Rafet ULUTÜRK
Bugün 9 Mart. Dünyaya merhaba dediğim gün.
İlk kez annemin sıcak kucağında huzur bulduğum, babamın şefkatli elleriyle tanıştığım gün…
O gün belki ben farkında değildim ama onlar için hayat yeni bir anlam kazanmıştı. Gözlerinde sevinç, yüreklerinde umut, belki de uykusuz gecelerin, emek dolu günlerin başlangıcıydı benim doğumum.
Nenemin dizinde uyuduğum, dedemin korumasında büyüdüğüm günler dün gibi.
Bir zamanlar küçücük bir fidandım, şimdi kök salmaya başlayan bir ağaç…
O zamanlar ben yürümeyi öğrenirken, annemle babam gözlerindeki umutla benim ilk adımlarımı bekliyordu. Yemeden yediren, giymeden giydiren, uykusuz geceleri göze alan o yüce gönüllü insanlar… Onların hakkını nasıl ödeyebilirim?
Bugün benim doğum günüm. Yıllar birbirini kovaladı, zaman akıp geçti. Annem, babam, kardeşlerim… Belki kilometreler var aramızda ama yüreğimde her zaman benimleler. Sevdiklerimden gelen mesajlar, dostlarımın sıcak tebessümü, çocuklarımın sevgisi… Bunlar, bu günü anlamlı kılan en büyük armağanlar.
Ama doğum günleri sadece kutlama değil, aynı zamanda bir muhasebe günüdür. Dünya sahnesinde iz bırakmadan geçip gitmek mi, yoksa ardımızda güzel hatıralar, iyiliklerle dolu bir miras bırakmak mı? Önemli olan yaşarken iz bırakmak, bir garibanın yüzünü güldürmek, bir yüreğe dokunmak…
İnsan öldüğünde değil, unutulduğunda gerçekten ölür.
Eğer bir gün ardımızdan güzel izler kalırsa, işte o zaman ölümsüzleşiriz.
Bugün benim doğum günüm.
Ama aslında bugün sadece benim değil, bana emek veren herkesin günü.
Sevgiyi, fedakârlığı, emeği, hayatın anlamını bana öğretenlerin günü…
Bu dünyaya bir iz bırakabilmek ümidiyle, herkese selam ve sevgiler…
_______________________________________________________
Doğum Günüm ve Zamanın Sessizliği
Bugün benim doğum günüm,
Ama bir kutlama mı, yoksa bir hatırlatma mı?
Zaman usulca akarken,
Ben bir yaş daha ekledim ömrüme.
Ellerimde bir mum alevi,
Bir ışık yanıyor ama ne için?
Yaşamak sadece nefes almak mı,
Yoksa geride bir iz bırakmak mı?
Bugün özgürce bu topraklarda yürüyorum,
Ama yarın belki de toprağın altında olacağım.
Öyleyse bu dünyaya sıkı sıkı sarılmaya,
Geçici şeyler için hırslanıp üzülmeye ne gerek?
İnsan sadece doğduğunda yaşamaz,
Asıl hayat, ardında ne bıraktığınla anlam bulur.
Toplumlara faydalı işler yapan ölmez,
Adını değil, iyiliğini yaşatmak gerek.
Zaman ne hızla akıp gidiyor,
Bugün varız, yarın kim bilir?
Beni yaşatacak olan,
Anılarda bıraktığım güzel bir iz…
Bugün benim doğum günüm,
Ama aslında hepimizin.
Her yeni gün, bir başlangıç,
Ve her başlangıç, bir iz bırakma fırsatı.
_____________________________________________
Zamanın Gölgesinde
Bugün benim doğum günüm,
Ama aslında zamanın bir oyunu bu.
Güneş aynı doğdu, rüzgâr aynı esti,
Sadece ben, biraz daha eski…
Bir mum daha yandı pastada,
Ama ne değişti sahi?
Dün gibi hatırlıyorum çocukluğumu,
Dizlerimdeki yaralar bile silinmedi hâlâ.
Günler mi beni kovaladı,
Yoksa ben mi onlara yetişemedim?
Zaman, ince bir nehir gibi,
Ellerimden kayıp gitti.
Kutlamalar, mesajlar, tebessümler…
Ama içimde bir fısıltı:
“Önemli olan yaşamak değil,
Yaşarken iz bırakmak.”
Bir yaş daha aldım, evet,
Ama gerçekten büyüdüm mü?
Öğrendiklerim, öğrendiklerimi unuttuklarım,
Düşlerim, düşlerime kattıklarım…
Bugün benim doğum günüm,
Ama ben aslında hiç doğmadım.
Her gün yeni bir ben doğuruyor hayat,
Ve her gün eski bir ben ölüyor.
Zamanın gölgesinde,
Beni yaşatacak olan,
Sadece bıraktığım izler olacak.

Bursa’da Rumeliye Geçiş ve Kırcaali Belgeseli
Çocukları Değil, Kendi Hikâyemizi Büyütüyoruz
Турският вот: определяща сила или балансиращ фактор?
Türk Oyları: Bulgaristan Siyasetinin Sessiz Merkez Gücü