Rafet ULUTÜRK
21 Mayıs, yalnızca bir tarih değildir. Bir halkın yüreğine kazınmış sürgünün, kaybın, direnişin ve hafızanın adıdır.
Çerkes Soykırımı ve Sürgünü, insanlık tarihinin en derin yaralarından biridir. Kafkasya’nın dağlarında başlayan acı, Karadeniz’in dalgalarında büyümüş; Anadolu’dan Balkanlara, Orta Doğu’dan dünyanın dört bir yanına dağılan bir halkın kaderine dönüşmüştür.
Bir Halkın Toprağından Koparılışı
Çerkesler için vatan, sadece üzerinde yaşanan toprak değildir. Vatan; dilin, ağıtın, atın, dağın, mezarın ve hatıranın birleştiği kutsal bir emanettir. 19. yüzyılda Kafkasya’da yaşanan büyük kırılma, bu emaneti parçalamış; yüz binlerce insan ata yurdundan koparılmıştır.
Sürgün, yalnızca yer değiştirmek değildir. Sürgün; annenin mezarını geride bırakmasıdır. Çocuğun doğduğu köyü bir daha görememesidir. Bir halkın hafızasının yollara, limanlara, gemilere ve ağıtlara dağılmasıdır.
Karadeniz’in Sessiz Tanıklığı
Bu büyük trajedinin en acı tanıklarından biri Karadeniz’dir. Nice aileler umutla bindikleri gemilerde açlık, hastalık ve çaresizlikle karşı karşıya kalmıştır. Nice insan varacağı kıyıya ulaşamadan dalgalara emanet edilmiştir.
Bugün Karadeniz’e bakarken sadece mavi bir deniz görmeyiz. O sularda kaybolan duaları, yarım kalan hayatları, söylenemeyen vedaları da duyarız. Çünkü bazı denizler yalnızca su taşımaz; hafıza taşır, acı taşır, tarih taşır.
Unutmamak Bir Direniştir
“Unutmadık, unutmayacağız” sözü, sadece geçmişe bağlılık değildir. Bu söz, aynı zamanda kimliği koruma iradesidir. Dilini yaşatmak, kültürünü aktarmak, büyüklerin hatırasına sahip çıkmak; sessiz ama güçlü bir direniştir.
Bir halk, acısını unutursa yalnızca geçmişini değil, geleceğini de kaybeder. Bu yüzden Çerkes hafızası; düğünlerde, ağıtlarda, geleneklerde, isimlerde ve büyüklerin anlattığı hikâyelerde yaşamaya devam eder.
Ortak Bilinç, Ortak Gelecek
“Çerkes Soykırımı: Ortak Bilinç, Ortak Gelecek” ifadesi çok değerlidir. Çünkü acılar yalnızca yas tutmak için değil, daha adil bir gelecek kurmak için de hatırlanmalıdır. Ortak bilinç, dağılmış bir halkın yeniden kendini tanımasıdır. Ortak gelecek ise bu hafızadan barış, adalet ve insanlık dersi çıkarmaktır.
Bugün yapılması gereken, acıyı kinle değil; bilinçle, vakar ile ve adalet talebiyle taşımaktır. Çünkü hafıza intikam için değil, insanlığın aynı hataları tekrar etmemesi için yaşatılır.
İnsanlığın Vicdanına Düşen Soru
21 Mayıs bize şunu sorar: Bir halkın yurdundan koparılması yalnızca o halkın meselesi midir? Hayır. Bu, bütün insanlığın vicdan meselesidir. Çünkü nerede bir halkın dili susturulmuşsa, nerede bir toplum köklerinden koparılmışsa, orada insanlık eksilmiştir.
Çerkeslerin yaşadığı acı, yalnızca Çerkeslerin değil; adalete, hafızaya ve insan onuruna inanan herkesin meselesidir.
Son Söz
21 Mayıs, yas günüdür; ama aynı zamanda diriliş günüdür. Çünkü hâlâ hatırlayanlar varsa, hâlâ anlatanlar varsa, hâlâ çocuklarına kim olduğunu öğretenler varsa, o halk yenilmemiştir.
Unutmadık.
Unutmayacağız.
Hatırlamak, geleceğe sözümüzdür.

Mürekkep, Kimliği Yaşatır: Nüvvab Mektebi’nden Bulgaristan Türklerinin Kültür Direnişine
İNSAN, ANCAK “KENDİSİ” KADARDIR
Bir Mahallenin Kapısından Türkiye’nin Geleceğine: Muhtarlık Kurumu ve Sivil Toplumun Ortak Vizyonu
Yunan İşgalleri ve Lozan’ın 59. Maddesi
Bulgaristan’da Eğitim: Bir Milletin Geleceğini Belirleyen Sessiz Mücadele
Dostluk: Zamanın Eskitemediği En Büyük Servet
Kalotina Sınır Kapısı’nda Bulgaristan’a Giriş Yapan Araç Trafiği Yoğunluğunu Koruyor
Bulgaristan’da Cumhurbaşkanlığı Seçimi 25 Ekim’de Yapılacak
Türk SİHA’ları İnsanlı-İnsansız Ortak Harekât Konseptinde de Başrol Üstlenecek