Gülten RAYİMOĞLU
İnsan, yaratılış itibarıyla konuşma yeteneğiyle diğer varlıklardan ayrılır. Ancak bu yetenek, her zaman doğru kullanılmaz. Kimi insanlar, anlam ve fayda taşımayan sözlerle çevresini doldurur. Ancak unutmamak gerekir ki önemli olan çok konuşmak değil, doğru zamanda doğru şeyleri söylemektir.
Dilin keskin bir kılıç olduğu düşünülür; iyi bir konuşma insanı yüceltirken, gereksiz ve anlamsız sözler hem kişiyi hem de çevresindekileri yorabilir. Konuşmanın gücü, bilgi, düşünce ve samimiyetle birleştiğinde etkili olur. Ancak konuşmayı bir üstünlük aracı haline getirenler, genelde kendilerini kibirli bir yolculuğun içinde bulurlar.
Kibir ve Toprak: Tarihin Sessiz Uyarısı
Kibir, insanın içten içe büyüttüğü bir zehirdir. Kibirle yürüyenlerin ayak sesleri genelde daha yüksektir çünkü bu insanlar, egolarıyla her yeri titreteceklerini zannederler. Ancak tarihe baktığımızda, kibirle yükselenlerin bir gün mutlaka düştüğünü görürüz. Zira bu dünya, hiç kimseye ebedi bir taht sunmaz.
Firavunlar, Nemrutlar, krallar, diktatörler… Hepsi bir zamanlar konuşmalarıyla, güçleriyle dünyaya hükmettiklerini düşündüler. Ancak bugün isimleri toprak altındaki kemikleri kadar sessizdir. Kibirle yürüyen herkesin akıbeti aynıdır: Toprak. Çünkü insan ne kadar konuşursa konuşsun, geriye sadece yaptıkları kalır.
Suskunluğun Gücü
Bazen susmak, konuşmaktan çok daha etkili bir mesajdır. Sessizlik, düşüncenin ve bilgeliğin bir yansımasıdır. Çok konuşanlar arasında kaybolan, sakin ve ölçülü bir insan, çevresine ışık tutabilir. Bir bilge der ki: “Ne söylediğin kadar nasıl söylediğin de önemlidir. Ama bazen en güçlü söz, söylenmeyen sözdür.”
Çok Konuşmanın Tuzağı
Gereksiz sözler, insanın yalnızca çevresini değil, kendisini de zehirler. Çünkü çok konuşmak, çoğu zaman düşünmeden konuşmayı da beraberinde getirir. İnsan, ne söylediğini tartmadan, sadece dikkat çekmek ya da bir üstünlük kurmak için konuştuğunda hem değerini kaybeder hem de itibarını. Oysa az ama öz konuşan bir kişi, sözüyle de kişiliğiyle de saygı görür.
Dilin Terazisi: Adalet ve Samimiyet
Konuşmak, bir sorumluluktur. Sözlerimiz, bazen bir kalbi onarabilir bazen de bir hayatı yıkabilir. Bu yüzden, dilimizi bir terazide tartar gibi kullanmalıyız. Kibir, sözlerimizi zehirleyen bir araçtır ve insanları bizden uzaklaştırır. Samimiyet ve alçakgönüllülük ise dilimizi berrak bir su gibi yapar; sözlerimiz dinleyenlere hayat verir.
Son Söz: Toprağın Hatırlattıkları
Kibirle yürüyenlerin ayak izleri bugün görünmüyor çünkü hepsi toprak oldu. Ancak alçakgönüllü ve bilgece yaşayanların isimleri, nesiller boyunca yaşar. Çok konuşmak yerine doğru ve anlamlı konuşmayı seçmek, insanın hem kendisine hem de çevresine verebileceği en büyük hediyedir.
Unutmayalım: Söz gümüşse, sükût altındır. Ama doğru yerde söylenen bir söz, hem altın hem de bir mirastır. Kibirden uzak durup, sözlerimizi sevgi, bilgelik ve samimiyetle süslediğimizde, geride anlamlı bir iz bırakırız. Ve o iz, nesiller boyunca taşınır.

Temizlik Olmadan Refah Olmaz
TUSAŞ ve TİSU Projesi Üzerine Bir Değerlendirme – Sessiz Gelişimin Doktrinel Yansımaları
“Polis” Değil “Bol”: Türk Coğrafyasının Etimolojik Tapusu
Tarih, Masa Başında Uydurulan Masallara Teslim Edilemez!
Tarihin Hafızası, Coğrafyanın Kalbi: Anadolu ve Saçılan Tohumlar
Türkiye Neyi Temsil Ediyor?
Adını Kaybetmeyen Millet