İbrahim SOYTÜRK
Türkiye ile Bulgaristan arasında güvenlik alanında atılan her yeni adımı yalnızca iki komşu ülkenin polis teşkilatları arasındaki teknik iş birliği olarak görmek eksik olur. Çünkü Türkiye–Bulgaristan sınırı artık yalnızca iki devletin sınırı değildir. Aynı zamanda Balkanlar ile Anadolu’nun, Avrupa Birliği ile Türkiye’nin ve Avrupa’ya uzanan ana kara güzergâhlarının kesiştiği stratejik bir güvenlik hattıdır.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin Bulgaristan İçişleri Bakanı Ivan Demerdzhiev ile Sofya’da yaptığı görüşmenin ardından verdiği mesaj bu nedenle önemlidir: Türkiye ve Bulgaristan; sınır ötesi organize suç örgütleri, uyuşturucu kaçakçılığı ve düzensiz göçle mücadelede ortak eylemlerini genişletme iradesi ortaya koymuştur. Görüşmeler sırasında iki ülkenin kolluk eğitim kurumları arasındaki iş birliğine ilişkin bir mutabakat da imzalanmıştır.
Bu gelişme doğru okunursa mesele yalnızca “suçluları yakalamak” değildir.
Mesele, Balkanlar’da ortak bir güvenlik mimarisi kurabilmektir.
Suç Artık Sınır Tanımıyor, Devletler de Tek Başına Mücadele Edemez
Geçmişte organize suç denildiğinde belli şehirlerde veya ülkelerde faaliyet gösteren yapılar akla gelirdi.
Bugün tablo değişmiştir.
Uyuşturucu bir ülkede üretiliyor, başka bir ülkeden geçiriliyor, üçüncü ülkede dağıtılıyor. Para dördüncü ülkede aklanıyor. Örgüt yöneticileri beşinci ülkede yaşayabiliyor.
Kaçakçılık, insan ticareti, kara para, siber suç ve organize suç giderek birbirine bağlanmaktadır.
Dolayısıyla suç uluslararası hale gelmişse güvenlik iş birliğinin de uluslararası hale gelmesi gerekir.
Türkiye ile Bulgaristan’ın yapmaya çalıştığı tam olarak budur.
Bulgaristan Kapısı Avrupa Kapısıdır
Türkiye açısından Bulgaristan sıradan bir komşu değildir.
Kapıkule–Kapitan Andreevo hattından başlayan güzergâh Balkanlar üzerinden Orta ve Batı Avrupa’ya ulaşmaktadır.
Bu nedenle Bulgaristan sınırında sağlanan güvenlik aynı zamanda Avrupa’nın iç güvenliğine katkı sağlar.
Bulgaristan’ın Schengen sistemine tam katılımıyla birlikte bu sınır hattının stratejik önemi daha da artmıştır. Türkiye, Bulgaristan ve Yunanistan arasındaki düzensiz göçle mücadele mekanizması da bölgesel güvenlik iş birliğinin önemli unsurlarından biri haline gelmektedir.
Buradan çıkarılması gereken sonuç açıktır:
Türkiye’nin sınır güvenliği ile Avrupa’nın güvenliği birbirinden ayrı düşünülemez.
Bu gerçek Ankara’nın elindeki diplomatik ağırlığı da artırmaktadır.
Organize Suçla Mücadelede Yeni Dönem
Görüşmenin belki de en önemli taraflarından biri, sınır aşan yeni nesil suç örgütlerine yönelik ortak mücadele vurgusudur.
Çünkü organize suç örgütleri artık yalnızca sokakta faaliyet göstermiyor.
Finans sistemini kullanıyorlar.
Sosyal medyayı kullanıyorlar.
Kripto varlıklardan yararlanıyorlar.
Sahte şirketler oluşturuyorlar.
Birden fazla ülkede birbirine bağlı hücreler kuruyorlar.
Bu nedenle yalnızca polisiye operasyon yeterli değildir.
İstihbarat paylaşımı, mali takip, mal varlığı tespiti, suç gelirlerinin dondurulması, hızlı iade mekanizmaları ve ortak soruşturmalar birbirini tamamlamak zorundadır.
Bulgaristan tarafının yasadışı yollarla elde edilen mal varlıklarının belirlenmesi ve geri alınmasında Türkiye ile iş birliğini gündeme getirmesi bu açıdan ayrıca önem taşımaktadır.
Suçlular İçin Balkanlar Güvenli Liman Olmamalıdır
Organize suç örgütlerinin kullandığı en önemli yöntemlerden biri ülkeler arasındaki hukuk ve uygulama farklılıklarından yararlanmaktır.
Bir ülkede aranan kişi başka ülkede saklanabiliyorsa suç örgütleri kendilerine hareket alanı oluşturur.
Bu nedenle suçluların iadesi kritik önemdedir.
Görüşmeler sırasında açıklanan rakamlara göre Bulgar makamları Türkiye’nin aradığı 89 kişiyi iade etmiş, 19 kişinin iade süreci devam etmiş; Türkiye ise Bulgaristan’ın aradığı 24 kişiyi iade etmiştir.
Bu rakamlar iki ülke arasındaki güvenlik iş birliğinin yalnızca diplomatik açıklamalardan ibaret olmadığını göstermektedir.
Ama hedef daha ileriye taşınmalıdır:
Balkanlar hiçbir suç örgütü için kaçış coğrafyası olmamalıdır.
Uyuşturucuyla Mücadele Bir Milli Güvenlik Meselesidir
Uyuşturucu kaçakçılığı yalnızca polisiye bir mesele değildir.
Bir ülkenin gençliğini hedef alan uyuşturucu aynı zamanda milli güvenlik tehdididir.
Çünkü uyuşturucu ağı;
suç ekonomisi üretir,
aile yapısını bozar,
gençleri kaybettirir,
kara para oluşturur,
organize suç örgütlerini finanse eder.
Türkiye’nin coğrafi konumu nedeniyle Asya–Avrupa güzergâhlarının kesişme noktasında bulunması Ankara’ya büyük sorumluluk yüklemektedir.
Bulgaristan ise Avrupa’ya açılan önemli kara güzergâhlarından biridir.
Dolayısıyla Türkiye–Bulgaristan iş birliği güçlendiğinde yalnız iki ülkenin sokakları değil, Avrupa’ya uzanan geniş bir coğrafya korunmuş olacaktır.
Düzensiz Göç Konusunda Ortak Akıl
Düzensiz göç konusu da yalnızca sınırdan geçen insanların sayısından ibaret görülemez.
Asıl mücadele edilmesi gereken yapılardan biri insan kaçakçılığı ağlarıdır.
Çünkü çaresiz insanların umutlarını paraya çeviren uluslararası suç örgütleri vardır.
Türkiye, Bulgaristan ve Yunanistan arasındaki iş birliği bu noktada geliştirilmelidir.
Fakat burada önemli bir denge kurulmalıdır.
Kaçakçılık örgütleriyle mücadele edilirken göçmenlerin temel insan hakları korunmalıdır.
Güçlü devletin göstergesi yalnız sınırı koruması değildir.
Hem sınırını hem hukukunu koruyabilmesidir.
Polis Akademilerinin İş Birliği Neden Önemli?
Sofya temaslarında Türkiye ve Bulgaristan’ın kolluk eğitim kurumları arasında iş birliği mutabakatı imzalanması geleceğe dönük önemli bir adımdır.
Çünkü güvenlik yalnız bugünün operasyonlarıyla kurulmaz.
Yarının güvenlik kadrolarını yetiştirmek gerekir.
Ortak eğitimler zamanla;
ortak operasyon kültürü,
ortak terminoloji,
tecrübe paylaşımı,
kriminal inceleme kapasitesi,
siber suç uzmanlığı,
sınır güvenliği teknolojileri
ve karşılıklı kurumsal güven oluşturabilir.
Bugün iki polis akademisinin iş birliği olarak başlayan süreç yarın Balkanlar çapında güvenlik eğitim ağına dönüşebilir.
Türkiye–Bulgaristan–Yunanistan Üçgeni
Gelecekte kurulması gereken yapı aslında daha geniştir.
Türkiye, Bulgaristan ve Yunanistan Balkanların en kritik güvenlik üçgenlerinden birini oluşturmaktadır.
Üç ülke arasındaki siyasi sorunlar ayrı tutulmalı; organize suç, uyuşturucu, insan kaçakçılığı, terörizm, siber suç ve sınır güvenliği konularında kalıcı mekanizmalar kurulmalıdır.
Devlet aklı bunu gerektirir.
Çünkü suç örgütleri devletler arasındaki siyasi anlaşmazlıklardan faydalanır.
Devletlerin görevi suç örgütlerine bu alanı bırakmamaktır.
Ortak İstihbarat Merkezi Kurulabilir
Bir sonraki aşamada Türkiye ile Bulgaristan arasında sürekli çalışan bir Ortak Sınır ve Organize Suç Koordinasyon Merkezi kurulması değerlendirilebilir.
Bu merkez;
şüpheli şahıslar,
araçlar,
uyuşturucu rotaları,
insan kaçakçılığı ağları,
sahte belgeler,
silah kaçakçılığı,
kara para hareketleri
ve sınır ötesi organize suç yapılanmaları hakkında hızlı bilgi paylaşımı sağlayabilir.
Suç örgütleri saatler içinde ülke değiştirebiliyorsa devletlerin haftalar süren yazışmalarla cevap vermesi mümkün değildir.
Yeni güvenlik anlayışının temel kelimesi hızdır.
Suçun Parasını Takip Etmeden Suç Bitmez
Modern organize suçla mücadelede önemli bir gerçek vardır:
Suçluyu yakalamak yetmez.
Parasını da bulmak gerekir.
Çünkü örgütün finans kaynakları duruyorsa yakalanan kişinin yerine yenisi gelir.
Bu nedenle Türkiye–Bulgaristan iş birliği zamanla mali suçlar ve kara para alanında da derinleştirilmelidir.
Bankacılık hareketleri, şirket bağlantıları, taşınmazlar ve suç gelirleri hukuk çerçevesinde ortak takibin konusu olmalıdır.
Strateji basittir:
Suç örgütünün insan kaynağını yakala, lojistik ağını kes, parasını dondur.
Üçü birlikte yapılmadığında mücadele eksik kalır.
Balkanlar Bir Suç Koridoru Değil, Güvenlik Kuşağı Olmalıdır
Balkanlar tarih boyunca doğu ile batının geçiş alanı olmuştur.
Bu coğrafyanın kaderi kaçakçılık güzergâhı olmak değildir.
Doğru iş birliğiyle Balkanlar Avrupa’nın en güçlü güvenlik kuşaklarından birine dönüşebilir.
Türkiye burada merkezi ülke konumundadır.
Bulgaristan ise Türkiye’nin Avrupa’ya açılan en önemli kapılarından biridir.
Bu nedenle Ankara–Sofya güvenlik hattının güçlenmesi yalnız iki devletin çıkarı değildir.
Balkanların tamamının yararınadır.
Türkiye İçin Stratejik Fırsat
Türkiye’nin bu iş birliğine yalnız güvenlik açısından bakmaması gerekir.
Güvenlik diplomasisi dış politikanın önemli araçlarından biridir.
Bir ülke komşularına güvenlik sağlayabiliyorsa siyasi etkisi de büyür.
Türkiye;
savunma sanayi,
istihbarat,
sınır güvenliği,
terörle mücadele,
organize suçlarla mücadele
ve düzensiz göç yönetiminde önemli bir tecrübeye sahiptir.
Bu kapasitenin Balkan ülkeleriyle paylaşılması Türkiye’nin bölgedeki stratejik ağırlığını artırabilir.
Yeni Yüzyılın Güvenlik Formülü
Artık güvenlik anlayışı değişmektedir.
Eskiden devletler yalnız kendi sınırlarını korurdu.
Bugün sınırın ötesindeki gelişmeleri de takip etmek zorundadır.
Çünkü uyuşturucu sınır tanımıyor.
Organize suç sınır tanımıyor.
Siber saldırılar sınır tanımıyor.
İnsan kaçakçılığı sınır tanımıyor.
O halde devletlerin güvenlik iş birliği de sınır tanımamalıdır.
Türkiye ile Bulgaristan arasında başlayan yeni güvenlik döneminin esas değeri burada yatmaktadır.
Komşuluk Güvenlikle Güçlenir
Türkiye ile Bulgaristan yüzlerce kilometrelik bir sınırı, asırlara uzanan bir tarihi ve milyonlarca insanın sosyal, ekonomik ve kültürel ilişkilerini paylaşmaktadır.
Komşuluk yalnız ticaretle kurulmaz.
Güvenle kurulur.
Güven ise ortak mücadeleyle güçlenir.
Mustafa Çiftçi–Ivan Demerdzhiev görüşmesinden çıkan mesaj bu nedenle değerlidir:
Suç örgütleri sınırları kullanarak devletlerden kaçamayacaksa devletler birbirlerine daha hızlı ulaşmalıdır.
Önümüzdeki dönemde hedef yalnız Türkiye–Bulgaristan iş birliğini artırmak olmamalıdır.
Daha büyük düşünülmelidir.
Türkiye–Bulgaristan–Yunanistan hattından başlayarak Balkanları kapsayan yeni bir güvenlik mimarisi kurulmalıdır.
Ortak istihbarat…
Ortak eğitim…
Ortak operasyon…
Ortak mali takip…
Ortak sınır güvenliği…
Ve en önemlisi ortak siyasi irade.
Çünkü güçlü sınırlar yalnız tel örgülerle kurulmaz.
Güçlü sınırlar, güçlü devletler ve birbirine güvenen kurumlarla kurulur.
Türkiye ile Bulgaristan arasındaki yeni güvenlik iş birliği doğru geliştirilirse Balkanlar bir suç geçiş coğrafyası olmaktan çıkarak Avrupa ile Türkiye arasında güçlü bir barış ve güvenlik kuşağına dönüşebilir.

Kosova’da Savaş Döneminden Kalma Muhtemel Toplu Mezarda 3 Kişinin Kalıntıları Bulundu