İktidarın, makineyle oylamaya alternatif olarak tarayıcı cihazları gündeme getirmesi kamuoyunda ciddi soru işaretleri yarattı. İktidar cephesi, kendi seçmenlerinin bir bölümünün kâğıt oy pusulasını tercih ettiğini savunurken, tarayıcı sistemlerin devreye girmesiyle oy sayımında yaşanan zorlukların ve manipülasyon ihtimallerinin azalacağını öne sürüyor. Ancak değişikliğin uygulanma biçimi ve zamanlaması, uzmanlar ve muhalefet tarafından eleştiriliyor.

İlk büyük endişe, tarayıcı cihazların temini için öngörülen sürenin yetersizliği. Mevcut oy verme makinelerinin tedarikçisi Smartmatic’i temsil eden Ciela Norma’nın ortaklarından Veselin Todorov’a göre, mart ayı sonunda yapılması muhtemel bir seçim için bu cihazların satın alınarak yetiştirilmesi neredeyse imkânsız. Todorov, yaklaşık 12 bin cihazdan söz edildiğini ve bu miktarın üretiminin en az dört ay sürdüğünü belirtiyor. Bu nedenle tek seçeneğin kiralama olduğunu vurguluyor. İTN milletvekili Stanislav Balabanov da tarayıcıların kiralanması ihtimalini dile getirirken, çoğunluğun bir Amerikan şirketiyle görüştüğünü ima etti. Toşko Yordanov ise aralık ayında sürecin “son aşamaya geldiğini” açıklamıştı.

Yetki MSK’dan Alınıyor mu?

Mevcut sistemde oy verme makinelerinin temini ve depolanmasından Merkez Seçim Komisyonu (MSK) sorumlu. Önerilen değişiklikle birlikte bu görevlerin Bakanlar Kurulu ve devlete ait “Bilgi Hizmetleri” AŞ’ye devredilmesi öngörülüyor. Yeni cihazların satın alınması, yazılımı, depolanması, bakımı ve nakliyesi tamamen bu kuruma bırakılacak; denetim ise Bakanlar Kurulu tarafından yapılacak.

MSK’ya ise sistem yazılımının uygunluk sertifikasyonunu organize etme ve cihazların kullanımına izin verme görevi veriliyor. Ancak uzmanlara göre taslak metinde ciddi bir boşluk bulunuyor: “Bilgi Hizmetleri”nin kaynak kodu, derleme süreci ve kriptografik tanımlayıcıları MSK’ya hangi süre içinde sunacağı net değil. Bu durum, sertifikasyonun zamanında tamamlanamaması riskini doğuruyor.

Mevzuata göre MSK, seçimden en geç 30 gün önce siyasi partiler, adaylar, gözlemciler ve uzmanlar için yazılımın kaynak koduna ve uygunluk belgelerine kontrollü erişim sağlamak zorunda. Ayrıca her seçim bölgesinde cihazların en az yüzde 5’i test edilmeli, hatalar giderilmeli ve sonuçlar seçim öncesinde kamuoyuna açıklanmalı. Kısa süre içinde tüm bu işlemlerin tamamlanıp tamamlanamayacağı belirsizliğini koruyor.

“Asıl Amaç Makineyle Oylamayı Bitirmek mi?”

Bazı uzmanlar, bu karmaşık ve zaman baskısı altındaki düzenlemenin asıl amacının MSK’yı tarayıcı sistemini uygulayamaz hâle getirmek olduğunu düşünüyor. Bu senaryoya göre, süreç başarısız olursa oylama tamamen kâğıt pusulaya dönecek. PP lideri Asen Vasilev de iktidardaki partilerin hedefinin oy sayımını kolaylaştırmak değil, makineyle oylamayı tamamen ortadan kaldırmak olduğunu savunuyor.

GERB lideri Boyko Borisov ise partisinin tarayıcı cihazları desteklediğini belirtirken, geçici hükümetin bunu başaramaması hâlinde mevcut Seçim Kanunu’nun korunmasının “en iyi seçenek” olduğunu söyledi.

Güvenlik ve Manipülasyon Kaygıları

PP-DB, tarayıcı sisteminin geçmişte kullanılan bazı seçim manipülasyonlarını yeniden mümkün kılabileceği uyarısında bulunuyor. Bunlar arasında, pusulanın sandıktan çıkarılıp başka bir seçmene verilmesi gibi yöntemler de yer alıyor. Tarayıcı kullanımında pusulaya vurulan ikinci mührün kaldırılması ve pusulanın katlanmaması zorunluluğu, bu endişeleri artırıyor.

Veselin Todorov’a göre tarayıcı sistemler teknik açıdan da daha karmaşık. Yazıcı ve flaş bellekli mevcut makinelerin yanı sıra mekanik bir tarayıcının da yönetilmesi gerektiğini belirten Todorov, bunun geçersiz oy riskini artırabileceğini söylüyor.

Boşa Giden Milyonlar

Halihazırda kullanılan oy verme makineleri, GERB hükümeti döneminde 60 milyon levadan fazla bir bedelle satın alındı. Seçim olmayan dönemlerde yalnızca depolama için aylık yaklaşık 50 bin leva harcanıyor. Tarayıcı sistemine geçilmesi hâlinde bu makineler büyük ölçüde atıl kalacak. Todorov, mevcut makinelerin en az 14 yıl daha güvenle kullanılabileceğini, şimdi devre dışı bırakılmaları durumunda ekonomik ömürlerinin yalnızca dörtte birinin kullanılmış olacağını vurguluyor.

Bultürk Haber Merkezi

Yazar