Rafet ULUTÜRK
Bulgaristan siyaseti yine kritik bir eşikte. Türkiye’deki seçim sandıklarının sayısının azaltılması teknik bir karar gibi sunulabilir. Evet, bu tek başına dünyanın sonu değil. Fakat asıl mesele sandık sayısı değil; bu kararın arkasındaki zihniyet ve verilen mesajdır.
Son dönemde bazı partilerin, Türkiye’de yaşayan çifte vatandaşlara yönelik güven ekseninde kurduğu söylem, ülkedeki birlik duygusunu zedeleyen bir noktaya gelmiştir. Bir vatandaşın nerede yaşadığı ya da hangi kökene sahip olduğu üzerinden “güvenilirlik” tartışması açmak, toplumda görünmez duvarlar örer. Bu, yalnızca o insanları değil, Bulgaristan’ın demokratik dokusunu yıpratır.
Demokrasi, vatandaşları kategorize ederek değil; eşitlik zemininde bir arada tutarak güçlenir.
Siyasetin Dili ve Toplumsal Kutuplaşma
Boyko Borisov liderliğindeki GERB,
BSP ve
ITN gibi partilerin kullandığı dil, eleştiri sınırını aşarak toplumsal aidiyeti tartışma konusu hâline getirdiğinde, bunun bedelini tüm ülke öder.
Siyaset, oy devşirme aracı olarak korkuyu kullandığında kısa vadede kazançlı görünebilir. Ancak uzun vadede bu dil, toplumun sinir uçlarını tahrip eder. İnsanlar kendilerini “birinci sınıf” ve “ikinci sınıf” olarak hissetmeye başlarsa, o ülkede huzurdan söz etmek zorlaşır.
Tarih, iç gerilimlerin çoğu zaman dilden başladığını gösteriyor.
Temsil Krizi ve Güven Erozyonu
Bulgaristan’daki Türklerin ve Türkiye’de yaşayan çifte vatandaşların önemli bir kısmı, kendilerini temsil ettiğini söyleyen aktörlerden artık güçlü ve net bir ses duymadıklarını düşünüyor. Bu, bir “kimlik” meselesinden çok, bir güven meselesi.
Seçmen, yalnızca seçim döneminde hatırlanmak istemiyor. Haklarının, onurunun ve eşit vatandaşlık ilkesinin her koşulda savunulduğunu görmek istiyor.
Birlik mi, Ayrışma mı?
Rumen Radev’in temsil ettiği çizgi, birçok vatandaş tarafından daha kapsayıcı ve dengeleyici bir duruş olarak görülüyor. Bu algının güçlenmesinin nedeni, insanların artık gerilim değil, normalleşme istemesidir.
Bugün Bulgaristan’ın ihtiyacı olan şey:
Korku siyaseti değil, güven siyaseti
Ayrıştırma değil, birleştirme
Şüphe değil, eşitlik ilkesidir
Bulgaristan’ın geleceği, vatandaşlarını nerede yaşadıklarına ya da hangi kökenden geldiklerine göre ayıran bir anlayışla inşa edilemez. Böyle bir yaklaşım, kimseye kazandırmaz.
Gerçek güç, farklılıkları tehdit olarak görmekte değil; onları ortak bir zenginlik olarak kabul etmekte yatar.
Sandık sayısı azalabilir. Ama eşit vatandaşlık duygusu azalırsa, işte o zaman gerçekten tehlike başlar.

Bulgaristan’da Seçim Kurulları İçin Uzlaşma Sağlandı
Deliorman’dan Küresel Arenaya Osmanlı Pehlivanlarının Temsili Gücü ve Kimlik İnşası
Karanlıkta Kaybolanlar: Şebeş’te Bir Gecenin Sessiz Çığlığı (1788)
Hayal kurmak, ruhumuzun en derinlerinde yankılanan sessiz bir çağrıdır…
Toprağın Altındaki Sessiz Güç: Bulgaristan Trak Mirasıyla Yüzleşecek mi?
Mart’ın Son Akşamından 1 Nisan’a: Şakanın Ardındaki İnsanlık Hali
Bultürk Derneği Yıldız Teknik Üniversitesi’nde “Rumeli’ye Geçiş” Konferansı ve “Kırcaali Efsanesi” Belgesel Gösterimi Düzenledi
31 Mart’ın Hafızası: Acı, Hakikat ve Sorumluluk
Bölünmüş Oy, Kaybolan Güç: Bulgaristan Türk Seçmeni Nereye Gidiyor?