Raziye ÇAKIR

“Her insan bir ırmaktır” der eski bir söz. Gerçekten deh öyledir. Hepimiz bir yerlerden doğar, akmaya başlarız. Kimi yemyeşil vadilerden, gül bahçelerinin arasından süzülür; kimi çorak topraklara, kurak çöllere düşer. Bazı ırmaklar yolunu bulur, denize kavuşur. Bazıları ise bir çölün ortasında kuruyup gider. Ne zavallı ırmaklardır onlar…

Bu benzetme yalnızca bireyin kaderini değil, toplumların ve ülkelerin kaderini de anlatır.

Adaletin olmadığı yerlerde hayatın akışı da bozulur. Orada kanun, büyük sineklerin delip geçtiği ama küçük sineklerin takılıp kaldığı bir ağ gibidir. Güçlü olan yolunu bulur, sıyrılır gider. Zayıf olan ise o ağda çırpındıkça daha çok dolanır. İşte tam da bu yüzden bazı ülkelerde insanlar akamaz, ilerleyemez, potansiyelini gerçekleştiremez. Daha yolun başında takılır kalırlar.

Oysa adalet, bir toplumun yatağıdır. Irmağın yönünü belirleyen, taşmadan ve kurumadan akmasını sağlayan şeydir. Yatak yoksa, su ya taşkın olur ya da yok olur.

Birey için de durum farklı değildir.

Başarı dediğimiz şey, bir anda gelen bir sel değil; sabırla, hazımla, birikimle ilmek ilmek dokunan bir süreçtir. Kararlılık, insanın kendi yatağını kendisinin kazmasıdır. Önüne çıkan taşları temizlemesi, yönünü sabırla tayin etmesidir. Her gün küçük bir adım, her gün küçük bir öğrenme, her gün küçük bir ilerleme…

Çünkü büyük hedeflere giden yol, büyük sıçramalardan değil, küçük ama istikrarlı adımlardan geçer.

Hayatta çoğu insan, ırmağın önüne çıkan ilk engelde durur. “Olmadı” der. “Şanssızım” der. Oysa ırmaklar engellere çarptıkça yolunu öğrenir. Kimi zaman yön değiştirir, kimi zaman yavaşlar, kimi zaman taşar ama durmaz. Durduğu an, kuruduğu andır.

Toplumların kaderini adalet, bireylerin kaderini ise kararlılık belirler.

Adalet yoksa, nice yetenekli insanlar kurur gider. Kararlılık yoksa, nice fırsatlar heba olur. İkisi bir araya geldiğinde ise hem insanlar hem toplumlar denize ulaşır.

Bu yüzden mesele sadece nereden doğduğumuz değil; nasıl aktığımızdır.

Sabırla, hazımla, birikimle… İlmek ilmek.

Çünkü başarı, acele edenlerin değil; vazgeçmeyenlerin ulaştığı bir menzildir.

Yazar