Dr. Nedim BİRİNCİ

Bir Milletin Sabırla Yazdığı Zafer

Hatay’ın anavatana katılışı, yalnızca bir sınır değişikliği değildir. Bu hadise; diplomasiyle, sabırla, akılla ve millet iradesiyle kazanılmış tarihî bir zaferdir.

Hatay, Türk milletinin hafızasında sadece bir şehir adı değil; vatan sevgisinin, devlet aklının ve millî kararlılığın sembolüdür. Çünkü Hatay meselesi bize şunu öğretmiştir: Bir millet, hakkına inanırsa; zaman değişir, şartlar değişir, dünya dengeleri değişir ama o milletin iradesi asla kaybolmaz.

Atatürk’ün “Şahsi Meselem” Dediği Dava

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Hatay meselesine verdiği önem, sıradan bir siyasi hassasiyet değildi. O, Hatay’ı yalnızca coğrafi bir bölge olarak değil, tarihî, kültürel ve millî bir emanet olarak görüyordu.

“Hatay benim şahsi meselemdir” sözü, aslında bir liderin milletine verdiği sözdür. Bu söz, sadece dönemin yöneticilerine değil, gelecek nesillere de bırakılmış bir vasiyettir.

Atatürk hasta yatağında dahi Hatay davasını takip etmiş, bu meselenin diplomasi yoluyla çözülmesi için büyük bir devlet aklı ortaya koymuştur. Çünkü o biliyordu ki Hatay, Türk milletinin vicdanında zaten anavatandan ayrı değildi.

Silahla Değil, Diplomasiyle Kazanılan Vatan

Hatay’ın anavatana katılması, Türkiye Cumhuriyeti’nin genç yaşına rağmen ne kadar güçlü bir diplomatik akla sahip olduğunu göstermiştir.

Türkiye, savaş meydanında kazandığı bağımsızlığını bu kez masa başında, uluslararası hukuk zemininde, kararlı ve sabırlı bir mücadeleyle taçlandırmıştır.

Bu yönüyle Hatay davası, bize şu dersi verir: Büyük devlet olmak yalnızca güçlü orduya sahip olmak değildir. Büyük devlet olmak; zamanı doğru okumak, haklı davayı doğru zeminde savunmak ve millet iradesini diplomasiyle sonuca ulaştırmaktır.

Hatay Halkının Tarihî Tercihi

Hatay’ın kaderini belirleyen en önemli unsur, Hatay halkının iradesidir. Hatay Türkleri, kimliklerine, kültürlerine, dillerine ve tarihî bağlarına sahip çıkarak anavatanla birleşme yönünde açık bir tavır ortaya koymuştur.

Bu tercih, bir siyasi kararın ötesinde; bir aidiyet beyanıdır.

Hatay halkı şunu söylemiştir: Bizim yönümüz Anadolu’dur. Bizim gönlümüz Türkiye’dir. Bizim kaderimiz Türk milletinin kaderinden ayrı değildir.

İşte bu yüzden Hatay’ın anavatana katılışı, tepeden inme bir karar değil; halkın vicdanında çoktan verilmiş bir hükmün tarihe yazılmasıdır.

Vatan Sadece Toprak Değildir

Hatay bize bir kez daha göstermiştir ki vatan sadece dağ, ova, şehir ve sınır çizgisi değildir. Vatan; dilde, kültürde, ezanda, bayrakta, hatırada ve ortak kaderde yaşar.

Bir toprağı vatan yapan şey, üzerinde yaşayan insanların o toprağa verdiği ruhtur. Hatay’da bu ruh yüzyıllar boyunca yaşamış, baskılara ve ayrılıklara rağmen sönmemiştir.

Bu nedenle Hatay’ın anavatana katılışı, yalnızca siyasi tarihimizin değil, millî ruhumuzun da en anlamlı sayfalarından biridir.

Bugün Hatay’a Bakmak

Bugün Hatay’a bakarken yalnızca geçmişin zaferini değil, geleceğin sorumluluğunu da görmeliyiz.

Hatay; farklı inançların, kültürlerin ve kimliklerin bir arada yaşadığı kadim bir medeniyet şehridir. Bu yönüyle Türkiye’nin birlik anlayışının, kardeşlik hukukunun ve tarihî derinliğinin canlı bir örneğidir.

Hatay’ı anlamak; yalnızca 1939’u hatırlamak değildir. Hatay’ı anlamak; vatanın her karışına aynı sevgiyle, aynı sorumlulukla ve aynı bilinçle sahip çıkmaktır.

Genç Nesillere Düşen Görev

Hatay’ın anavatana katılış yıldönümü, genç nesiller için yalnızca bir tarih bilgisi olmamalıdır. Bu yıldönümü, devlet aklının, millî iradenin, sabrın ve kararlılığın nasıl sonuç verdiğini anlatan büyük bir derstir.

Gençler bilmelidir ki hiçbir millî dava tesadüfen kazanılmaz. Her büyük kazanımın arkasında inanç, mücadele, hafıza ve fedakârlık vardır.

Hatay davası da bize şunu söyler: Tarihini bilen milletler, geleceğini başkalarına bırakmaz.

Hatay Vatandır

Hatay’ın anavatana katılışı, Türk milletinin hafızasında daima özel bir yerde kalacaktır. Çünkü Hatay, kaybedilmiş gibi görünen bir emanetin sabırla, akılla ve millet iradesiyle yeniden kucaklanmasının adıdır.

Bugün bize düşen görev; bu emaneti sadece kutlamak değil, anlamak ve gelecek kuşaklara doğru aktarmaktır.

Hatay, dün olduğu gibi bugün de vatandır.

Hatay, sadece Türkiye’nin güneyinde bir şehir değil; Türk milletinin kalbinde taşınan bir millî irade abidesidir.

Hatay’ın anavatana katılış yıldönümü kutlu olsun. Bu kutlu mücadelede emeği geçen başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Hatay davasına gönül veren bütün kahramanları rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.

Yazar