Rafet ULUTÜRK

Seçimden Yönetime Halkın Sürekli Söz Sahibi Olduğu Sistem

Dünyaya örnek olacak gerçekten yeni bir seçim modeli kurmak istiyorsak, sadece “milletvekili nasıl seçilsin?” sorusunu değil, daha büyük bir meseleyi ele almalıyız:

Demokrasi neden yalnızca seçim günü çalışıyor?

Bugünkü sistemlerin çoğunda vatandaş dört veya beş yılda bir sandığa gidiyor, sonra siyasi karar süreçlerinden büyük ölçüde uzaklaşıyor.

Oysa teknolojinin, iletişimin, eğitim seviyesinin ve toplumsal örgütlenmenin geldiği noktada demokrasi artık sadece periyodik seçim olmaktan çıkabilir.

Yeni modelin hedefi şu olmalıdır:

SEÇİM DEMOKRASİSİNDEN SÜREKLİ DEMOKRASİYE GEÇİŞ

Bu sistemde millet sadece vekili seçmez.

Adayı etkiler.

Vekili denetler.

Yasama gündemine öneri taşır.

Bölgesel karar süreçlerine katılır.

Kamu performansını izler.

Ve devletle arasındaki temsil bağını seçimden seçime değil, sürekli canlı tutar.

Ben bu modele:

KATILIMCI TEMSİL CUMHURİYETİ

adını veriyorum.

  1. TEMEL İLKE: BİR VATANDAŞ, ÜÇ DEMOKRATİK GÜÇ

Her seçmenin üç ayrı demokratik yetkisi olmalıdır.

Birinci yetki:

Temsilcisini seçmek.

İkinci yetki:

Temsilcisini denetlemek.

Üçüncü yetki:

Belirli şartlarda doğrudan karar süreçlerine katılmak.

Bugünkü sistemlerin büyük kısmı vatandaşa yalnızca birinci hakkı güçlü biçimde veriyor.

Yeni model üç hakkı da kurumsallaştırmalıdır.

  1. MİLLETVEKİLİ SEÇİMİ İKİ AYRI BOYUTTA YAPILMALI

Vatandaşın iki oyu bulunmalıdır.

Birinci oy: Bölge temsilcisi

Vatandaş kendi yaşadığı seçim çevresinden doğrudan kişiye oy verir.

Partiye değil.

İsme.

Bu milletvekili bölgenin somut temsilcisidir.

İkinci oy: Türkiye vizyonu

Vatandaş ikinci oyuyla ülkenin genel siyasi yönelimine karar verir.

Bu oy parti, siyasi hareket veya ulusal program üzerinden kullanılabilir.

Böylece vatandaş aynı seçimde iki farklı karar verir:

“Bölgemi kim temsil etsin?”

ve

“Türkiye hangi siyasi istikamette yönetilsin?”

Bu iki soruyu tek oy içerisinde eritmek yerine birbirinden ayırmak daha demokratiktir.

  1. MECLİSİN YARISI DOĞRUDAN HALKTAN, YARISI NİSPİ TEMSİLDEN GELEBİLİR

Örneğin 600 milletvekilli bir yapıda:

300 bölge milletvekili

ve

300 ülke veya geniş bölge temsilcisi

olabilir.

300 bölge milletvekili kişisel oylarla seçilir.

Diğer 300 sandalye genel oy dağılımındaki adaleti sağlar.

Ancak ikinci grupta da parti genel merkezlerinin kapalı listeleri kullanılmaz.

Açık liste ve tercihli oy uygulanır.

Yani seçmen yalnızca partiye değil, o partinin hangi adayını istediğine de karar verir.

  1. ADAY BELİRLEMEYİ PARTİLERİN ELİNDEN TAMAMEN ALMAYALIM, AMA TEKELLERİNİ KIRALIM

Yeni modelde dört ayrı adaylık yolu bulunabilir:

Parti ön seçiminden çıkan aday.

Bağımsız aday.

Vatandaş imzasıyla çıkan halk adayı.

Sivil toplum veya meslek kuruluşlarının desteklediği ancak bağımsız yarışan aday.

Böylece siyasetin insan kaynağı yalnızca parti teşkilatlarından gelmez.

Toplumun içerisinden de gelir.

Bu, siyasetin sosyal tabanını genişletir.

  1. “ADAYLIK EHLİYETİ” GETİRİLSİN

Burada çok farklı bir öneri yapılabilir.

Milletvekili olmak isteyen kişi siyasi görüşünden bağımsız olarak temel bir kamusal yeterlilik programını tamamlamalıdır.

Bu bir sınavla siyasi görüş elemek için kullanılmamalıdır.

Ama adayların:

Anayasanın temel yapısını,

yasama sürecini,

bütçeyi,

etik kuralları,

çıkar çatışması hükümlerini,

temel kamu yönetimini

bildiğini göstermesi istenebilir.

Nasıl bir doktor belirli mesleki şartları yerine getiriyorsa, ülkenin kanunlarını yapacak kişinin de Meclisin nasıl çalıştığını bilmesi makul bir beklentidir.

Ancak bu sistem bağımsız bir kurum tarafından yürütülmeli ve hiçbir ideolojik filtreye dönüşmemelidir.

  1. PARTİ LİDERİ, MİLLETVEKİLİ ADAYINI GARANTİLEYEMEMELİ

Partiler aday önerebilir.

Ama seçilecek sıra veremez.

Yeni sistemde şu ifade tarihe karışmalıdır:

“Garanti seçilecek bölgeden aday.”

Çünkü hiçbir aday için garanti olmamalıdır.

Garanti yalnızca milletin oyu olmalıdır.

Bu tek reform bile parti içi güç dengelerini kökten değiştirebilir.

  1. SEÇMEN TEK ADAY DEĞİL, TERCİH SIRASI YAPMALI

Vatandaş adayları:

1, 2, 3, 4

şeklinde sıralayabilmelidir.

Böylece sadece en sert siyasi taraftarlar değil, toplumun ikinci ve üçüncü tercihi olabilen uzlaşmacı isimler de avantaj kazanır.

Bu mekanizma siyasette çok önemli bir davranış değişikliği yaratır:

Bir siyasetçi rakip seçmeni düşmanlaştırmak yerine onun ikinci tercihi olmaya çalışır.

Bu da kutuplaşmayı azaltabilecek en önemli seçim teşviklerinden biri olabilir.

  1. OYLAR BOŞA GİTMEMELİ

Dünyaya örnek olacak sistemin ana ilkelerinden biri şu olmalıdır:

HER OY TEMSİL ARAMAYA DEVAM ETMELİDİR

Bir aday seçilemeyecek durumdaysa seçmenin ikinci tercihine geçilebilir.

Bir aday fazla oy aldıysa belirli kurallarla fazla oylar sonraki tercihlere aktarılabilir.

Böylece milyonlarca oyun “kaybeden adayın oyu” olarak sistem dışına düşmesi azaltılır.

Demokrasi yalnızca çoğunluğu değil, mümkün olduğunca geniş iradeyi yansıtmalıdır.

  1. HER SEÇİM BÖLGESİNDE “VATANDAŞ KONSEYİ” KURULMALI

Burada model klasik seçim sistemlerinden ayrılıyor.

Her seçim çevresinde kura yöntemiyle seçilen vatandaşlardan oluşan geçici bir Vatandaş Konseyi kurulabilir.

Bu konsey sürekli siyasi organ olmaz.

Belirli sürelerle çalışır.

Görevi:

Milletvekillerinin yıllık faaliyet raporlarını incelemek,

bölgenin öncelikli sorunlarını belirlemek,

halka açık toplantılar düzenlemek,

Meclise bölgesel öneriler göndermek

olabilir.

Bu sayede sadece parti teşkilatları değil, sıradan vatandaşlar da temsil sürecinin içerisinde yer alır.

  1. KURA DEMOKRASİSİ SEÇİME DESTEK OLMALI

Antik demokrasilerde kura önemli bir araçtı.

Modern dünyada seçim ile kura birlikte kullanılabilir.

Örneğin her yıl belirli sayıda vatandaş rastgele seçilerek:

Ulusal Vatandaş Meclisi

oluşturulabilir.

Bu Meclis kanun yapmaz.

Ama büyük reformlar konusunda görüş hazırlar.

Örneğin:

eğitim reformu,

emeklilik,

yapay zekâ,

çevre,

şehirleşme,

vergi sistemi

gibi uzun vadeli konularda vatandaş raporları hazırlayabilir.

Böylece demokrasi sadece profesyonel siyasetçilerin alanı olmaktan çıkar.

  1. HALKIN YASA ÖNERME HAKKI OLMALI

Belirli sayıda doğrulanmış vatandaş imzası toplanırsa bir yasa önerisinin TBMM gündemine alınması zorunlu olmalıdır.

Örneğin belirli bir yüksek imza eşiği aşılırsa Meclis ilgili konuda komisyon kurmak ve görüşme yapmak zorunda kalabilir.

Bu doğrudan demokrasi ile temsili demokrasiyi birleştirir.

Millet Meclisin yerine geçmez.

Ama Meclisin gündemini etkileyebilir.

  1. HALK VETOSU GETİRİLEBİLİR

Çok tartışmalı ama dünya çapında dikkat çekebilecek bir kurum daha düşünülebilir.

Meclisten geçen belirli kanunlar için, çok yüksek sayıda vatandaş belirli süre içerisinde imza toplarsa kanunun halkoyuna sunulması mümkün olabilir.

Ancak bütçe, savaş, olağanüstü hâl veya temel haklar gibi konular için özel sınırlamalar gerekebilir.

Amaç her yasayı referanduma götürmek değildir.

Ama siyasi sistemin üzerinde bir halk freni oluşturmaktır.

  1. REFERANDUM KULLANILACAKSA SADECE “EVET-HAYIR” OLMAMALI

Bugünkü referandum sistemlerinin büyük zaaflarından biri karmaşık meseleleri iki seçeneğe indirgemeleridir.

Yeni sistemde bazı konularda çok seçenekli referandum yapılabilir.

Örneğin vatandaşın önüne:

A modeli,

B modeli,

C modeli

konulabilir.

Tercihli oyla hangisinin toplumda en geniş kabul gördüğü hesaplanabilir.

Bu demokrasi kalitesini ciddi biçimde artırabilir.

  1. HER MİLLETVEKİLİNİN DİJİTAL HALK SAYFASI OLMALI

Vatandaş kendi milletvekiline ait resmî sayfadan şunları görebilmelidir:

Meclis katılımı.

Komisyon çalışmaları.

Nasıl oy kullandığı.

Kanun teklifleri.

Mal varlığı bildirimleri.

Kampanya bağışları.

Seçim vaatleri.

Bölge toplantıları.

Takvim.

Bu sayfa siyasi propaganda sitesi değil, devletin tuttuğu tarafsız bir veri platformu olmalıdır.

  1. “AÇIK OY GEREKÇESİ” SİSTEMİ

Milletvekili kritik kanunlarda sadece nasıl oy kullandığını değil, kısa gerekçesini de kamuoyuna açıklayabilir.

Örneğin:

“Bu kanuna evet verdim çünkü…”

veya:

“Hayır verdim çünkü…”

Böylece milletvekilliği yalnızca el kaldırmak olmaktan çıkar.

Karar verme sorumluluğuna dönüşür.

  1. PARTİ DİSİPLİNİ DARALTILMALI

Parti grupları elbette gereklidir.

Ancak her yasada milletvekillerine toplu oy emri verilmesi temsilcinin bağımsızlığını zayıflatabilir.

Yeni sistemde parti disiplini yalnızca:

bütçe,

hükûmet programı,

güven oylaması,

temel parti programı

gibi sınırlı alanlarda güçlü olabilir.

Diğer konularda milletvekili seçim bölgesinin ve vicdanının gereğine göre davranabilmelidir.

  1. “SEÇMEN EMANETİ” KAVRAMI

Milletvekilliği makam değil, emanet olarak tanımlanmalıdır.

Her milletvekili göreve başlarken yalnızca Anayasa üzerine yemin etmekle kalmayabilir.

Aynı zamanda kamuya açık bir etik taahhüt imzalayabilir.

Örneğin:

Çıkar çatışmalarını açıklayacağım.

Kamu kaynaklarını şahsi siyasi çıkar için kullanmayacağım.

Seçmenime düzenli hesap vereceğim.

Kampanya finansmanımı açıklayacağım.

Bu hukuki ve etik denetimin parçası olur.

  1. GERİ ÇAĞIRMA HAKKI AMA ÇOK AĞIR ŞARTLARLA

Vatandaş vekilini seçebiliyorsa, olağanüstü durumlarda geri çağırma hakkı da tartışılabilir.

Ancak kolay olmamalıdır.

Örneğin:

Görev süresinin ilk yarısında kullanılamaz.

Yüksek bir imza oranı gerekir.

Bağımsız doğrulama yapılır.

Sonra referandum yapılır.

Bu sistem milletvekilini sürekli popülizme zorlamadan son güvenlik vanası sağlar.

  1. SEÇİM KAMPANYASINDA PARA EŞİTLİĞİ

Dünyaya örnek seçim sistemi zenginlerin yarışı olmamalıdır.

Her aday için harcama sınırı.

Gerçek zamanlı bağış açıklaması.

Anonim büyük bağış yasağı.

Kamu kaynaklarının seçim için kullanılması yasağı.

Dijital reklam arşivi.

Eşit temel yayın süresi.

Bütün bunlar demokratik rekabetin temeli olmalıdır.

  1. YAPAY ZEKÂ VE ALGORİTMALAR DA DENETLENMELİ

Geleceğin seçimleri sadece meydanlarda yapılmayacak.

Sosyal medyada ve yapay zekâ sistemlerinde de yapılacak.

Bu nedenle yeni demokrasi modelinin seçim kanunu:

siyasi reklam algoritmalarını,

bot hesapları,

deepfake içerikleri,

yapay zekâ ile üretilmiş sahte siyasi videoları,

mikro hedefli propaganda yöntemlerini

de düzenlemelidir.

Vatandaş hangi siyasi içeriğin kim tarafından finanse edildiğini bilmelidir.

Bu konu geleceğin demokrasisinin en kritik alanlarından biridir.

  1. SEÇİM GECESİ VERİLERİ TAMAMEN AÇIK OLMALI

Her sandığın sonucu halka açık veri olarak yayımlanmalıdır.

Ancak kişisel oy gizliliği kesin biçimde korunmalıdır.

Siyasi partiler, üniversiteler, medya ve vatandaşlar sonuçları bağımsız biçimde kontrol edebilmelidir.

Demokrasi yalnızca dürüst seçim değil, dürüst olduğuna inanılan seçim gerektirir.

Şeffaflık güven üretir.

  1. SEÇİM KURUMU TAM BAĞIMSIZ OLMALI

Seçim sisteminin kalbi seçim kuruludur.

Atamaları, bütçesi ve karar mekanizmaları hiçbir siyasi tarafın kontrolünde görünmemelidir.

Kurul üyelerinin seçiminde:

yüksek yargı,

üniversiteler,

barolar,

Mecliste nitelikli çoğunluk

gibi çoklu mekanizmalar düşünülebilir.

Amaç siyasi iktidarlardan bağımsız kurumsal güven oluşturmaktır.

  1. SEÇİM ÇEVRELERİNİ BİLGİSAYAR ÇİZSİN, SİYASETÇİ DEĞİL

Çok ileri bir yöntem olarak seçim çevreleri önceden açıklanmış nesnel kriterlerle algoritmik olarak oluşturulabilir.

Nüfus dengesi.

İlçe bütünlüğü.

Coğrafi süreklilik.

Ulaşım.

Doğal sınırlar.

Bu kriterler açık kaynaklı bir sistemle hesaplanabilir.

Sonuç bağımsız kurul ve mahkemelerce denetlenir.

Böylece seçim bölgesi sınırları siyasi hesaplara göre çizilemez.

  1. SEÇİM KANUNUNUN “ANAYASAL KİLİDİ” OLMALI

Seçim sistemi her iktidar değişikliğinde değişmemelidir.

Temel seçim kurallarının değiştirilmesi için örneğin:

Mecliste üçte ikiye yakın geniş uzlaşma

ve

belirli yürürlüğe giriş süresi

aranabilir.

Örneğin seçimden iki yıl önce yürürlüğe girmemiş bir değişiklik bir sonraki seçimde uygulanmaz.

Bu, kısa vadeli siyasi mühendisliği büyük ölçüde önleyebilir.

  1. HER 10 YILDA BİR “DEMOKRASİ KONGRESİ”

Dünyaya örnek olabilecek en farklı fikirlerden biri de budur.

Her 10 yılda bir Türkiye genelinden:

vatandaşlar,

üniversiteler,

hukukçular,

sivil toplum,

siyasi partiler,

gençler,

yerel yönetimler

temsilcilerinin katıldığı geniş bir Demokrasi Kongresi yapılabilir.

Bu kongre seçim sisteminin performansını inceler.

Ancak kendi başına kanun değiştiremez.

Rapor hazırlar.

Önerilerini Meclise ve halka sunar.

Böylece demokrasi kendi kendisini düzenli olarak değerlendirir.

YENİ MODELİN FELSEFESİ

Bu sistemin özü artık yalnızca:

Bir kişi, bir oy

değildir.

Bir üst aşamaya geçiyoruz:

BİR VATANDAŞ, SÜREKLİ SÖZ HAKKI.

Vatandaş:

aday çıkarır,

oy verir,

tercih sıralar,

milletvekilini takip eder,

kanun önerir,

gerekirse referandum ister,

bölgesel toplantıya katılır,

seçim finansmanını görür,

kararların gerekçesini öğrenir.

Bu demokrasiyi sandıktan çıkarıp günlük hayata taşır.

DÜNYAYA ÖRNEK TÜRKİYE MODELİNİN 10 İLKESİ

  1. Temsil kişiselleşecek.
  2. Oy mümkün olduğunca boşa gitmeyecek.
  3. Parti tekeli kırılacak.
  4. Bağımsız adaylık güçlenecek.
  5. Halk kanun gündemine katılacak.
  6. Milletvekili sürekli hesap verecek.
  7. Kampanya parası şeffaf olacak.
  8. Dijital propaganda denetlenecek.
  9. Seçim kuralları siyasi çıkara göre değişmeyecek.
  10. Demokrasi yalnızca seçim günü değil her gün işleyecek.

SONUÇ: 21. YÜZYIL DEMOKRASİSİ NASIL OLMALI?

  1. yüzyıl demokrasisi şu cümle üzerine kurulmuştu:

“Sandığa git ve yöneticini seç.”

  1. yüzyıl demokrasisinin cümlesi daha ileri olmalıdır:

“Seç, izle, katıl, sor, denetle ve gerektiğinde müdahil ol.”

Asıl devrim burada yatmaktadır.

Türkiye gerçekten dünyaya örnek olacak bir demokrasi modeli kurmak istiyorsa Batı’daki veya Doğu’daki sistemlerden birini kopyalamamalıdır.

Dünyadaki iyi uygulamalardan yararlanmalı ama bir sonraki aşamaya geçmelidir.

Temsili demokrasi,
doğrudan demokrasi,
dijital katılım,
vatandaş kurulları,
açık veri,
tercihli oy,
yerel temsil
ve güçlü parlamenter denetim aynı mimaride buluşturulabilir.

O zaman Türkiye dünyaya sadece yeni bir seçim sistemi değil, yeni bir demokrasi anlayışı sunabilir:

“MİLLET SADECE DEVLETİ SEÇMEZ; DEVLETİN İŞLEYİŞİNE SÜREKLİ KATILIR.”

İşte dünyaya örnek olabilecek gerçek yenilik budur.

Ve belki geleceğin demokrasi tanımı şu olacaktır:

Egemenlik milletindir; yalnızca seçim günü değil, her gün.

Yazar