hayat da paylaşıldıkça anlam kazanır.
Sabahın erken saatlerinde içilen bir fincan kahve, güne başlamak için bir ritüeldir.
Yoğun bir iş gününün ortasında yudumlanan kahve, kısa bir mola ve nefes alma fırsatıdır.
Sevdiklerinizle yapılan uzun sohbetlerde içilen kahve ise, anılar biriktirmenin en keyifli yollarından biridir. Kahve bazen yalnızlığın dostu olur, bazen de kahkahanın eşlikçisi.
Hayatın getirdiği zorluklar ve mutluluklar da tıpkı kahve gibi değişkendir. Kimi zaman sert, kimi zaman yumuşak içimli olabilir. Ama bir fincan kahveyi özel kılan şey, onu içtiğiniz anın ruhu ve paylaştığınız kişilerdir. Güzel bir kahve, en iyi dostla içildiğinde unutulmaz olur. Bir fincan kahve, sevgiyle sunulduğunda, içindeki tat ne olursa olsun, her zaman sıcacık bir mutluluk hissi bırakır.
O halde hayata da bir fincan kahve gibi bakalım.
Tadını fazla sorgulamadan, anın keyfini çıkararak ve en önemlisi, doğru insanlarla paylaşarak.
Çünkü kahvenin köpüğü geçici olsa da, birlikte içilen kahvenin hatırası kalıcıdır.

Bulgaristan Müslümanlarında Yeni Dönem: Makam Değil, Emanet
2026’ninYazına Girdik…Yolumuz Sonbahar
İnsanlığın Aradığı Şey Bir Kelime Değil, Bir Vicdandır
GÖRÜNMEYEN CEPHELERİN ÇAĞI
Yeni Dünyanın Sessiz Savaşı
Devletin Hafızası, Milletin Vicdanı: Karanlık Dosyalar Aydınlanmadan Türkiye Rahat Etmez
Baba Evin Direğidir, Milletin Hafızasıdır
BULTÜRK’TEN BABALAR GÜNÜ MESAJI
Bugün Bir Konferanstan Daha Fazlasını Dinledik: Geçmişi Hatırladık, Geleceği Düşündük