Rafet ULUTÜRK
Bir Şehrin Fethinden Daha Fazlası
29 Mayıs 1453 yalnızca bir şehrin fethedildiği gün değildir. O gün, dünya tarihinin yönü değişmiş, çağlar kapanmış ve yeni çağlar açılmıştır. Aradan geçen 573 yıl boyunca İstanbul, sadece bir başkent değil; medeniyetlerin buluştuğu, ticaret yollarının kesiştiği, kültürlerin kaynaştığı ve dünya siyasetinin merkezlerinden biri olmayı sürdürmüştür.
Bugün İstanbul’un Türk yurdu oluşunun 573. yılında meseleye yalnızca geçmişin zaferi olarak bakmak eksik kalır. Çünkü İstanbul, geçmişten geleceğe uzanan büyük bir medeniyet yürüyüşünün sembolüdür.
İstanbul: Coğrafyanın Değil, Tarihin Merkezi
Dünya üzerinde pek çok büyük şehir vardır. Ancak çok az şehir hem üç imparatorluğa başkentlik yapmış, hem iki kıtayı birleştirmiş, hem de yüzyıllar boyunca küresel güç dengelerinin merkezinde yer almıştır.
İstanbul’u değerli kılan sadece boğazı değildir.
Onu değerli kılan; Roma’nın, Bizans’ın, Osmanlı’nın ve bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin hafızasını taşımasıdır.
Bu şehir, binlerce yıllık insanlık tecrübesinin biriktiği büyük bir medeniyet hazinesidir.
Fatih’in Mirası ve Büyük Vizyon
Fatih Sultan Mehmed yalnızca bir komutan değildi. O, bir medeniyet kurucusuydu.
Fetih sonrasında İstanbul’u yağmalanacak bir şehir olarak değil, yeniden inşa edilecek bir dünya merkezi olarak gördü. Kiliseleri, camileri, çarşıları, medreseleri, limanları ve kültür merkezleriyle İstanbul’u yeniden şekillendirdi.
Fatih’in hedefi sadece surları aşmak değildi.
Asıl hedef, ilimle, adaletle ve medeniyetle yeni bir dünyanın kapısını açmaktı.
Bugün 573 yıl sonra İstanbul’a baktığımızda hâlâ o vizyonun izlerini görmek mümkündür.
İstanbul’un Sorumluluğu
Bir şehre sahip olmak başka, onun mirasını taşımak başkadır.
İstanbul sadece Türkiye’nin değil, Balkanlar’ın, Kafkasya’nın, Orta Doğu’nun ve Türk dünyasının ortak hafızasında önemli bir yere sahiptir.
Saraybosna’dan Üsküp’e, Kırcaali’den Bakü’ye, Semerkant’tan Kudüs’e kadar milyonlarca insan İstanbul’u sadece bir şehir olarak değil, tarihî ve kültürel bir merkez olarak görmektedir.
Bu nedenle İstanbul’un korunması; taşlarının, eserlerinin ve siluetinin korunmasından çok daha büyük bir anlam taşır.
Asıl korunması gereken şey, İstanbul’un temsil ettiği medeniyet ruhudur.
Geçmişin Hatırası Değil, Geleceğin Merkezi
Bazı milletler geçmişleriyle yaşar.
Bazı milletler ise geçmişlerinden güç alarak gelecek inşa eder.
İstanbul’un Türklerin elinde oluşunun anlamı da burada saklıdır.
573 yıllık tarih yalnızca övünmek için değil, yeni hedefler belirlemek için okunmalıdır.
Bugün dünyanın ekonomik, teknolojik ve siyasi dengeleri yeniden şekilleniyor. Yeni ticaret yolları kuruluyor, yeni güç merkezleri ortaya çıkıyor.
İstanbul ise Avrupa ile Asya arasında, kuzey ile güney arasında, enerji ile ticaret arasında yine stratejik konumunu koruyor.
Dün olduğu gibi bugün de dünya haritasının kalbinde yer almaya devam ediyor.
İstanbul’un Mesajı
İstanbul’un fethi bize bir gerçeği hatırlatıyor:
Büyük hedefler ancak büyük inançlarla gerçekleşir.
21 yaşındaki bir hükümdarın “İstanbul ya beni alır ya ben İstanbul’u” diyerek çıktığı yolculuk, bugün hâlâ insanlığa azmin, vizyonun ve kararlılığın ne kadar önemli olduğunu anlatmaktadır.
573 yıl önce surlar yıkıldı.
Fakat asıl fethedilen şey, umutsuzluktu.
573 yıldır İstanbul’da dalgalanan Türk varlığı, yalnızca bir siyasi hâkimiyetin değil; bir medeniyet iddiasının, bir tarih şuurunun ve bir gelecek tasavvurunun ifadesidir.
Bugün fetih ruhunu anarken yapılması gereken şey geçmişle övünmekten ibaret değildir.
Fatih’in cesaretini, adalet anlayışını, ilme verdiği değeri ve ufuk açıcı vizyonunu yeniden anlamaktır.
Çünkü İstanbul bize şunu öğretir:
Şehirler taşlarla kurulur, fakat medeniyetler fikirlerle yaşar.
Fetih kutlu olsun.
İstanbul’un Türk yurdu oluşunun 573. yılı hayırlı olsun.

Denizli’de Feci Kaza: Yolcu Otobüsü Alev Aldı, 8 Kişi Hayatını Kaybetti
Azerbaycan Bağımsızlık Günü Ankara’da Kutlandı
Trabzon ile Şuşa Kardeş Şehir Oluyor
Türkiye’den Uzay Teknolojilerinde Türk Devletleriyle Ortaklık Adımı
ABD’li Kuruluştan Türk Devletleri Teşkilatı’na Övgü