Rafet ULUTÜRK
Bulgaristan siyasetinde yıllardır süren tuhaf düzen artık iyice görünür hâle geldi. Türklerin oylarıyla var olan, Türk kimliğinin taşıyıcısı olduğunu söyleyen Hak ve Özgürlükler Hareketi’nin başına bugün bir Bulgar oturdu. Evet, yanlış duymadınız: Türk partisinin başında Bulgar var. Ve daha da tuhafı kimseden ses çıkmıyor.
Bu manzaraya bakınca insan sormadan edemiyor:
Nasıl oldu da bu toplumun siyasi iradesi bu kadar kolay teslim edildi?
Dün Doğan’ın Gölgesinde, Bugün Peevski’nin Önünde
Kırcaali’de yaşanan karşılamalara bir bakın…
Dün Ahmed Doğan’ın yanında fotoğraf karesine sığmak için birbirini ezecek kadar hevesli olanlar, bugün Peevski’nin gelişinde “protokol dizilişi” yapmış.
Kürsüde söz almak için yarışanlar, şimdi başlarını eğip sıraya geçmiş durumda.
Halk bunu görmüyor mu sanıyorlar?
Ne yazık ki yıllardır “koltuk siyaseti” yapan kadroların refleksi değişmedi:
Kimin eli güçlüyse onun yanına geçmek.
İlke yok, onur yok, kimlik hassasiyeti yok…
Sadece koltuğun gölgesi var.
Bu Sessizlik Bir Sonuçtur
Türk partisinin başına Bulgar getirilmesi elbette bir tercih değil; bir sonuçtur.
Yıllarca lidere bağlanan, talimatla hareket eden, düşünme refleksi törpülenmiş bir siyasi yapı bugün kendisini adeta fişten çekilmiş bir makine gibi buldu.
Gün geldi, partiye Bulgar başkan atandı ama karşı çıkan olmadı.
Çünkü yıllarca “lider ne derse o” kültürü, siyasi omurgayı eritti.
Ve en acısı, bugün bu sessizliğe imza atanlar, yarın Türk halkının karşısına geçip yine oy isteyecekler.
Türk Seçmeni Otomatik Değildir
Türk toplumunu yıllarca “otomatik oy makinesi” olarak görenler, bugün yanılgının bedelini ödüyor.
Halkın bilinci yükseldi.
Kimse artık kimliğini vitrin süsü yapmaya çalışanların arkasında sorgusuz yürümüyor.
Artık şu gerçekle herkes yüzleşmek zorunda:
Türk seçmeni artık koltuk için değil, temsil için oy istiyor.
Kimliğinin ciddiye alınmasını, onurunun korunmasını, sesi olunmasını bekliyor.
Başkanlık Mühendisliği
Peevski’nin gelişi sadece iç politik manevra değil.
Bu, Bulgar derin devletinin, Avrupa kulislerinin ve uluslararası dengelerin ortak mühendisliğidir.
Doğan’ın yıllarca kurduğu yapının ömrü doldu; yerine “yeni düzen için uygun görülen bir vitrin” kondu.
Peki Türk halkı bu oyunda nerede?
Hiçbir yerde. Çünkü kararı veren Türk halkı değil, Türk halkı adına konuşanlar oldu.
Bulgarlarla Türkler Aynı Noktaya Geliyor
Son yıllarda ilginç bir gerçek ortaya çıktı:
Aynı düzen en çok Türkleri yordu ama Bulgarları da tüketti.
1989’da Türkler ayağa kalkmıştı.
Bugün ise Bulgarlar tepki veriyor.
Bu iki halk yıllarca birbirine karşı değil, aslında aynı mekanizmanın dişlileri arasında ezildi.
Bugün bunu herkes görüyor.
Bu yüzden 2026 seçimleri, sadece bir siyasi tercih değil, iki halkın da “bu düzen bizi temsil etmiyor” deme seçimidir.
2026: Değişimin Eşiği
Bu kış Bulgaristan siyasetinde sıcak geçecek.
Sıcaklık kavga değil, hesaplaşma değil;
toplumun kendi kaderine sahip çıkma iradesinin ısısıdır.
Türkler bu kez kendi gerçek liderlerini arıyor.
Kitlesel “uyanış” sessiz ilerliyor ama derin.
Kimliğini temsil etmeyenlere karşı öfke büyüyor.
Bu sessizlik fırtına öncesi sessizliktir.
Başkanın Kim Olduğu Değil, Sessizliğin Kendisi Sorundur
Türk partisinin başında Bulgar olması elbette tartışılır.
Ama asıl büyük tehlike, buna tepki göstermesi gerekenlerin susmasıdır.
Çünkü susanlar, bu halkı yıllarca temsil ettiğini iddia edenlerdir.
Unutulmasın:
Türk halkı sustuğunda değil, susturulmaya çalışıldığında daha da güçlenir.
Ve bu kez tarih bir kez daha yazılacaksa, bunu yazacak olan halkın kendisidir — kimliğine sahip çıkan, iradesine yeniden dönen o büyük kitle.

Kazakistan’da Referandum İçin Tüm Sandıklar Hazır
İsrail Ordusu: İran’ın Nükleer Programıyla Bağlantılı Tesise Saldırı Düzenlendi
Bulgaristan ile ABD Uzmanları Vize Muafiyeti Sürecindeki İlerlemeyi Görüştü
Uygunluk Belgelendirme Sürecinde Görev Alacak Uzmanlar Kamu Seçimiyle Belirlendi
İran’ın Kıbrıs ve Türkiye’ye Yönelik Saldırıları Güvenlik Endişelerini Artırdı
Bulgaristan ve Yunanistan İş Birliğini Derinleştiriyor
12 Mart: İstiklal Marşı’nın Kabulü
Bultürk Derneği İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde “Rumeli’ye Geçiş” Konferansı ve “Kırcaali Efsanesi” Belgesel Gösterimi Düzenlendi
Şehit Selçuk Gürdal Anadolu Lisesi Öğrencilerinden Derneğimize Ziyaret