Hamiyet ÇAKIR

Bir gün uyanırsın…
Her şey yerli yerindedir aslında—
Sokaklar, evler, insanlar…
Ama bir şey eksiktir.

Adın durur,
Ama anlamın gitmiştir.

Ne bir yasak vardır o gün,
Ne bir zorbalık…
Kimse sana “sus” demez artık.

Ama sen yine de konuşmazsın.

İşte en büyük kayıp böyle başlar.

Ey genç…

Sana kimliğini unutturan şey,
Bazen baskı değil—
rahatlıktır.

“Gerek yok” dersin…
“Zaten biliyoruz” dersin…
“Ne değişecek ki?” dersin…

Ve bir gün bakarsın:
Hiçbir şey kalmamış.

Sen,
Bir dilin son cümlesi olabilirsin…
Ya da yeniden başlayan ilk kelimesi.

Aradaki fark,
Senin kararındır.

Senden öncekiler,
Korkarak yaşadı belki…
Ama unutmadı.

Sen korkmuyorsun artık—
Ama unutuyorsun.

İşte asıl tehlike burada.

Bir kitap düşün…
Yazılmış, okunmuş, yaşanmış…
Ama kimse devamını getirmiyor.

Sen o kitabın son sayfası mısın?
Yoksa yeni bir bölüm mü?

Ey genç…

Kimse sana “Türk ol” demiyor artık.
Ama kimse sana “unut” da demiyor.

Sen kendin karar veriyorsun.

Ve en ağır yük budur.

Bir gün çocukların sana sorarsa:
“Biz kimiz?” diye…

Ne diyeceksin?

Bir hikâye mi anlatacaksın…
Yoksa sadece susacak mısın?

Uyanmak bazen bağırmak değildir.
Bazen sadece hatırlamaktır.

Bir kelimeyi,
Bir duayı,
Bir geçmişi…

Ve belki de her şey,
şu basit soruyla başlar:

“Ben kimim?”

Eğer cevabın varsa…
Hiçbir şey kaybolmaz.

Ama yoksa…

İşte o zaman,
en büyük sessizlik başlar.

Yazar