BİLİMİN İZİNDE

Yazı Dizisi – 16

Göklerde bir devrin sessizce sona yaklaştığını izliyoruz. UH-1… Vietnam’dan Anadolu’nun dağlarına uzanan, askeri havacılığın en tanıdık siluetlerinden biri. Yarım asrı aşan hizmet ömrüyle yalnızca bir helikopter değil, bir doktrin, bir alışkanlık, hatta bir kültür oldu.
Ancak teknoloji alışkanlık tanımaz. Bugün UH-1’ler için geri sayım, pilot koltuğundan başlıyor.

İnsansız sistemler artık sadece “geleceğin konsepti” değil; bugünün operasyonel gerçeği. İHA’larla başlayan dönüşüm, kara ve deniz platformlarından sonra şimdi döner kanatlı hava araçlarına uzanıyor. UH-1 gibi çok amaçlı, nispeten basit ve dayanıklı bir platformun insansızlaştırılması bu yüzden şaşırtıcı değil; aksine kaçınılmaz.

Bu dönüşümün arkasındaki temel neden net: insan hayatını riske atmadan görev icra edebilmek. Personel taşıma, lojistik ikmal, yaralı tahliyesi, sınır gözetleme, afet sonrası keşif… UH-1’in yıllardır üstlendiği görevlerin önemli bir kısmı, yüksek riskli ama karmaşıklığı görece düşük görevler. Otonomi ve uzaktan kontrol teknolojileri bu görevleri artık bir pilotun reflekslerine muhtaç olmadan yerine getirebiliyor.

Elbette mesele sadece “pilotu çıkar, bilgisayar koy” kadar basit değil. İnsansız UH-1 konsepti; uçuş kontrol yazılımlarından yapay zekâ destekli engel algılamaya, siber güvenlikten veri linki sürekliliğine kadar çok katmanlı bir mühendislik alanı gerektiriyor. Ancak burada önemli bir avantaj var: UH-1 yıllardır bilinen, sınırları, zayıf ve güçlü yönleri defalarca test edilmiş bir platform. Bu da onu, yeni nesil insansız döner kanatlı sistemler için ideal bir deneme tahtası hâline getiriyor.

Asıl tartışma teknik değil, zihinsel. Askerî kültürde pilot, sadece aracı kullanan kişi değildir; sahadaki kararı veren, inisiyatif alan, anlık duruma göre riski tartan aktördür. Bu rolü algoritmalara devretmek, özellikle geleneksel hava kuvvetleri için ciddi bir paradigma kırılması anlamına geliyor. Fakat aynı tartışmayı yıllar önce savaş uçaklarında İHA’lar için de yapmıştık. Bugün sonuç ortada.

İnsansız UH-1’ler, insanlı helikopterlerin tamamen sonu anlamına gelmeyebilir. Ancak görev dağılımı kökten değişecek. Pilotlar daha karmaşık, daha yüksek durumsal farkındalık gerektiren görevlerde kalırken; rutin, tehlikeli ve tekrar eden görevler otonom sistemlere devredilecek. Bu da hem operasyonel sürekliliği artıracak hem de maliyetleri düşürecek.

Geri sayım tam olarak burada başlıyor. UH-1’in metal yorgunluğu değil mesele; zihinsel dönüşümün yorgunluğu. Sorulması gereken soru artık “İnsansız helikopter olur mu?” değil. “Bu dönüşüme ne kadar hazırız?”

Gökyüzü boşluk kabul etmez. Ve görünen o ki UH-1’ler, bir kez daha havacılık tarihinin kırılma noktalarından birinde yer almaya hazırlanıyor.
Bu kez kumandada bir insan değil, satır satır yazılmış bir gelecek var.

Yazar