Bulgaristan, seçimlerin ardından yalnızca yeni bir parlamento aritmetiğiyle değil, aynı zamanda siyasal dengeleri yeniden tanımlayabilecek bir kırılma anıyla karşı karşıya. İlk sonuçlar, ülkede uzun süredir devam eden temsil krizinin, parçalı parlamenter yapının ve güven bunalımının yeni bir evreye girdiğine işaret ediyor. Seçim gecesi yapılan açıklamalar, hem sandığın verdiği mesajı hem de bundan sonra kurulacak siyasi denklemin ne kadar hassas olacağını ortaya koydu.
İlk sonuçlara göre “Прогресивна България” yüzde 39,1 ile açık ara önde yer alırken, GERB-SDS yüzde 15,6, PP-DB yüzde 13,4, DPS yüzde 7,5 ve “Възраждане” yüzde 5,1 oy aldı. Bu tablo, yalnızca partilerin aldığı destek oranlarını değil, aynı zamanda Bulgaristan’daki siyasi merkezin nasıl yeniden şekillendiğini de gösteriyor.
Seçim gecesinin en dikkat çekici değerlendirmelerinden birinde, ortaya çıkan tablonun sıradan bir seçim sonucu olmadığı vurgulandı. Yapılan açıklamada, “Bir süreç başladı ve bu süreç hâlâ devam ediyor. Asıl büyük haber bu” denildi. Aynı değerlendirmede, seçmenin temel motivasyonunun GERB ile “DPS–Novo Naçalo” çizgisini iktidardan uzaklaştırmak olduğu belirtildi. Bu yaklaşım, sandık sonuçlarının yalnızca partiler arası yarışa indirgenemeyeceğini; aksine seçmenin, mevcut siyasi statükoya karşı daha kapsamlı bir tepki verdiğini düşündürüyor.
Aynı açıklamada yer alan, “Yarın itibarıyla Bulgaristan yeni bir siyasi aşamaya giriyor. Önümüzde adeta yeni bir hayat var. Her şey büyük ölçüde parlamentoya 5 mi yoksa 6 parti mi gireceğine bağlı. Bunlar ülkenin gelişimi açısından iki ayrı senaryo anlamına geliyor. Temel bir şey oldu; ülkedeki siyasi alan yeniden yapılandı” sözleri ise, seçimlerin yalnızca sayısal bir yarıştan ibaret olmadığını açık biçimde ortaya koyuyor. Gerçekten de Bulgaristan’da son yıllarda tekrarlanan seçimler, kısa ömürlü hükümetler ve istikrarsız koalisyonlar, bu kez daha derin bir yapısal değişimin işaretlerini vermiş görünüyor.
Sandığın verdiği mesaj: Kazanan kadar kaybedenler de önemli
İlk verilere göre en dikkat çekici sonuç, “Прогресивна България”nın açık ara birinci çıkması. Yüzde 39,1’lik destek, yalnızca teknik bir seçim başarısı değil; sistem içi muhalefetin belirli bir kesimde yoğun karşılık bulduğunu gösteren güçlü bir siyasal sinyal. Buna karşılık, uzun süredir Bulgar siyasetinin en belirleyici aktörlerinden biri olan GERB-SDS’nin yüzde 15,6’da kalması, partinin hâlâ önemli bir tabana sahip olmakla birlikte eski hegemonik gücünden uzaklaştığını düşündürüyor.
PP-DB’nin yüzde 13,4’lük sonucu ise seçim gecesinin en çok tartışılacak başlıklarından biri olmaya aday. Çünkü bu koalisyon, son yıllarda Bulgaristan’daki değişim talebinin en görünür siyasi taşıyıcılarından biri olmuştu. Buna rağmen seçim gecesi itibarıyla koalisyonun geleceği belirsizliğini koruyor. Esas soru, bu yapının yeniden iktidar arayışına mı gireceği, yoksa muhalefette kalmayı mı tercih edeceği.
PP-DB’nin geçmişi bu açıdan dikkat çekici. Ortak siyasi format olarak 2023’te şekillenen koalisyon, parlamento seçimlerini kazanamamış olsa da iki kez iktidar deneyimi yaşadı. İlki, Kiril Petkov hükümeti döneminde BSP ve “İma Takıv Narod” desteğiyle gerçekleşti. İkinci ve daha tartışmalı deneyim ise, GERB-SDS desteğiyle kurulan ve kamuoyunda “sглобка” olarak anılan Nikolay Denkov hükümetiydi. Tam da bu ortaklık, koalisyonun seçmen tabanında en büyük tartışma konularından biri hâline geldi. Kampanya boyunca PP-DB, bir daha GERB ve DPS ile ortak yönetime girmeyeceğini açık biçimde ilan etti. Ancak seçim sonuçları, siyasetin teorik söylemlerden çok pratik zorunluluklarla şekillendiğini yeniden hatırlatıyor. Eğer hükümet kurmak için matematik bunu dayatırsa, bu vaadin ne ölçüde korunacağı önemli bir sınav olacak.
Seçim gecesinin gölgesi: Seçim suçları ve devletin verdiği rakamlar
Seçimlerin ardından ortaya çıkan bir başka büyük başlık ise, seçim suçlarına ilişkin olağanüstü yüksek sayıdaki ihbar ve soruşturma oldu. Açıklanan verilere göre, belirli siyasi partiler lehine işlendiği öne sürülen seçim suçlarına dair ihbarlar arasında DPS 631 bildirimle ilk sırada, GERB ise 318 ihbarla ikinci sırada yer aldı. Bunları daha düşük sayılarla “Възраждане”, “Прогресивна България”, BSP, PP-DB, “Величие”, ITN ve MEÇ izledi. Yetkililer, bunların dışında çok sayıda ihbar bulunduğunu, ancak bu dosyalarda ilgili siyasi yapının açık biçimde belirtilmediğini de duyurdu.
En çarpıcı veri ise oy satın alma iddialarına ilişkin toplam 2974 ihbarın kayda geçmiş olması. Resmî açıklamaya göre bu sayı, 2024’teki son parlamento seçimlerine kıyasla yaklaşık üç kat artış anlamına geliyor. Bu artış, İçişleri Bakanlığı tarafından vatandaşların kuruma duyduğu güvenin yükselmesi olarak yorumlandı. Ancak siyasi açıdan bakıldığında mesele yalnızca güven artışıyla açıklanamayacak kadar karmaşık. Zira bu tablo, aynı zamanda seçim süreçlerinde baskı, yönlendirme ve organize oy devşirme girişimlerinin ne ölçüde yaygınlaştığına dair ciddi soru işaretleri yaratıyor.
Rakamlar bu kaygıyı daha da büyütüyor. Seçim suçları kapsamında 614 soruşturma dosyası açıldı; bu, Ekim 2024 seçimlerine göre 5,5 katlık bir artış anlamına geliyor. 425 kişi gözaltına alındı; önceki seçimde bu sayı 72 idi. Yalnızca seçim suçlarıyla bağlantılı olarak 6728 uyarı tutanağı düzenlendi. 270 özel polis operasyonu gerçekleştirildi. Ayrıca, dokunulmazlığa sahip adayların seçim suçlarına karışmış olabileceği şüphesiyle 72 savcılık dosyası Ulusal Polis Genel Müdürlüğü’ne iletildi.
Bu veriler, Bulgaristan’da seçim güvenliğinin artık tali bir konu olmadığını, doğrudan demokrasi kalitesiyle bağlantılı yapısal bir mesele hâline geldiğini gösteriyor.
Lom ve Varna dosyaları: Yerel ağlar, para ve nüfuz ilişkileri
Açıklanan veriler arasında öne çıkan bazı somut vakalar, seçim suçlarının niteliğine ilişkin daha açık bir tablo sunuyor. En dikkat çekici örneklerden biri, Lom Belediye Başkanı hakkında başlatılan soruşturma oldu. Dosyada oy satın alma girişimine ilişkin veriler bulunduğu, olayla bağlantılı bir ses kaydının mevcut olduğu ve 11 tanığın hâkim huzurunda ifade verdiği açıklandı. Bu tür bir dosya, seçim süreçlerindeki yerel siyasi ağların yalnızca söylenti düzeyinde değil, doğrudan adli soruşturma konusu olacak ölçüde görünür hâle geldiğini ortaya koyuyor.
Bir diğer çarpıcı örnek ise Varna’da yürütülen operasyon. Yetkililere göre burada operasyonun en büyük mali sonucu elde edildi; yaklaşık 200 bin avro ele geçirildi. Olayla bağlantılı olarak, aralarında bir belediye meclis üyesinin de bulunduğu dört kişi gözaltına alındı. Bu dosya, seçim suçlarının yalnızca bireysel para dağıtımıyla değil, daha örgütlü ve mali kapasitesi yüksek yapılar üzerinden de yürütülebileceğine işaret ediyor.
Siyasi liderlerden ilk mesajlar: Belirsizlik ve zorunlu gerçekçilik
Seçim sonrası açıklamalar, siyasi aktörlerin temkinli bir pozisyon aldığını gösteriyor. Cumhurbaşkanı Rumen Radev, medya karşısında yaptığı kısa değerlendirmede, özellikle Yüksek Yargı Kurulu’nun (VSS) değiştirilmesi gibi başlıklarda PP-DB ile ortak bir yönelimin oluşmasını umduğunu belirtti. Gelecekte kurulabilecek koalisyonlar konusunda kesin konuşmaktan kaçınan Radev, nihai sonuçlar ortaya çıkmadan yorum yapmanın erken olacağını söyledi. Bununla birlikte, Bulgaristan’ın yeniden seçime gitmemesi gerektiğini vurgulayarak, azınlık hükümeti dâhil farklı formüllere açık olduğunu ifade etti. “Tekrar seçime gitmemek için elimizden geleni yapacağız. Bu Bulgaristan için yıkıcı olur. Bu, krizden krize sürüklenmek anlamına gelir; oysa ülkenin bu krizlerden çıkması için ciddi biçimde çalışılması gerekiyor” sözleri, seçim yorgunluğunun devletin en üst düzeyinde de hissedildiğini gösterdi.
GERB lideri Boyko Borisov ise sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda destek veren seçmenlere teşekkür etti ve partisinin durum değerlendirmesini, daha önce “Jelyazkov” hükümetinin istifasıyla birlikte yaptığını söyledi. Borisov, “Koalisyon yok, ilkesiz birleşmeler yok. Seçimi kazanmak başka şeydir, yönetmek başka. Seçimler kimin birinci olduğunu belirler ama kimin yöneteceğine müzakereler karar verir. GERB hem iktidarda olabilir hem muhalefette. Siyasette de hayatta da sabır gerekir” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, bir yandan sert bir ilke vurgusu içeriyor gibi görünse de, öte yandan müzakere kapısını bütünüyle kapatmayan esnek bir siyasi dil taşıyor.
5 partili mi 6 partili mi parlamento?
Seçim gecesinde en çok tekrarlanan vurgulardan biri, parlamentoya 5 ya da 6 partinin girip girmeyeceğinin belirleyici olacağı yönündeydi. Bu vurgu son derece önemli. Çünkü Bulgaristan’da son yıllarda hükümet kurma süreçleri yalnızca ideolojik yakınlık ya da seçim zaferiyle değil, milimetrik sandalye hesaplarıyla şekillendi. Parlamentodaki her ek parti, koalisyon ihtimallerini hem çoğaltıyor hem de zorlaştırıyor. Bir yandan daha fazla kombinasyon ortaya çıkıyor, diğer yandan siyasi parçalanma derinleşiyor.
Eğer meclis daha dar bir yapıyla oluşursa, göreli olarak daha net bloklaşmalar ve daha hızlı pazarlık süreçleri mümkün olabilir. Ancak parti sayısı arttıkça, küçük aktörlerin veto kapasitesi büyür, hükümet kurma süreci uzar ve azınlık hükümeti ya da dışarıdan destek formülleri daha olası hâle gelir. Bu nedenle seçim gecesi yapılan “iki ayrı senaryo” vurgusu, sadece teorik bir siyasi tespit değil, doğrudan hükümetin kaderini belirleyecek bir denklem olarak okunmalı.
Bulgaristan nereye gidiyor?
Ortaya çıkan tablo, Bulgaristan’ın basitçe bir iktidar değişikliği yaşamaktan çok, siyasal meşruiyetin yeniden dağıtıldığı bir döneme girdiğini düşündürüyor. Bir yanda seçmenin eski güç merkezlerine duyduğu tepki, diğer yanda seçim suçlarına ilişkin çarpıcı rakamlar, ülkenin hem temsil hem de hukuk devleti başlıklarında derin bir sınav verdiğini gösteriyor.
Bu seçimlerin asıl sonucu belki de bir partinin birinci olması değil; Bulgaristan toplumunun artık eski denklemlerin otomatik biçimde sürmesini istemediğini yüksek sesle göstermesi. Ancak seçim sonuçları tek başına yeni bir dönemi garanti etmiyor. Esas mesele, bu tablonun ardından nasıl bir hükümet kurulacağı, hangi ilkelerden vazgeçileceği ya da hangilerinin korunacağı ve seçim gecesi dillendirilen “yeni siyasi aşama”nın gerçekten kurumsal dönüşüme yol açıp açmayacağı olacak.
Bulgaristan şimdi kritik bir eşikte duruyor. Sandık, değişim arzusunu ortaya koydu. Fakat bu arzunun kalıcı bir siyasal düzene dönüşüp dönüşmeyeceğini, önümüzdeki günlerde başlayacak koalisyon temasları, yargı ve seçim güvenliği tartışmaları ve partilerin kendi seçmenlerine ne kadar sadık kalacağı belirleyecek.
Bultürk Haber Merkezi

Bursa’da Rumeliye Geçiş ve Kırcaali Belgeseli
Çocukları Değil, Kendi Hikâyemizi Büyütüyoruz
Турският вот: определяща сила или балансиращ фактор?
Türk Oyları: Bulgaristan Siyasetinin Sessiz Merkez Gücü