Rafet ULUTÜRK
Türkiye kazandı, ama bazıları hâlâ ABD’den onay bekliyor.
Bir Milat, Bir Dönüm Noktası…
Bugün bir savaş bitti.
41 yıl süren bir acının, bir isyanın, bir ihanetin son perdesi kapandı.
PKK, güvenli sandığı yerde silahlarını bıraktı.
Üçüncü bir ülke olmadan, Türkiye’nin iradesiyle.
Bu sadece silah bırakmak değil, bir devrin kapanmasıydı.
Ama ne yazık ki…
Bu zaferi herkes gördü, bir tek bazı “bizden olanlar” hâlâ göremedi.
“İnkar Edenler Bizden, İnanmayanlar İçimizden”
Yabancılar bile bu tarihi adımı takdir etti.
Bölge ülkeleri şaşkınlıkla izledi.
Düşmanlarımız bile sessizliğe gömüldü.
Ama içimizden bazıları, hâlâ “ABD istemese olmazdı” diyor.
Onlara göre CIA izin vermeseydi, NATO göz kırpmasaydı, bu başarı asla mümkün olamazdı.
Çünkü onlar, kendi devletlerinin gücünü görmeyi değil; başkalarının gölgesinde yaşamayı alışkanlık haline getirmişlerdi.
“Hayat Boyu Emperyal Gölgeye Alışanlar, Güneşi Gördüğünde Gözlerini Kısar”
Hak veriyorum…
Yıllarca “ABD ne derse o olur” denmişti.
Kime oy versek Washington belirlemişti.
Hangi gazeteyi okusak arkasında Batı fonları çıkmıştı.
Kim konuşsa, Brüksel’den çeviri yapıyordu.
Şimdi bir bakıyorlar ki; bu millet kendi kararını kendi alıyor.
İşte bu onların ezberini bozuyor.
Ezberleri bozuldukça inançları da sarsılıyor.
Ve inanamıyorlar:
“Gerçekten Türkiye mi başardı bunu?”
“Bu Bir Zaferdir, Ama Sadece Tankla Değil, Akılla Kazanıldı”
Bu süreç sadece sahada kazanılmadı.
Bu, Türk diplomasisinin, istihbaratının, stratejisinin ve sabrının zaferidir.
Silahların gölgesinde yürütülen diplomasi, hiç bu kadar net sonuç vermemişti.
Türk aklı, gölge oyunlarını değil, gerçek barışı sağladı.
Ama bunu göremeyenler, hâlâ eski senaryolarda rol kapma peşinde.
Dış güç arıyorlar, “arka planı” sorguluyorlar.
Çünkü kendi devletlerine güvenmeyi, kendi milletlerine inanmamayı alışkanlık haline getirmişler.
“Sorgulayanlar Değil, Korkanlar Direniyor”
Eleştiri değil bu.
Sorgulama değil.
Bu bir zihinsel esarettir.
Buna karşı durmak gerekir.
Çünkü Türk milleti artık kendi yolunu çiziyor.
Artık kimsenin onayıyla yürümüyor.
Bu özgüveni görmek, bazı zihinler için ağır geliyor.
Çünkü onlar yıllarca başkalarının bastonu ile yürüdüler.
Şimdi millet kendi ayaklarıyla koşunca, onların inancı yıkılıyor.
SON SÖZ: “Güçlü Bir Türkiye Gerçekleşti, İnansanız da İnanmasanız da”
Türkiye artık masada sadece oturmuyor, masayı kuruyor.
Bu teslimiyet, sadece bir örgütün çöküşü değil; Türk milletinin yeniden dirilişidir.
Bu sessizlik, sadece dağların değil; yıllardır bastırılmış devlet aklının da haykırışıdır.
Ama hâlâ gözleri Batı’ya dönük olanlar, başkentleri Washington sananlar, bu zaferi okuyamıyor.
Yine de biz darılmıyoruz.
Kırılmıyoruz.
Çünkü biz bu inançsızların da temsilcisiyiz.
Onlar inanmasa da, bu zafer onların çocukları için kazanıldı.
Bir Gün Sormasınlar Diye Yazıyoruz:
“Bunu kim yaptı?”
CEVAP: TÜRKİYE.
“Nasıl oldu?”
CEVAP: KENDİ AKLIYLA, KENDİ GÜCÜYLE.
“Peki Amerika ne dedi?”
CEVAP: ÖNEMİ YOK.

Bursa’da Rumeliye Geçiş ve Kırcaali Belgeseli
Çocukları Değil, Kendi Hikâyemizi Büyütüyoruz
Турският вот: определяща сила или балансиращ фактор?
Türk Oyları: Bulgaristan Siyasetinin Sessiz Merkez Gücü